Page 26 - 2018-2021 Çalışma Raporu
P. 26

lişimine verdiği zarar gözetilerek değişiklik
            yapıldığı, 30’larda Hitler ve Stalin gibi top-
            lumu  formatlamak  için  bu  uygulamaların
            yapıldığını,  dünyanın  hiçbir  ülkesinde  ço-
            cukların içtimaya dizildiği, ırkçı sloganlar
            okutulan metinler göremezsiniz’’ Bu tespit-
            lere aynen katılıyoruz. Irkçılık dönemsel bir
            toplumsal hastalık değildir. Her zaman top-
            lumsal barışı ve birlikte yaşama kültürünü
            tehdit eden bir sorundur. Teşhis de, tedavi
            de 2013’te yapılmıştır.

            Çocuklarımızın  ve  dolaysıyla  geleceğimi-
            zin  özgürlük  alanını  daraltacak  bu  uygu-
            lamadan  2013  yılındaki  kararlılık  ile  vaz-
            geçilmelidir. Çocuk hakları ekseninde; taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerce de
            hüküm altına alınan çocuğun; düşünce dil, din, ırk, vicdan, eğitim hakkı gibi hiçbir
            ayrım gözetilmeden her türlü haklarına erişiminin sağlanması devletin olduğu kadar he-
            pimizin de görevi olduğunu unutmadan, çocuğun yüksek yararını gözeterek ayrımcılık
            yapmama şeklinde büyümesine katkı sunmamızın önemini değerlendirmek zorundayız.
            Bu ırkçı ve tekçi metin Türkiye halklarına yarar sağlamadığı gibi toplumsal ayrışmayı
            ve kutuplaşmayı daha da arttıracaktır. Bu çerçevede, siyasi iktidarın, hukuk sınırları
            dışına çıkan bu yargı kararına karşı gerekli idari tedbirleri alması için derhal girişimde
            bulunmaya davet ediyoruz. Son olarak Danıştay’ın vermiş olduğu kararı Anayasaya uy-
            gunluk açısından da değerlendirmek isteriz. Anayasanın 125.maddesinde “Yargı yetkisi,
            idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette
            yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen
            şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idarî eylem ve işlem
            niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez.’’ şeklindeki
            amir hükme rağmen, Danıştay’ın bu yasal sınırı aşarak karar vermesi, kuvvetler ayrılığı
            ilkesinin bariz bir şekilde ihlal edilmesi anlamına gelmektedir. Son dönemlerde en çok


                                                 25
   21   22   23   24   25   26   27   28   29   30   31