Page 18 - Baroların Bağımsızlığı Savunmanın Dokunulmazlığı Sempozyum
P. 18
sEMPozYiJM
yetinden uzaklaştlnrslnlz. Niye? Çünkü avukatın tanlmlanmas|nda bütün sorun yatar.
Eğer biz avukatı yargıya göre tanımlarsak, yargıdaki işlevi açısından tanımlarsak, o göz-
le bakarsak, yargıda onu temsil eden, savunmayl temsil ederken haklannı koruyan tek
kuruluş, kendi kuruluşu barodur. O, baro üzerinde vesayet kurabilecek bir kurum de-
ğildir. Eğer bir baro üzerinde kim tarafından olursa olsun bir vesayet varsa, o baro ba-
ğımsız değildir, Bağımsız olmayan bir baro asla yargılama sürecinde avukatın bağım-
sızlığını, mesleği gereği gibi ifa etmesini sağlayamaz, koruyamaz, geliştiremez ve dün
olduğu gibi bizler hakkında davalar açılır ve o parçanın bütünü olan kuruluşu Türki-
ye'yi ayağa kaldırırken göremeyiz. onun için barolar üzerinde vesayet kurulması müm-
kün değildir. 8unun için barolar üzerindeki idari vesayet kötüdür, kim kurarsa kursun,
Ben bunu eleştirdiğim zaman, sen Barolar Birliği'ne karşısın deniliyor. Hayır arkadaş-
lar, ben bir şeye karşı değilim. ldari vesayete karşı olunmakla başka kuruluşlara ya da
faaliyetlerin ulusal düzeyde uyumsallaştırılmasına. birlikte hareket edilmesine engel
değil. Tam tersine, barolar kendi birliklerini, varlık nedenlerini ve kendi bağımsızlıkla-
rını sağlayarak bu eşitlik ilkesinde birbirleriyle ilişkiye geçmelerini sağlayacak bir ulusal
örgütlenme gerektir, Ama asla karar alma yetkilerlni en ufak Şekilde ortadan kaldırma-
yacak bir düzenleme olmalıdır bu. Elbette istekle yapılabilecek bir dayanışma anlayışı
olabilir. Barolar arasında iletişimi sağlayabilir, yani her baronun yaptığı faaliyeti ve ya-
ratıcılığı başka barolara duyurabilir, Örneğin burada Diyarbakır Barosu yaratıcı bir şey
yaplyorsa, başka barolarla paylaşabilme olanağı sağlanmalı. Ama bunU zorla kabul et-
tirecek değil. Başka baroların da kendi yaratıcılıklan ile diğer baroları ikna edebi|ecek-
leri, yeni bir uygulama alanı getirebilecekleri etkileşim örgütü olmalıdır, bir eşgüdüm
organı olmalıdır. Bütün faaliyetler zorlanmadan, karar alındı mı eşzamanlı olarak uy-
gulanmasını sağlayacak ve bunun için eşgüdümlü bir organ o|malıdır. Bunun için de
çok sesli katlllm merkezi olmalıdır. Ancak böyle bir kuruluş olursa baroların, bağımsız
olan o baronun gücü ülke çapında birleşir ve hakikaten büyük bir ses olur. Ama bunu
asla merkezi yapılara bırakarak değil, yani yetkilerimizi ve denetimimizi bir merkeze
bağlayarak değil, o merkeze yetki vermeyerek. yana barolar üzerinde idari denetim yet-
kisi vermeden bu kuruluşun kurulması gerekir. Şimdi bu yok olmak yalan değildir,
Fransız arkadaşımız söyledi, bu organ ulusal düzeyde barolarda var ve avukatlığın güç-
Ienmesi adına çok tercih edilen bir şey değil. Türkiye Barolar Birliği'ni ulusal bir baro
olarak görebilirsiniz, bu mümkün, Ulusal bir baro da kurulabilir. Ama o zaman bütün
avukatlar üye olurlar. Türkiye'de mevcut 60,000'e yakln avukatlann hepsi teker teker
üyesi olur ve yönetimini bütün avukatlar seçerler, onların oy kullanmaslyla yönetim se-
çilir. O ulusal düzeyde bir barodur ve tercihtir, avukatlığın güç|enmesi bakımından bir
tercih meselesidir. Bizde esas olarak idari yönetim bakımından iller düzeyinde baro ku-
ruluyor, yargıya bağlı olarak da kurulmuyor. Onun için ne kadar il varsa, aşağı yukarı
o kadar da baro var. Bir baronun üst kuruluşu olmaz. Barolar üzerinde idari vesayet
kurulmaz. Bizim gibi kent/il barolarını kabul etmiş demokratik ülkelerde hiçbir zaman
barolann üzerinde bir üst kuruluş veya idari vesayet yetkisine sahip bir kuruluş yoktur.
DIYARBAKIR BAROSU YAYİNLARI
l7

