Page 256 - Diyarbakır Barosu Türkiye'de Kürtler Barış Süreci İçin Temel Gereksinimler
P. 256
Anadilin öğrenımi, ana İahminde başlayan Ve yaşam boyu sür€n bir 5ür€ce tekabül ader, Eğer
herhangi bir ö2ür sö2 konusu değil i5€ anadilin öğrenilm€si boyük oranda 6 yaşına kadar ta-
mamlanlr. 6 yaşlndaki bir çocuk, kendini anadili ile çok rahat ifade edebilir düzeydedir. Bir
diğer anlatlmla, çocuğun benmerkezc] dönemi (Piaget'ye görc) ile anadilin öğrenildiği dönem,
aynr €vıelere denk gelir.
Bu yoİümlardan özetle şu sonucu çlkarabiliriz: Çocuğun anadili jle ki§ilik o|uşumu ve bilişs€l
gelişimi araslndaki ilişkı, toplumsal yapllanmayl da etkiliyor. 8u durumda. anlaşllır olabjl-
mek, bir diğer anlatlmla 5ağllkll loplumun fertleri olarak yaşanabilir bir ortama kavuşabil-
mek için anadil eğitimi önündekı engeller kaldırlimalı; anadil ile eğitim bir€ysel d€ğil, kol€ktif
bir hak kullanlml olarak ele allnmalldlr.
Çünkİ çOcuk, toplumu kendi anadili il€ tanlyor; toplum içind€ anadili ile §ekill€n]yoİ. Bunun
baskrlanmasl çOcukta kişilik bozukluğuna Ve urun vadede toplumsal rahatslzlığa yol açabiliyor.
Batlll toplumlarda mülteci çoğ]klan üzerinde yapllan çallşmalarda, anadil ile psikososyal bo
zukluklar aragnda jlişkileri tespit eden baz bilim adamlan, bu bozukluklarln temelinde yatan
etkenlerin bir kl5mlnln, ancak anadil ile ifade edilebilen bazl ö2qün 9ö2ler olduğunu 96rü]yor.
Kişinin ancak kendi anadıli ile ifade edebildiği barl deyimsel sözcük]eri mü]teci olarak bulun-
duğır toplümda kullanamayan Ve kişilik borukluğU yaşayan çocuk ve genç hastalar, bu nedenle
bir müddet tamamen kendi dilini konu9nlarla bir arada tutularak geçişli yöntemlerle tedavj
ediliyor, Ba!l toplumlann bir küsrnlnda pilot uygulamalarla mülteci çocuklan ile yerli halkln
bir arada eğitim gördükleri ikidilli anaslnıflan 0luşturulmas nln temelinde bu baklş açlsl yatar.
Aı{ADiL soRUİ{U iLE ToPLuIrsAL soRuİ{LAR ARASıı{o^ 8ELil6iı{
lLiş(İLER vARDıR
Anadil sorunun! ağjrl kl olarak yaşayan toplum]arda anadil sorunı]nun büyüklüğü ile toptum-
sal sorunlarln büyüklüğü araslndaki ilişki de bundan bağlmslz değil.
Bu bağlamda Türkiye'deki mevcüt durumu ele allnca, daha karmaşlk bir ilişkiler ağınln oldu,
ğunu 9öİebiliyOruz.
Her şeyden önce Türkiye'de, Türkçe dlşındaki tüm yerel, etnik ve ulusal dill€r yasaklaidü.
Cumhuriyet ile aynl yaşta olan bu yasaklar, geçmişteki gibi belirgin olmasa bile bugün d€
ağlfllkla devam ediyor. Bugün için bireysel dil yasağlndan öte, dilin kullanlm alanlan ile i]9ili
ciddi ve etkili yasaklardan söz edebiliriz. Hatta günümüz için, dilin tamamen yasaklandlğl dö_
nemlerde bile bunca etkiii olmayan bir asimilasyon 5ürecinden 5ö, etmek mülnkündül,
Dili kolektif bir hak olarak ele almayan baklş açtsl, anadili jle egemen dil araslnda daha ço_
cukluk döneminde baskllanmaya başlayan bir neslın oluşmaslna yol açlyor. Bu duİum, toplum_
sal rahat§lzllğln artmaslndan öte bir işlev görmemektedir. Devam edegelen bu durum, yaşa,
nan sorunu ortadan kaldlrmayacağl gibi kampla§may artlracak ve İaman iQinde yalnlz k;§ilik
olu§umundaki bozukluklara değil, aynl zamanda yaşanan ciddi toplumsal sorunlaİln daha da
bnyümesjne y0l açabil€cektir. Dikkat çeİmek gerekir ki bu gerçeklik yalnl2 Kürtler açlslndan
değil, Türkiye'de diğer ulusal, etnik ve yer€l di]leri konuşan halklar açlslndan da geçerlidjr.
29

