Page 34 - Türk Ceza Kanunu Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu Ceza Ve Tedbirleri İnfazı Hakkında Kanun Tasarıların İlişkin Görüş- Eleştiri Ve Önerileriniz
P. 34
TURK CEZA KANUNU TASARISI
mesi ve bu durumun sürdürülmesi, adliyenin ve kolluğun ayıbıdır. Adli kolluk sistemine ge-
çilerek ehliyetli meslek mensuplannın jsdihdamı sağlandığı ve sanıktan delile gitmek yerine
delilden sanığa gitme yönteminin esas allndlğ| kovuşturma yönteminin etkinleştirilmesi ve
gelişmiş teknoloji oIanaklarının kullanı|ması halinde adli hatalann asgariye indirilebilecegi bi-
linmektedir. Ancak ceza sistemimizin itibar ettiği gelişmiş teknoloji olanakları, (ne yazık ki)
sadece işkence aletleridir. sistemimiz, sanık itirafını halen yüceltmektedir. Hangi hukuk dışı
koşullarda elde edildiği irdelenmeksizin, "itiraf', kolluk ve yargı tarafından, halen kutsan-
maktadır, Usul yasalannın "geçerli delil koşulları" olarak düzenlediği temel kurallar çoğu kez
yok sayılmaktadır. Usul duyarlılığı, uygulamada zaafa uğratllmlştlr. lftira, suç üstlenme Ve
yalan tanık|ık gibı o|guları yargı|ama düzeninin amentüsü kılmaya devam eden bir,sistemle,
maddi vakıaları aydlnlatamaylz. ldare, kolluk ve adliyeden beklenen özen yerine qetirilme-
yip, tüm yargılama düzenini sanık ve tanık anlatımlarına bağımlı hale getiren ilkel bir sistem,
Tasanda yine korunmuştur. Tasarıda, adli hataların faturası, idare, kolluk ve adliye yerine, yi-
ne sanık ve tanıklarö çıkartılmıştır. lftira ve yalan tanıklık suçlan esasında adliyeye karşı işle-
nen cürüm olmayıp, yargılanan (iftira edilen) kişiye karşı işlenmiş suçlardır. Tasarının kabu-
lü, bu yönüyle de gerçekçi değildir.
b. Aynı Bölümde yer alan ve "Gerçeğln meydana çıkmasını engelleme. kenar başlığı al-
tlnda düzenlenen Tasannln 445. maddesi, "Gerçeğin meydana çıkmasını engelleme'' kenar
başlığı altında düzenlenen Tasarının 446, maddesi ve "Suç mağdurunun belirlenmemesi için
baskı" kenar başllğlnl taşlyan 447- maddesi, "Yargl görevi yapanl Veya yarglsal nitelikte hiz-
met Vereni tehdit" kenar başllğl altlnda düzen|enen Tasarlnln 449, maddesi, "Masum kişi
lehine tanıklığın jhmali" kenar başlığı altında düzenlenen Tasannün 45O. maddesj, ''Hakim
.Yalan
kararlna uymamak" kenar başlığı altında düzenlenen Tasarlnln 45'1 , maddesi, beyan
Ve tespit" kenar başlığı altlnda düzenlenen Tasannln 452. maddesi, .Kararı etkileme'' kenar
başlığı altında düzenlenen Tasarının 453. maddesi, "Yanlış isim ve kimlik kullanmak. kenar
başllğı altlnda düzenlenen Tasarınln 454. maddesi, "Yargl görevi yapanlarln saygın|ıklannı
ihlal" kenar başlığı altında düzenlenen Tasarının 455. maddesi ve ''Yargısal kararları aşağı-
lama" kenar başlığı a|tında düzenlenen Tasarının 456. maddesi halen yürürlükte bulunan
TCK kapsamında yer almayan yeni hükümlerdir. Tasan ile ihdas edilen bu yeni 5uç tip|erini
genel olarak olumlu karşılamaktayız. Özellikle Tasarının 445, maddesinde yazılı ''(..,) kendi-
sini koruyamayacak bir kişinin, kötü muameleye veya yoksunluklara maruz bırakıldığını bil-
diği halde, bu hususlan adliveya idari mercilere bildirmeme"nin yaptırıma bağlanmasıve Ta-
sarlnın 450. maddesinde yazılı "(.,.) cürümden dolayı tutuklanmış veya yargılanmakta bulu-
nan kişinin suçsuzluğu hakkındaki delili bildiği halde, adlj veya idari mercilere derhal başvu-
rup tanıklıkta bulunmayan kimseye" yaptırım uygulanması, sanık ya da sanık yakınlarının
başvuruda bulunduğu insan hakları kuruluşİarına, Barolann ilgili komisyonlarına Ve yUrttaŞ-
lara etik görevler yüklemektedir. Ancak, kovuşturma Ve soru§turma makamları, ''savunma
tanığı" kavramına henüz iyi bir nazarla bakabilme düzeyine dahi u|aşamamıştır. Bu düzey-
deki yargılama düzenjnde, anılan hükümlerjn içselleştirilerek uygulanabilmesi, bazı güçlük-
|eri ihtiva etmektedir.
DIYARBAKIR BAROSU YAY] NLARI
32

