Page 84 - Diyarbakır Barosu Herkes İçin Adalet Projesi Hukukun Üstünlüğü Seminerleri
P. 84
tarihsel bir şey dedi, bir perspektif ve kavrayışla da, biraz da hazin, "Aman dikkat -
doğru, bir halk var, milyonlarca da insan var, siyasal ifadesi, kültürel ifadesi sorunlu ve
bugüne gelmiş duruyor". Orta yerde cenaze duruyor. Kalsın mı? Yani işte Müslümanlar
ya da Hıristiyanlar kaldırırlar cenazeyi. Şimdi nasıl kaldıracağız bunu. "Yok mu
sayacağız bunu. Şimdi hocam bize bir şey önersin. Desin ki "Kürtler vazgeçsin bu işten
arkadaşlar. Bu iş bitmiş", ya da Hırant Bey'in dediği gibi "haklarınızı savunun, ama
dikkat edin". Ne öneriyor Hocam? 30 mu derler,40 mı derler,20 mi derler, 10 mu
derler, Kürtler var, ben o sayıya çok da saplanmak istemıyorum. Sosyolojik bir gerçek
var, orta yerde duruyor. Tarihi de hepimiz biliyoruz. Ne öneriyor? Evet sorum bu.
Ahmet İnsel: Ben Hrant'ın kaldığı yerden devam edeyim. Sonra sizin
söylediklerinize geçerim. Eğer bir kültür, bir dinT kimlik, bir cemaat başka bir kültürün,
başka bir dini kimliğin, başka bir cemaatin baskısıyla, saldırısıyla yok olmaya mahkCım
olmuşsa, burada "insani" bir refleks görülmez. Burada kendini savunma içgüdüsü öne
çıkar. oradaki o saldırgan unsur, yok etmeye çalışan unsur karşı taraftaki kendini
savunma içgüdüsünü, kendini var etme içgüdüsünü ve onun yöntemlerini haliyle meŞru
kılar. Saldıran kesim saldırıya uğrattığı kesimi de insanın insanlığı boyutunda değil,
cemaatin kendini hayat ettirme boyutunda var olmaya indirgenmiş bir savunmaYa
mahküm eder. O cemaat gelişemez. O cemaat kendini savunma kaygısına düştüğü
andan itibaren insanın yaratıcılık tarafını kaybetmiştir. Var olma mücadelesi vermek,
var olanı korumak, ölmemek mücadelesidir, gelişme mücadelesi değildir. Böyle bir
ablukaya alınmış cemaat veya kimlik, gelişmek mücadelesinde değildir. Bu savunma
içgüdüsüne teslim olmaya mahküm olmuş, kendini var etmenin ötesinde
düşünemeyecek hale gelmiş grubun davranışını milliyetçilik olarak değerlendirdiği-
86

