Page 69 - Diyarbakır Barosu Herkes İçin Adalet Projesi Hukukun Üstünlüğü Seminerleri
P. 69
ilgili taleplerle Ve yeni bir yurttaşllk, hukuk arayışı içinde olan bir milliyetçilik bu Ve bana
göre Kürt milliyetçiliği bugün Türkiye'de de, bölgede de budur. Bu milliyetçiliğin işte
şoven, ırkçı, yüzyıldlr bir ulus dev|et yönetmiş, bu gelenekten gelen bir milliyetçikle aynl
potada değerlendirilmesi doğru değil. Tabi bu söylediğim, milliyetçiliği savunmak gibi
bir şey değil. yani bizden birileri bunu konuştuğu zaman kürtlükle iIgili bir kimliğimizden
ötürü falan değil bana göre, son derece nesnel bir şey söylüyorum. Ve bugün Kürt
milliyetçiliği tamamen etnik muhtevall, etnik taleplerden oluşan bir milliyetçilik olarak
algılanamaz diye düşünüyorum. Türkiye koşullarlnda bunu söylediğiniz zaman tabi ki
kürtler arasInda çok farkll görüşleri savunan kesimler var, Federasyon denilebiliı bazl
kesimler Var, zaten söylüyorlar da. Bu da demokrasinin gereğidir bana göre. BağlmsIz
bir kürdistan talebiyle bana göre Türkiye'de bir siyasal parti de kurulabilir. Bu da
demokrasinin gereğidir. Ama Türkiye'de Kürt nüfus Ve son 15-20 ylldlr Kürt siyasal
dinamiklerini elinde bulunduran hareketin savunduğu barlş içinde bir arada yaşama ve
Türkiye'de küı1 sorununu demokrasi sorunu olarak kodlaması önemli bir siyasal
kazanlm. yani hem kürt mücadelesinin tarihsel evrimi açlslndan önemli bir siyasal
kazanlm, hem de Türkiye'nin demokratik geleceği aç|slndan önemli bir siyasal
kazanlm. Tahmin ediyorum toplumsal barlş ve demokratik geleceğimiz ile ilgili bu
önemli zengin mirastan yararlanarak ancak, bundan sonra yol alabiliriz. kürtler ve
Türkler arasındaki siyasal ilişkilerin istediğimiz düzeye gelebilmesi en azından buna
bağlıdır.
Tabi bundan sonra olabilecekler nedir, yani tabi ki çok kesin şeyler söylemek
mümkün değil. Ama şu: Kürt toplumu çok hızlı bir değişim süreci içerisinde. Ama hem
Türkiye'de hem de kürtlerin yaşadlğ| diğer bölgelerde toplumla ilgili akademik veriler,
siyasal verilerle ilgili çal|şmalar gerçekten de çok slnlrl| ve kıt denilebilecek kadar az.
Bugün işte geçmişle yüz|eşme dediğimiz zaman, buna gerçekten de kafa
yorduğumuz zaman, bir kitapçlya girdiğimizde karşılaşacağlmız manzara
şundan
ibarettir: yani bu bölgede Savaşmlş emekli generallerin anIlarlnl kapsayan kitap|ar..
yada samimi itirafçllarln yazdkla kitaplar... Ama son 30 yll |le ilgili hakikaten değerli,
yani başvuru kaynağ| olabilecek, bunun üzerine birtaklm tasarılar inşa edebileceğimiz
kaynaklara sahip değiliz. Bu bak|mdan geçmişle yüzleşme gibi bir kavrama Ve
geçmişin sorgu|anmasl gibi bir kavrama başVurmak istiyorum. Son 30 yllhk süreç ile
ilgili olarak. Bunu tabi ihlaller anlamlnda söylemiyorum. yani bu kavram ll. Dünya
Savaşından sonra Avrupa halklarlnln kendi geçmişleriyle, öze|likle toplama kampl
günleriyle alakall olarak gündeme gelmiş bir kavram, ve bu yüzleşme hala Avrupa'da
bitmiş, sona ermiş bir şey değil. Ha|a Oscarlarl, Nobelleri, bu konuda kitap yazan, İilm
çeviren insanlar allyor. Bitmez tükenmez bir süreç. Burada da aynl sürecin yaşanmasl
tabi ki zorunlu. Hem bir bütün olarak Mezopotamya'da hem de özel olarak konuşuyoruz
ki Türkiye'de bu böyle olmall. Benim söylemek istediğim bu değil. Bu ayrl bir konu.
Fakat benim söylemek istediğim şu: Hem kürtlerin hem Türklerin kendi milliyetçilikleri
ile yüzleşmeleri gerektiği. Daha doğrusu kendi siyasal geçmişleriyle yüzleşmeleri
gerektiği. Tabi buradan yola
çlkarken ben sorunu Türkiye'nin demokrasi sorunu olarak

