Page 31 - 2018-2021 Çalışma Raporu
P. 31
güvenlik güçleri tarafından, ‘Silahla vurulmak, bombayla öldürülmek, mayına basmak,
zırhlı araç altında kalmak, savaş uçaklarıyla vurulmak’ gibi nedenlerle yaşamını yitiren
çocuk sayısının rakamlarla telaffuz edilmesi bizleri yaraladığından rakam telaffuzun-
dan bugün kaçınacağımızı ifade etmek isteriz. Kamu görevlilerinin faili olduğu birçok
çocuk ölümü cezasız kalmakta failleri adeta sistematik bir şekilde ödüllendirilip, yar-
gılamaları cezasızlıkla sonuçlandırılmaktadır. Bugüne kadar kolluk güçleri tarafından
öldürülen çocukların ölümü ile ilgili başlatılan birçok soruşturma dosyasında kayda de-
ğer hiçbir ilerlemenin ve etkin soruşturmanın yapılmaması bu dosyalarında üstünün ör-
tülüp, faillerinin yargılanmama ihtimalini düşündürmektedir. Keza Ceylan ÖNKOL ve
Roboskide hiçbir failin bulunmaması ve yargısal tüm aşamaların sonuçsuz kalması dev-
letin yakın acı gerçeği olduğunu bilmekteyiz. Aynı hezimetle karşı karşıya kalmamak
adına; bölgemiz genelinde devam etmekte olan silahlı çatışmalarda, çocukların yaşama
ve korunma haklarına ilişkin olarak, devletin BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi’nin
38.maddesinde yer alan, çocukların yaşama hakkını teminat altına alma, silahlı çatış-
malardan etkilenen çocuklara koruma ve bakım sağlamak üzere mümkün olan her türlü
önlemi de almak zorunda olduğunu bir kez daha hatırlatmak isteriz. Yaşam hakkı ihlal
edilen çocuklara yönelik soruşturmaların etkin bir biçimde yürütülmesi, tüm delillerin
toplanması, soruşturma ve dava aşamalarında ölüm olaylarında hayatını kaybedenle-
rin yakınlarının hukuki süreçlere katılımının sağlanması ve soruşturmanın makul bir
süre içinde sonlandırılmasının hukuk devleti olmanın olmazsa olmaz gereğidir. Yine;
geçtiğimiz günlerde Diyarbakır Çocuk ve Gençlik Ceza İnfaz Kurumu’nda 16 yaşında
F.T. isimli çocuğun, bir infaz koruma memurunun fiziksel saldırısına maruz kaldığına
ilişkin haberler kamuoyunda ve basında yer bulmuştur. Bunun üzerine Baromuz Ço-
cuk Hakları Merkezi ve Cezaevi Komisyonunda gönüllü çalışan meslektaşlarımız F.T.
isimli çocuğumuzu ziyaret etmiş yapılan görüşmede ; “1 Kasım günü kitap okuduğu
sırada H. isimli ve alkollü olduğunu belirttiği infaz koruma memurunun kendisine yö-
nelik boğazını sıkmak suretiyle boğmaya çalıştığını ve tehdit ettiğini belirtmiştir. Çocuk
mahpus F.T., yaşamış olduğu bu durumu aynı kısımda kaldığı arkadaşlarına anlattığını,
yine cezaevi müdürüne de anlatarak şikâyette bulunduğunu ve bunun üzerine darp ra-
poru aldığını da beyan etmiştir. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı ile konu hakkında
yapmış olduğumuz görüşme neticesinde infaz koruma memuru hakkında idari ve adli
soruşturmanın başlatıldığını belirtmişlerdir. Ancak şüpheli İnfaz koruma memurunun
çocuk mahpusu tehdit ettiği iddiası göz önüne alındığında bu şüphelinin halen çocuğun
bulunduğu cezaevinde çalışıyor olması çocuğun yaşam hakkını ve can güvenliğini tehli-
keye atan bir durum olduğunun göz ardı edildiği bir gerçektir. Yaşanan bu olay ve buna
benzer birçok durum bizlere bir kez daha cezaevleri koşullarının çocuklar için uygun
olmadığını, cezaevlerinin çocuğu topluma kazandırmadığı gibi toplum dışına ittiğini,
cezaevleri dışında çocukların topluma kazandırılmasını hedefleyen modellerin derhal
tartışılmaya başlanarak hayata geçirilmesinin zorunlu olduğunu bizlere göstermiştir.
Saydığımız tüm bu hak ihlalleri neticesinde; uluslararası sözleşmelere taraf olan ülke-
lerin, çocuk haklarını tanıması sadece kâğıt üzerinde kalmakta fiilen çocukların yaşama
ve gelişmesi için çaba harcanmadığını, sözleşmenin içselleştirilmediğini göstermekte-
dir. Her 20 Kasım Dünya Çocuklar Gününde çocukların maruz kaldığı sorunlar dile
getirilip bunlara bir takım çözüm önerileri getirilmekte ise de sorunların azalmadığı,
30

