Page 107 - Diyarbakır Barosu Toplumsal Barışın İnşası Sivil Bir Anayasa Arayışı
P. 107
0!ü*i odM: A..rd t çotjlofuı ı05
dığmı belirttim. Keşke Iiberal bir etki altında olsaydr, o ziunan itİ.tzllmmızı a},n yapaİ,
dık. Ben bu tasla&n bile halen çok ulus-devletçi. ıek kimlikçi, Kemalist bir ideolojinin
fena haIde bashsı alünda yapıldı8uu düşünüyorum. DolaFsıyla heniiz öyl€ tiberal bir
tartlşmaya giİecek bir zemind€ bduşmuş değiliz-
Birey hangi cemaate 8ireceğin€ kendisi karar verebilir, dini inancüna İendisi ıaİar
verebilir, bu konuda özgiirlüğe sahiptir 8ibi anıayşlar vardır, Bünlar yapüldüF zaman
otomaıiknan bunun zalen bir cemaatleşme öz8ürlüğiine de gidebileceğine dair bir
bekienti ile kaİşılanıyor, çok dolaylı bir şekilde dinsel ço$rlculuğun gerçekleşeceği
varsa}dtyor, Dinsel çoğulculul bir so§yoloiik sonuç olaraİ çJoğında kaİşımıza iti.az
edemeyec€gimiz bir geİçek olaİak itiraf edilniş oluyor. Biliyoİsunuz modem anaya_
sa, gruplan diklate a]mayan dünyarun üretti$ bire}ler arasında bir söreşmedir. 82
anayasasında dinveücdan hürriyeti ile ilgili durum şudur: "Herl(es vicdan, dini inanç
ve kanaaı hürriyetine sahiptir, 14, madde hükümlerine aykın olmamal şarüyla, iba,
det, aln v€ dini ıöİenler serbe§tlir." Burada bİ hususun a]n çiziImesi gerekiyor. Din
özgürlüğii düzenıemelerind€ki karşt varsayım şö},iedir: ortada insanları belli bir din€
zorla sokmaya çalışan dinler, ıarikadar sanki pusu kurmuşlar insanlan zo a bir dine
çaFrmaya çalüşmaktadlİ. Anayasa onlara kaİşı sanki birel koruyan bir alan çziyor.
Elbette bire}ieri koru},rrcu bu ttjr düzen]em€lere de ihtiyaç vaİdır ama bu ana}asanın
bülün diline bu kadar nasıl sinebilir gerçeken ha}Tet bir şeydir. Yani dini cemaa(ler
sanld m€şruiyeti d€vlet tarafndan büşedilen biİ şey olarak 8örülüyor, Halbü]ki şöyle
bir anayasa dililazüm bize: "Dini özgürIük bi[haİtlr, çijnkü din demekcemaat demek_
lir, cemaati olmayan din olmaz."
Din, gerçiCumhuriyeıin ilktanımlarında "din veücdan özgülügii" şeklindetantm,
landığrndan, tamamen bir "ücdan işi" olarak insan il€ Allah arasında bir ilişki olarak
göriilmüştür. oysa yapay bir örgtitlenmeye 8itmeyen hiçbir din olmaz, çünkü din her
zaman kendi dindaşlanyla birİkte bir cemaat oluşturma},ı hedefleyen veyahut ancak o
şekitde işleyen, çalışan bir mekanizmadır. Dolayslyla din özgürlügii dediğiniz zaman
bir insana "sen istediğin gibi inanabilirsin" demek bir lütuf degildir. Din öz8ürlüğii
a}.nl zamanda öryüdenebilmeyi, cemaatleşebilme özgürlü$inü de kapsaİ doğat ola_
raİ, eğ€r bö}te bir şeyi kaPsamryorsa buna din öz8ürlüğii demenin hiçbir arılaml yok.
Fakat din özgürlüğiinün bu halı}ie bil€ sanki bahşedilmiş bir şey gibi görünmesi ger,
çekt€n anayasa dilimizin en önemli sorunudur- Bıı 82 anayasasünün dilinin sorunudur,
6l anayasasırun dilinin sorunudur, önümüzdeki bu yeni taslakta da çok fafklü bir şey
yoki sanki din öz8ürlüğü tanınan bir şey. cı/sa bü çok doğal biİ haktır, Amerika Ana-
yasasının benim çokhoşuma giden birdilivardüİ. o metind€ in§anlann sahip olduğu
haklar o kadar doğal ve önceden veriiidir ki, hatTan kalırsın|z. Haklarla ilgili m€sela
ifade dili ştıdur: "Hiç kim§€ hiçbir şekilde bu hatü ksütlalamaz ve ancak şu şart]aİ_
da hsüdanabilir." Bu dil bize şunu söylüyor: o haİ zaten var, devlet o hath vermiyor
o halkü hiç kimse kısıtlayamaz, krsltlanlrsa ancal şu şartlarda kısıtlanabilir. Bizde ise
mesela din özgürlüğiinde, haknn varlığ ıabd edilir ama hemen aİka§ından 'sakün ha

