Page 79 - Diyarbakır Barosu Herkes İçin Adalet Projesi Hukukun Üstünlüğü Seminerleri
P. 79

mağdurudur|ar  ki bu mağduriyet  kimliği  onlara baskın bir biçimde Trabzon'da  örneğin
       baskın  bir biçimde hakim olabilmektedir?  Toplumsal  barışın nasıl  olabileceği
       konusunda   çok  bir  şey  söylemedim.  Ama toplumsal barışın  nasıl  mümkün
       olamayacağı,  neler yapı|ırsa mümkün  olamayacağı,  nerelerden  konuya  girilirse,
       nerelerden  çözüm  aranırsa  mümkün  olmayacağı  konusunda  zannediyorum  iyi kötü
       birkaç  örnek  verdim.  Teşekkür ediyorum.
          Sezgin  Tanrıku|u:  Teşekkürler sayın hocam. Gerçekten  de iyi bir tartışma  noktası
       yaka|adık  milliyetçilik  ve  çok  kültürlülük  ile ilgili. Yani  çok  kültürlülüğün  geçtiği  yer,
       Kanada,  ABD ve Avustralya  daha sonra  Batı Avrupa'da  tartışılmaya  başlanmış.
       Özellikle  197O'lerden  sonra, göç almasından  sonra tartışılmaya  başlanmış  ve
       konuşulmaya  başlanmış,  işte Almanya'da, Fransa'da.  Fransa'da  daha sonra olmuş.
       Özellikle  mağrip ülkelerinden  gelen göçmenlerin  yoğun  bir  şekilde   göç etmeye
       başlamasından  sonra tartışılmaya  başlanmış.  Bu politikalar  ne ölçüde  kadim
       zamandan beri burada  olan bizler için bir  çözüm  olabilir? Yani tartışılabilir  mi,
       tartışılmaz  mı? İşte tablo ortada.  İyi bir tartışma  noktası  yakaladık.  Daha  sonra
       katılımcılardan  da katkı alacağız.  Belki bu kavramların  daha da içeriğini doldurmaya
       çalışacağız.  Ben üçüncü sözü  sevgili  Hrant  Dink'e vermek isiyorum.  Buyurun.

                                  Hrant  Dink:  Ben önce hepinizi  selamlıyorum.  Teşekkür
                               ederim beni de buraya davet ettiğiniz  için. Diyarbakır'a
                               üçüncü gelişim.  Düşündüklerimi  söylemeye  geliyorum.
                               Ahmet Hocanın bıraktığı,  ya da işaret ettiği bir noktadan
                               başlamak  istiyorum.  Bu onun söylediklerine  karşı bir
                               söylem  mi olur ya da onu destekleyen  bir söylem  mi olur,
                               onu bilemiyorum.  Bir de  şunu  yapmaya  çalışacağım
                               sunumun boyunca. Bir akademisyen  değilim,  tamamen bir
                               düz mantıkla  düşüncelerimi  anlatmaya  çalışacağım.  Belki
                               kavramlardan  ziyade  pratik örneklerle  konuşmalar  verip,
                               aslında kendi kendimizi nasıl sorgulamalıyız  konusunda
      açıklamalar  yapmaya  çalışacağım.

         Dünyada insanın  en kolay söylediği, bütün  insanların en kolay söylediği cümle
      "Canım hepimiz  insanız".  Evet bu en kolay  söylenen  söz. ortak kimliğimiz,  çok,  çok
      kolay bir söz. Ahmet Hoca  iyi bir noktaya  temas etti. Aslında hepimiz hayvanız. O
      hayvanlığı aşağılamak  açısından  değil ama hayvanların  o ilkeli  güdüleriyle  hareket
      edişini anlatan,  "canlılarız"  anlamında.  Ben öyle  algılıyorum.  Tam  da o anlamda  söyledi
      sevgili hocam. Peki "ilkel olan, hayvana ait her  şey  kötü müdür?"  sorusunu da sormak
      gerekmez mi?  ya  da yanlış  mıdır  diye sormak  gerekir, ya da gayri doğal mıdır  diye
      sormak  gerekir.  Her ilkeli hayvanın,  canlının  -  buna  bitkiler  de dahil- temel var oluş
      nedenlerinden  biri kendilerinden  önce kendilerine  aktarılanı,  kendilerinden  sonrasına
      aktarmaktır.  Yani devamlılık  ve sürekliliktir.  Yani soyunu devam ettirmektir. Buna kültür
      de diyebilirsiniz  rahatlıkla, insanı içine katarsanız.  Kültürünü  devam ettirmek  sorunu.



                                                                                81
   74   75   76   77   78   79   80   81   82   83   84