Page 34 - 2018-2021 Çalışma Raporu
P. 34
yata geçirilebilmesi ve uygunluğun sağlanması için iç hukukta 8 Mart 2012 tarihinde
6284 sayılı “Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun”
kabul edilmiştir. Türkiye bu kanun ile kadına yönelik şiddetle mücadelede “şiddete sıfır
tolerans” prensibi ile hareket edeceğinin sözünü vermiştir.
Ancak 15 Ekimde yayınlanan GREVIO raporunun resmi olmayan çevirisine göre;
“Özellikle de bir dizi etmenin yetkililerin kadına karşı şiddeti önleme ve mücadele ça-
balarını baltaladığını saptamıştır. Söz konusu etmenlerden biri genel politikaların, kadın
erkek eşitliği ve kadına karşı şiddet üzerindeki potansiyel etkileri açısından sistematik
ve kapsamlı bir değerlendirmeye tabi tutulmamasıdır. İkinci etmen ise, kadının anne
ve bakım sağlayıcı şeklindeki geleneksel rollerini vurgulama eğilimidir. Bu yaklaşım,
kadın ve erkeğin aile ve toplumdaki rol ve sorumluluklarına ilişkin klişeleşmiş ayrımcı
önyargıları beslemektedir., “Zira rapor ile şiddetle mücadelede devletin üzerine düşen
sorumlulukları titizlikle yerine getirmediği ve sözleşmeyi ruhuna uygun bir şekilde, bü-
tüncül bir yaklaşımla uygulamadığı belgelenmiştir. Son dönemlerde kadına yönelik şid-
deti önlemede kadın mücadelesinin kazanımları olan düzenlemelere karşı yapılan saldı-
rılar kabul edilemez. Kadına yönelik ekonomik şiddetin bir başka yansıması olan nafaka
tartışması ve buna yargının dahil olması, kadınları şiddet dolu evliliklere mahkûm edip,
esas amacın ne pahasına olursa olsun boşanmaların önüne geçerek ailenin bekasını ko-
rumak olduğunu göstermektedir.
Türkiye’de 6284 Sayılı Kanun kadınlara yönelik şiddeti önlemede en önemli mekaniz-
malardan biridir. Bu kanun kadınları şiddet veya şiddet tehdidi karşısında koruyan ve
kadınların hak arama yollarını kullanmasını sağlayan hukuki kazanımdır. Ancak Kamu-
oyuna yansıyan tartışmalar ile 6284 sayılı kanundan yararlanmak için delil veya belge
aranması, tedbir sürelerinin kısalması talebi, kanuna karşı sanal mağduriyetler yaratı-
larak karalama kampanyası yürütülmesi kadına yönelik şiddetle mücadeleyi sekteye
uğratmaktadır. Yine Adli ve idari mercilerin kanunun hükümlerine rağmen 6284 sayılı
kanunda düzenlenen tedbirleri ve bu tedbirler için gereken süreleri uygulamada oldukça
isteksiz davranması, kadının şiddetten korunması bakımından etkili politikaların uygu-
lanmaması, kadına bakış açısının değişmesi bakımından toplumsal zihniyet dönüşümün
sağlanması için gerekli çalışmaların yapılmaması nedeniyle; kadının şiddetten korun-
ması amacıyla hükmedilen Koruma kararları, kadının şiddetten korunması bakımından
etkili bir sonuç doğurmamakta, koruma kararlarına rağmen kadınlar erkeklerin şiddeti-
ne maruz kalmaya devam etmektedir. Türkiye’de günde en az 2 kadının erkeklerin fail
olduğu cinayetler ile hayatını kaybettiği ortada iken, kadınların şiddetten korunmak için
ilk başvuru yaptıkları merkezler olan Karakol veya Jandarma birimlerinde, şiddet uygu-
layan kişilerle (partner, eş, baba, abi gibi) barıştırılma girişimlerinde bulunulması kadı-
na yönelik şiddetin artarak devam etmesine, şiddet gören kadının şiddet uygulayan kişi
ile yaşamaya mahkûm edilmesine, bazen de öldürülmesine neden olan vahim sonuçlara
yol açmaktadır. Değerli Basın Emekçileri; Türkiye’de 2018 yılında İstanbul Bağcılar
Eğitim Araştırma Hastanesinde 392, İstanbul Küçük Çekmece Kanuni Sultan Süleyman
Eğitim Araştırma Hastanesinde 115 kız çocuğunun gebe kaldığının tespit edilmesine
rağmen, Adli Makamlara bildirilmediği basına yansımış ancak bildirim yükümlülüğünü
ihlal edenler bakımından etkili soruşturma yürütülmemiştir. Yine Cinsel saldırı sonucu
33

