Page 72 - Diyarbakır Barosu Herkes İçin Adalet Projesi Hukukun Üstünlüğü Seminerleri
P. 72

oldu. İşte HEP  ile SHP arasındaki  ittifak  maalesef  hüsran|a  bitti, işte 4 arkadaşımız  10
        yıl hapis yattılar.  Kimi yurt dışına  gitti, bir arkadaşımız Batman'da  öldürüldü,  yani  çok
        hazin  bir hikAyeydi  o. Ve ondan  sonra  da doğrusu  bu ilişkilerin  onarılması,  her iki halkın
        siyasal  güçlerinin,  demokrasiden  yana siyasal  güçlerinin  bir ortak  programda  bir araya
        gelmesi  bugüne kadar  da mümkün  olamadı.  Bütün  bunların olabilmesi  için de, elbette
        ki son 30 yılın gerçeği ile yüzleşmek  ve toplumsal  barış meselesini  daha  soğukkanlı  bir
        biçimde  tartışmak ve bunun  için de Kürtlerin siyasal ve kültürel haklarının  nasıl
        sağlanacağını  gündeme  koymak  gerekiyor.  Bunun için de empatiye  ihtiyacımız  var.
        ortak  değerlerimiz  var ve ortak  tarihi anılarımız var, Kürtler  ve Türkler  açısından.  Bu
        böyledir  diye düşünüyorum,  yani  bugün Türkiye'de  yaşayan  Kürtlerin  elbette  ki artık bir
        tek kimliği  yok, yani  bir başka  kimliğimiz  de var, bir etnik kimliğimiz  de var. Bir tarihimiz
        var,  bir ulusal  duyarlılığımız  var, vicdanımız  var,  bütün bunlar var,  ama  yüzyıllık  süreÇte

        şu  ortaya  çıktı  ki artık  yani farklı  bir kimlik ile de buluştuk,  benimsedik  ve o farklı  kimliğin
        bir takım değerlerini  de Türk halkı ile birlikte sosyal, siyasal  bütün yaşamda, bütün
        kültürel  yaşamda paylaşır  durumdayız.  Benim  bu  çerçevede   size söyleyebileceklerim
        bunlar.  Dinlediğiniz  için teşekkür ediyorum.
           Sezgin  Tanrıkulu:  Teşekkür  ediyoruz  Sayın Orhan Miroğlu.  İkinci  sözü Sayın
         Hocamız  Ahmet  İnsel'e veriyorum.
                                    Ahmet İnsel: Önce,  beni davet  ettiği için Diyarbakır
                                 Barosuna  teşekkür  ederim.. Bu toplantı  zannediyorum,
                                  projenizin 6. veya 7. toplantısı.  Galiba bir tane  daha
                                 yapacaksınız.  Avrupa  Komisyonunun  desteklediği
                                  hukukun  ve hukuk kavramının,  herkes  için adalet,  herkes
                                  için hak kavramının tanıtılmasına  ve tartışılmasına  yönelik
                                  bir proje, bir girişim  bu. Bu  çerçevede  bugün  ilk Orhan Bey
                                  konuştu ve Türkiye'de  demokrasi  ve toplumsal  barışın
                                  nasıl gerçekleşebileceğini,  bunun  karşısındaki  engellerin
                                  neler olduğunu  ele aldı. Ben iki aşamada,  görüşlerimiz
                                  belirtmek  istiyorum.
            Birincisi  bizle  ilgili. Biz, nevi  şahsına  münhasır, sadece  kendimize  benzer  insanlar
         ve bir toplum  değiliz.  Dünyanın  başka  yerlerinde  yaşayan  insanlarla  elbette  bir
         türdeşliğimiz  var. Dolayısıyla  sorunlarımız  sadece  biz bize benzeriz  noktasından
         hareket  ederek  tespit  edilecek ve  çözülecek  sorunlar  değil.  Bizim sorduğumuz  soruları
         başka toplumlar  da soruyorlar,  onlar da kendilerine göre  çözüm  buluYorlar  veYa
         bulamıyorlar.  Bazıları da kimi sorununun  çözümünde   bizi örnek  almaya  ÇalıŞıYor.  Bu
         nedenle  ilk olarak,  kullandığımız  kavramları  sorgulamamız,  özellikle herkesin  anlamı
         üzerinde  anlaşmaya  vardığı  kavramlarmış  olarak  addettiğimiz  bazı kavramların
         içeriğini biraz açmamız  gerektiği  kanısındayım.  Bu  şu  demektir: dil bilincin
         yansımasıdır.  Dil bilincin  yansımasıdır  ve dil bizim  bilincimizibize  rağmen  ortaYa koYar.
         Bize rağmen  ele verir diyebiliriz.  Dolayısıyla  biz bir kavramı  masum bir kavram  olarak
         addedip  kullanırken  bile aslında onun arkasında  yatan  çağrışımları   beynimizin



         74
   67   68   69   70   71   72   73   74   75   76   77