Page 231 - Diyarbakır Barosu Türkiye'de Kürtler Barış Süreci İçin Temel Gereksinimler
P. 231
liğın söz konusu olduğunu söylem€k mümkündür. Aynca, ulus-devletlerin kendileİi de en azln-
dan ulusal V€ya bölge§el-azlnllklara kaQl daha kabul edici olmak için kendi kiiltüİel az]n
llk ,iyasetlerini yeniden yorumlama yoluna gitmektedirler. Bu, çoğu ulus-devletın, kültürel
azlnlıklardaki elit zİmrenin çok seviyeli yönetişim yapıslna dahil edildiği genel korporatist
tavn ile uyumludur. Ve son olarak, yenı hümaniter §iyaset perspektifleİ]nin 9€liştirilmesi, ar
tk küçük çapll semboli2m€ taklIlp kaldlğl söylenemeyecek biçimde, aksine ana aklmdakiyay-
qln bir toplumsal olay olarak Avrupa'nln toplumsal dokusunun tüm unsurlannln katlllmlyla
9erçekl€şmektediİ.
Külürelazlnllklalsiyaseti ve azlnllk dilleri siyaseti açıslndan, hükümetin çok seviyelj işleyişi
şunlardan oluşan bir ağ vasltaslyla gerçekleşir: Ulırsal, böl9e5,1 ve yerel hükümetler ve ku,
rumlar, azlnlük ortamlarlndaki arlnllk kuruluşlarl Ve siyasj girişimcileİ, sivil toplum kurı]lu§-
lan Ve Avrupa ve ulüslaİarasl klrum Ve kurı]lıJşlar. Bu devletüstü kuruluşlal bütün diğer sevi-
yelerdeki kültürel azlnllk dil siyas€tlerinin den€tim ortamlna aşağl yukarl denk düştn bir İol
üstlenir V€ aynca önemli ölçüde mali destek sağlarlar.
Dördüncü çallşma hipotezi, Avrupa devletIerindeki göçmen azlnl]klann statüsü ile ilgiljdir,
Vaka incel€melerinin çoğunda bu tiir azlnllklann oluşum süreçlerinden geçmiş veya geçmekte
olduğu qösterilmiştir. Bu süreçl€r ikinci hatta üçüncü kuşak göçmenlerde bile yaşanmaktadır,
Bu,ınlamda,9öç geçmişlj kültür€l azlnllklann yerli ulusal-veya bölgesel-Avrupall azrnllk
hareketleri qeleneğine dahil edilmeleri ve böylece ianlnmlş azlnlük oluşumu statüsü edinmeleri
qerektiği varsayılmlştlr. Ancak, durum böyle değildjr. Avrupa Konseyi'nin ulusal ve bölgesel
azlnllklarla il9jli anlaşmalarlnln çerçev€si.e qöçmen kültürel azlnllklar dahil edilmemiştir, Bu
anlaşmalara a2lnllk dillerinin korunmasl ile ilgili olanlar da dahildir, Büı anlamda, bu proj€de
incelenen gtçmen kültürel azlnllklardan bir tanesi bile Avrupalı ü]lus-devletıer taraflndan ka,
bul .dilmiş d€ğildir. incelemelerin gösteldiği gibi, bu göçmen kültürel a2lnllk grırplannln so-
runlarlnln !e deneyimlerinin ulüsal-veya bölgesel--azlnllklarlnkin€ benzer nitelikt, olmasl
veherikisinindeözellikleazlnllkdill€rimeselelerininmı]kayeseedilebil]rolmasIbeklenebilir.
Gerçekten de, bu iki çeşit azlnllk grubu aras ndaki farklar azlnllk gruplan arasündaki diğ€İ
farılar ıadar açıı< olmayabilir. Örn€ğin, bazl göçmen azlnllklar ve ulusal azınllklar €tnik sıya-
set konusunda benzer gelenekl€re sahiptir. Djğerleİi ise kendi kültürel azlnllk konumlannln
bilincine yenı yeni varmaİtadlrlar ve bu nedenle topluluk örgütlenmelerini tamamlama, kül
türl.rara$ slnlr siyas€ti ve kurumsal bağlantllar kuİma gibi işlerle uğraşmaktadırlar, 8u iki
a2ırllk türü dil m€selesinde de benzer soİunlar yaşamaktadlrlar, Bu sorunlann ö2ellikle ya-
şandlğl alan, ulus-d€vlet ortamlnda ortak bir dili kullanmanln sağladlğ1 lüzumlu işlevselljkten
,arg.ç.eı,rırin ı"naı alı gel€neklerini sİrdürmektir, Ayİıca, topluluk örgütlenmesinin v€ siya
5i İlobilizasyonun geliştirilmesi her iki kültürel azlnllk türün' de ilgilendim,ktedir, Nitekim,
günümüzün kültürel azınllk siyasetlerini ilgilendir€n siyasi çerçevesinde hem gjçin€n azlnllk
Iar h€m de ulusal, veya bölges€l a2lnllklar giderek artan bir rol oynamaktadlrlar,
Projenin açlk sonuçlaından biri, azlnllk dilleri siyasetı konusunda bir değişim döneminin or-
taslnda old;ğumuzdur- 199o'll ylllardan bel], işin içine 9iren meseleler hakkında kurumlarda
ve cevlett€ yeni b;r bilinç oluşmuştur. Y€ni yapllar yaratllmakta olup, çeşitli hğkümet kıJruluş,

