Page 35 - 2018-2021 Çalışma Raporu
P. 35
gebe kalmış kadınların gebeliğinin sonlandırılması talebine ilişkin olarak, uygulamada
adli merciler yönünden karşılaşılan sorunlar, kadının bir kez daha örselenmesine neden
olmaktadır.
Türkiye’de kadına yönelik şiddet vakalarında her yıl artış yaşanmaktadır. Kadına yöne-
lik cinsel saldırı suçlarında, faillerdeki cinsel arzu ve isteğin ortadan kaldırılması veya
azaltılması amacıyla Kimyasal veya Fiziksel Kastrasyon olarak tanımlanan Hadım uy-
gulamasına yönelik kanun tasarısının, kadını şiddetten korumaktan uzak olduğunun altı
çizmek istiyoruz. Zira Kadına yönelik şiddetin engellenmesi ancak ve ancak kadın- er-
kek arasındaki eşitsizliğin ortadan kaldırılması ve buna yönelik politikaların üretilme-
si ve hayata geçirilmesiyle mümkündür. Diğer taraftan Türkiye’de giderek derinleşen
ekonomik kriz, İstihdam alanlarında da kadınların ayırımcılığa maruz kalmasına neden
olmaktadır. Kadınların gebe kalabileceği ihtimali göz önünde bulundurularak işe alın-
maması veya işten çıkarılması, işyerlerinde kadınların mobbinge maruz kalması, geçici
veya sözleşmeli personel istihdamının artması, esnek çalışma biçimlerinin yaygınlaş-
masıyla kadın iş güvencesinden yoksun bir hale getirilmeye çalışılmaktadır. OHAL ile
belediyelere kayyum atanması ve kayyumlar tarafından yerel yönetimlerce oluşturul-
muş Kadın Daire Başkanlıklarının lağvedilmesi, OHAL KHK’ları ile birçok kadın ku-
rumunun kapatılması, kadın hakları alanında çalışan aktivistlerin tutuklanarak cezaevi-
ne kapatılması, kadın belediye eş başkanları ve milletvekillerinin tutuklanmış olması
kadın kazanımları ve iradesinin ortadan kaldırılmasını hedefleyen uygulamalardır.
GREVIO raporunun resmi olmayan çevirisinde; “İstanbul sözleşmesinin kapsadığı her
türlü şiddetle mücadele için STK’ların güçlendirilmesi, kadın STK’ların dâhil olduğu
sivil toplum kuruluşlarının katılımı ile politikaların geliştirilip uygulanması ve uygu-
lamanın izlenmesi, özellikle toplumda ayrımcılığa maruz kalan veya maruz kalması
mümkün kadınları etkileyen -kırsal kesimlerde yaşayan kadınlar, belirli etnik gruplara
dâhil kadınlar – örneğin Kürt kadınları – engelli kadınlar, lezbiyen kadınlar, göçmen ve
mülteci kadınlar vurgusu yaparak şiddeti önlemeye ve bununla mücadele etmeye ilişkin
tedbirlerin alınması gerektiği ifade edilmiştir. 2018 yılında (01.01.2018 ve 21.11.2018
tarihleri arasında),Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Danışma ve Uygulama Merkezi-
mize 1119 Kadın başvuru yapmıştır. Başvuran kadınların 606’sı Fiziksel Şiddet, 630’u
Sözel Şiddet, 609’u Duygusal Şiddet, 600’ü Ekonomik Şiddet, 272’si Kültürel Şiddet,
505’i Tehdit, 245’i Cinsel Şiddete maruz kaldığını beyan etmiş olup, başvuruculara
Merkezimizce hukuki destek sunulmuştur. Bu tablo bile tek başına kadına yönelik şid-
detin ulaşmış olduğu vahim boyutları göstermektedir.
Kadına yönelik şiddetin hız kesmeden devam ettiği Türkiye’de biz kadınlar, kadına
yönelik şiddetin politik olduğunu vurguluyor, şiddetin ortadan kaldırıldığı bir dünya
yaratabilme gücüne sahip olduğumuzu biliyoruz ve şiddet karşısında susmuyoruz. Bu
nedenle kadına yönelik şiddetin ortadan kaldırılması için her alanda mücadele edeceği-
mizi bir kez daha kamuoyunun bilgisine sunuyoruz.
Diyarbakır Barosu
Kadın Hakları Danışma ve Uygulama Merkezi
34

