Page 103 - Diyarbakır Barosu Herkes İçin Adalet Projesi Hukukun Üstünlüğü Seminerleri
P. 103
doğrusu biraz doğrulatmak istediniz. Yani bu sizi sevindirdi mi, sevindirecek miydi
bilmiyorum ama ben böyle bir şey anladlm. ikincisi sizin sorularınızdan şu ortaya çlktl,
kendi açlmdan. Katlllp katllmamakta serbesttiniz, "siz Kürt milliyetçİliğe üzerine
konumlama yaptlnlz ama siz asllnda bu milliyetçiliğin sorunlarlyla ilgilenmediniz.
Oysaki ben konuşmamı ağırlıklı olarak, Ahmet Hocam'ın söy|ediği çoğulculuk üzerine
kurgulad|m, yani Kürt hareketi için de çok geçerli ve gerekli olan bir kavram, onu
Ahmet Hoca tamamladl, yani ihtiyaç duyduğumuz, siyaseten ihtiyaç duyduğumuz bir
şey çoğulculuk. Bu çoğulculuğu engelleyen faKörleri ben asllnda sizinle paylaşmak
istedim ama bana siz ne Kürt nede Türk siyasal ilişkileri konusunda soru sordunuz. Ne
bu çoğulculuğun içinde bulunduğumuz siyasi süreçte nasıl gelişeceği ile ilgili soru
sordunuz ve dediğim gibi gerçekten böyle bir politik iklim Diyarbaklr'da hissetmİş olmak
bana biraz eksik geldi. sizinle bunu pay|aşmak istedim. Bana gelen soruya gelince,
ben tabi Kürt hareketinin, arzu ettiğim, çoğulcu, kapsayıcl bir mahiyete kavuşmasl için
Kürt ulusalcılığını inkar edemeyeceğimizi söyledim. Yani biz şimdi slogan da atsak,
kötüdür de desek, o yok olsun da desek, hepimiz evrensel insanlar|z desek, bu
ulusalclllk var. Bu bir realitedir ve bizim bu realiteyi anlamamız gerekiyor. siyaset
yapacaksak anlamamlz gerekiyor. Eğer entelektüel dünyaya aİt bireylersek yine
anlamamlz gerekiyor ve önümüzdeki siyasal sürecin de temel sorunu budur diye
düşünüyorum.
Tabi bu sadece Kürt milliyetçiliği açlsından değil, Türk milliyetçi|iği açısından da
doğru bir şeydir. Hepimiz burada en azlndan bir mutabakata vardlr ki bizi kuşatan bir
milliyetçilik var. Özellik|e işte Ahmet Hoca onu çok güzel vurguladl. var olan bütün
siyasal partilerin mutlaka ana aklm milliyetçilikten beslendiğini söyledi. Bu şunu ortaya
koyuyor, tabi ki romantik düşüncelerimiz çok iyidiı güzeldir, hümanizma elbette ki
hepimizin benimseyeceği bir şeydir, farklılıklar araslndaki işte ilişkilerin empati yoluyla
raylna girmesini arzu etme... Ama ben tabi bu konuda biraz burada konuşulanlardan
ayrı yerde durduğumu hissediyorum. Ayrı yerde durmam da şu: yani ulusalcılığı ve
mil|iyetçiliği bir kere biz icat etmedik. Ne Türkler icat etti, nede kürtler. Bu tarıhsel bır
gerçeklik. Şimdi bunun üzerine burada bir bilim adamı Vaı konuşmak bana da düşmez,
Şimdi Var olan realiteyi anlamak gibi bir sorunumuz var diye düşünüyorum. Ve eğer
Hrant Dink'in sözünü ettiği tehlikelerden, endişelerden kendimizi korumak istiyorsak
yine, altlnl çizerek söylüyorum, var olan milliyetçiliğin neye evrileceğini iyi görmemiz, iyi
bilmemiz gerekiyor. Şimdi ben kürt mi|liyetçiliğini yorumlarken dedim ki kürdistan'ın
dört parçaslndaki siyasal partiler iki şeyden yoksun olarak bir ulusal mücadele, bir
demokratik mücadele yürüttüler. Birıncisi entelektüel damarlardan yoksunluktu. ikincisi
bu mücadele sivil toplumdan yoksundu.
şimdi sivil toplumdan yoksunluk ve kürtlerin yüzyllln başlndan bu güne kadar şiddet
temelli bir mücadele yürütmesi önem|i bir faktör. içinde yaşadıkları ülkelerde kürtler
ciddi bir sivil toplum işiyle uğraşamadllar. Bu çok bariz bir şey. Çünkü sürekli savaş
halinde sürek|i çatlşma halinde olan bir toplum oldular kürtlğr. Ama aydlnlar için de aynl
şeyi söylemek mümkündür belki. Ben dedim ki yani bugün çoğulcu bir kürt hareketinin
105

