Page 25 - 2018-2021 Çalışma Raporu
P. 25

IV. BASIN AÇIKLAMALARI



          1- 2018 Yılı

          • Andımız ile ilgili Basın Açıklaması...


          Değerli Basın Mensupları; Son günlerde kamuoyunun gündemini meşgul eden andımız
          meselesi toplumun geniş kesimlerini ilgilendirdiğinden Diyarbakır Barosu olarak bu
          açıklamayı yapmamız elzem hale gelmiştir. Bilindiği üzere; 8 Ekim 2013 tarihli resmî
          gazete yayınlanan değişiklik ile Millî Eğitim Bakanlığı İlköğretim Kurumları Yönet-
          meliğinin 12.maddesi (‘’İlkokullarda öğrenciler, her gün derslere başlamadan önce öğ-
          retmenlerin gözetiminde topluca aşağıdaki “Öğrenci Andı”nı söylerler.’’) Yürürlükten
          kaldırılmıştı. Ancak bu yönetmelik değişikliğine karşı Türk Eğitim-Sen isimli sendika
          tarafından Danıştay’da iptal davası açılmıştır.
          Danıştay 8.Dairesi’nce yapılan yargılama neticesinde 24.04.2018 tarihli kesin olmayan
          (temyiz yolu açık) ilamı ile Bakanlıkça yapılan değişiklik iptal edilmiş ve düzenleme
          eski haline geri dönmüştür. Sayın Basın Mensupları; ‘’Türküm, doğruyum, çalışkanım
          (……) ile başlayan ve Ne Mutlu Türküm Diyene!” ile biten metin, 1930 yıllarda Dr.
          Reşit Galip tarafından kaleme alınarak ilk önce kendi kız çocuklarına okutulmuş, aka-
          binde Dr. Reşit Galip’in Milli Eğitim Bakanı olmasıyla birlikte 1933 yılından bu yana
          birkaç defa değişikliğe uğrayarak, 2013 yılına kadar zorunlu bir şekilde İlköğretimlerin
          tümünde her eğitim günü başlangıcında okutulması zorunlu hale getirilmişti.

          8  Ekim  2013  tarihli  resmi  gazetede  yayımlanan  yönetmelik  değişikliği  ile  çocuklar
          üzerindeki etkisi düşünülerek bu metin ve buna bağlı olarak her eğitim-öğretim günü
          tekrarlanan bu zorunluluk yönetmelikten çıkarılmış ve uygulamaya son verilmiştir. Eği-
          tim-öğretimin temel hedefi farklılığa saygı duyan, yenilikçi, hoşgörülü, dünyadaki ge-
          lişmelere açık, yaratıcı bir nesil yetiştirmektir.
          Ancak andımız metni ile büyüyen nesillerin bu ilkelere uygun davranması ve düşün-
          mesini beklemek mümkün değildir, Türkiye halkları olarak geldiğimiz nokta da bunu
          göstermektedir.  Ülkemizin  1989  yılında  imzalayarak  taraf  olduğu  ve  Anayasanın
          90.maddesi gereği uymakla mükellef olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair
          Sözleşmenin 2.maddesinin 1.fıkrasında; “ Taraf Devletler, bu Sözleşmede yazılı olan
          hakları kendi yetkileri altında bulunan her çocuğa, kendilerinin, ana babalarının veya
          yasal vasilerinin sahip oldukları, ırk, renk, cinsiyet, dil, siyasal ya da başka düşünceler,
          ulusal, etnik ve sosyal köken, mülkiyet, sakatlık, doğuş ve diğer statüler nedeniyle hiç-
          bir ayrım gözetmeksizin tanır ve taahhüt ederler.’’ denmektedir. Bu maddedeki bağlayı-
          cı hüküm ve niyet; 6-10 yaş aralığındaki çocuklarımızın milliyetçi ve ırkçı ibareler içe-
          ren bir metni her sabah tekrar etmeleri zorunluluğuna tabi tutulmaları ile bağdaşmadığı
          açıktır. Yönetmelik değişikliğini yapan ve hala yasama ve yürütmede çoğunluğu bulu-
          nan yürütme makamı, 2013 yılında yönetmelik değişikliğini şu tespitlerle kamuoyuna
          açıklamışlardır;  “1930’lu  yılların  otoriter  zihniyetinin  değiştirilmesinin  hedeflendiği,
          vesayetçi sistem ve zihniyetle yürütülen mücadele çerçevesinde çocuğun pedagojik ge-

                                               24
   20   21   22   23   24   25   26   27   28   29   30