Page 38 - Baroların Bağımsızlığı Savunmanın Dokunulmazlığı Sempozyum
P. 38
SEMPoZYlJM
Bir ayn tartlşma konusu ise barolar üzerindeki Vesayetin sadece Türkiye Barolar Bir-
liği'nin değil, ayrıca Adalet Bakanlığı'nın da vesayeti direkt olmasa dahi dolaylı olarak
devam ettiği yönündedir. Değerli meslektaşlarlm, tartlşmamlzın son konuğu, -kendi-
sinden özür diliyorum- ama bilerek O'nu en sona bıraktım. Tabi Türkiye barolan için-
de nicel olarak da, kapsamı itibariyie de, verdiği mücadeIe itibariyle de önemli bir yeri
olduğuna ınandığım lzmir Barosu başkanı sayın Avukat Bahattin Özcan Acar'a son ko-
nuşmacı olarak sizlere hitap etmesi için söz veriyorum. Sayın Acar buyurun.
Av. Bahattin Özcan Acar: Sayın Başkan. yurtdışından gelen değerli konuklar, ba-
rolarımızın değerli yöneticiIeri, Diyarbakır Barosunun çok değerli üyeleri, Diyarbakır Ba-
rosu yönetiminin bize bu olanağı sağlamasından ve içten konukseverliğinden dolayı
hepinizin huzurunda öncelikle kendilerine teşekkür etmek istiyorum. Aynı zamanda
oturumumuzu yöneten başkanımızın güzel sözleri için de teşekkür etmek istiyorum.
Ben mümkün mertebe önceki hazırlıklanmın önemIi bölümlerini atlayarak, konuşma-
mı yapmaya çal|şacağım çünkü çok şey söylendi, aynı şeyleri tekrar etmek uygun de-
ğil, Ancak konuyu yine sınırlar içerisinde kalmak kaydıyla birkaç noktada daha irdele-
mekte yarar görüyorum,
Biliyorsunuz dünyada avukatlıgın tarihi çok eski olmasına karşın Türkiye'de yakla-
şık 120-130 yıllık bir süreci içermektedir. Tabi ki bu Osmanlı dönemindeki sistem ge-
reği böyle oluşmuştur, 1876 Nizamnamesi'nden 1969 yılı 1 136 sayıiı yasaya gelişe dek
aşama aşama Türkiye'de avukatlar önemli toplantllar yaptıIar, çalışmalar yürüttüler,
mücadeleler verdiler, inkar edilemez mücadeleler verdiler. '] ']36 sayılı Avukatlık Yasa-
sı, öncesinde de çok önemli kazanımlarla bu yasayı çıkardılar. Uzun bir süreçti bu sü-
reç, 1961 Anayasası'nın tan|dlğ! ortamda, 1 136 Sayılı Yasanın çıkmasından sonra mü-
cadele topyekün genelde Vesayet üzerinde yoğunlaŞtl. "Şu Vesayet ka|ksın da ne ola-
caksa olsun" mücadelesi sürdü. Tabi istisnalar hariç ama vesayet kalktıktan veya dev-
redildikten sonra insanlar ne olacağı hususunu pek tartışmadılar gibi geliyor bana. Bu
vesayet Adalet Bakanlığı'ndan alındıktan sonra ne olacağı çok fazla tartışılmadı, El-
hamdülillah hep beraber kaldıralım denildi. Bunun mücadelesi verildi.2001 y|lı deği-
şikliklerinden sonra bile pek tartışılmadı gibi geliyor bana. llk defa, tabi bu kimlik al-
ma-verme, düzenleme meselesinde somutlandı bu. Bu vesayetin Türkiye Barolar Birli-
ği'ne aktarılmış olmasının somut olarak görülmesi, yönetmeliklerin kabulü ve kimlik
meselesinin ortaya çıkışı ile birlikte daha da mümkün oldu. Arkasından ruhsat mese-
lesi daha da somutlaştırdı konuyu. Konu, hepinizin bildiği gibi Mayıs ayında yapılan
Genel Kurul'a taşlndl, Benim görüştüğüm, dinlediğim birçok meslektaşım Trabzon'da
yapılan Genel Kurul toplantısında gerçekten bugüne kadar Türkiye Barolar Birliği Ge-
nel Kurullarınkinden çok daha ağırlıklı olarak eleştirel ama düzeyli yaklaşıldıgını söyle-
diler. Eğer yanılmıyorsam bu toplantının temeli de o Genel Kurulda atıldı. Ben öyle bi-
liyorum, Diyarbakır Barosu başkanı sayın Sezgin Tannkulu tartışmaIardan sonra çıktı
kürsüye, bütün baroları ve Barolar Birliği yönetimini de Diyarbakır'a davet etti, "gelin
bunu tartışalım" dedi, "demokratik bir ortamda masaya yatlrallm" dedi. "Ne oluyoruz,
D|YARBAK|R BARosU YAYINLAR|
37

