Page 87 - Diyarbakır Barosu Herkes İçin Adalet Projesi Hukukun Üstünlüğü Seminerleri
P. 87

ikincisi, kültürel  değerlerimizi  mutlaklaştlrmamak,  haklarımızı  ararken  küItürel
        değerlerimizi  mutlaklaştlrmamak  gereğidir.

          Elbette  Türklerin  Türkiye'deki  egemen  sınıfın, Türkiye'deki  hakim  zümrenin,
       Türkiye'nin  Osmanlı  geleneğinden  gelen  hakim millet  konumunu  elinden bırakmak
        istemeyen  Müslüman-  Sünnilerin, ki Türkler  Ve Kürtler eski millet-i  hakimenin  bir
        parçaslydllar,  Cumhuriyetten  sonraki  ayrlşmasl,  çatlşması  sorunu  çetrefiIleştirdi.
       Türkiye'de  Cumhuriyetin  hakim  unsuru  konumunda  olan  zümrenin  diğerleri  üzerinde
       oluşturduğu  tahakküm  bugün sorunun  ana kaynağldlr.  Sorunun  ana kaynağl  derken
       sadece bugünün  pratiklerini  değil, geçmişteki pratikleri  de sorunun ana kaynaklan
       içinde yer aldığlnı  belirtmeliyilim.  Örneğin  Kürtçe eğitiminin  özel  okullarda,  özel
       dershanelerde  serbest  bürakülması,  30 sene  önce  olsaydl,  40 sene  önce  olsaydl  belki
       bir  çözüm  olacaktl. Bugün  artlk bunun yeterli  çözüm  olmayacağını  biliyoruz.  Çünkü çok
       başka  bir yasaklamanın,   çok  başka bir baskının  arkaslndan  gelecek  olan  telafi,  o baskl
       ve yasaklamanın  boyutlarlnl  telafi edecek  boyutta  olmalldır.  Aksi takdirde bu sadece
       YarayallJ'z  basmak  olur, kanamayı  durdurursunuz  ama  yarayl  daha da derinleştirirsiniz.
       DolaysIyla  dil konusunda haklar,  dilin kullanlml  Ve öğrenimi  konusundaki  haklaı  elbette
       Türkiye'de tartlşllmaz  bir biçimce Kürtlere,  Ermenilere,  Ermenilerin  okullannda  öyle  bir
       sorun  yok ama,  varsa  diğer  unsurlara  tanlnmalldIr.  Bu sadece  Kürtlerin  sorunu  değildir.
       Daha  gene|  olarak, Türkiye'deki  sorunu  sadece Türkler ile Kürtler  arasında bir sorun
       olarak tarif edersek kaçlnllmaz  olarak  çatlşmaya  sürükleniriz.  Sorunu  Türkiye
       Vatandaşlarlnın  ortak  sorunu  olarak  tanlm|amak  zorundayüz,

          Bir ortak dilin  altlnda  birçok farklı  dil olabilir. Resmi  dilin tek olmasl  toplumda Ve
       hatta  resmi  alanlarda  gerekirse  farklı  dillerin  kullanIlmaslnl  engellemez.  Resmi  alanda
       resmi dil Ve sadece resmi dil kullanllacaktlr  dediğiniz andan itibaren, dil sorununu
       türban sorunu  kadar katü  bir duruma  getiririz.  içinden  çlkamadlğlmlz  kamu  alanlarü,
       kamusal  a|anlar,  özel alanlar  sorunu  dil konusunda  daha  çetrefil  biçimde  önümüze
       gelir.  Dilin  öğrenilmesi  Ve kullanllmasl  hakkı  temeldir. Anadil olarak  kullanıldığı  zaman
       anadilin  illa ana dil yani  egemen  dil eğitimi olarak  Verilmesi  gerekmez,  ama  bir ana dilin
       bir dil olarak öğretilmesi  elbette  önemlidir.  Bunun  yanında Türkiye'de   çok  ilginç bir
       pratik  Var. Biraz önce bahsettiğim  üzere,  çok  kültürlülük  nasll engellenir  derseniz,
       Verebileceğim  bir örnek.  Biliyorsunuz,  Türkiye'de  ben  çocuğumu,  böyle bir niyetim  yok
       ama, Rum okuluna  Veremem.  Yasaktlr.  Ermeni  okuluna  da Vermem. Yasaktır.  Niye
       yasak,   çünkü  Ermeni  okuluna  sadece Ve sadece  annesi  ve babası  Ermeni  olanlarln
       çocukları   gidebilir.  Demek ki Ermeni  okuluna  veremiyorum.  Ben  çocuğumun  Türkçenin
       yanlnda  Ermenice  öğrenmesini  istiyorum.  Çünkü  o  çok  kültür|ü  dünya  iÇinde, onun o
       Ermeni  kültürü  içinde  de yetişmesini  istiyorum.  işte milliyetçiliğin  o baskıcı,  bağnaz,
       dogmatik tavrl  burada  ortaya  çlk|yor.  Din değiştirir  gibi addediyor  benim  çocuğumun
       Ermenice  öğrenmesini.  Nasll din değiştirmek  ağ|r bir suçsa  Müslümanllkta,  onu aynl
       şekilde  bir millet  değiştirmek  olarak  algllIyor  Ve yasakllyoruz.

          ikincisi siyasal  alandır.  Ben konuşmam  uzadlğl  için o konuya  girmemiştim.  Çok
       kü|türlülüKen  ziyade biz  çoğulculuk  ilkesini  savunmalüylz.  Siyasal  anlamda  çoğulculuk
   82   83   84   85   86   87   88   89   90   91   92