Page 63 - Baroların Bağımsızlığı Savunmanın Dokunulmazlığı Sempozyum
P. 63
SEMPorytJM
olarak görüyoruz. Avukatlar, Türkiye Avukatları ve Barolar bundan sıyrılmak zorunda.
Kamu o değil, bu kamu bizi temsil etmiyor, devlett temsil ediyor. Bizim kamumuz her-
kesi, o ilk başta aniattıgım antigonist yapıyla birlikte zıtlan, en aykırıları barındıran bir
yapıdır. Eğer onu kendi içerisinde barındırmıyorsa o zaman savunma olmaz, tekil bir
şey, bir inanç kümesi, bir cemaatleşme, garip bir şey oIacağlz. Bu çözümleme, analiz
az ölçüde doğruları taş|yorsa, bizim önce sıyrılmamız gerekiyor. Kendi içimizde o ço-
ğulculuğu, çok kültürlülüğü, o farklılığı yada zıtları, zıt düşünceyi, aykın düşüncelere
karşı hoşgörüyle yaklaşıp, diyaloğumuzu, sirkülasyonumuzu devam ettirmeliyiz. Baro-
lan ideolojilerden arındırmalıyız. Elbette hukukun gerçekleştirme siyasetini yapmak ba-
ro|arın görevidir ama ideolojik siyaset yada katı inanç kümesinin gruplarl barolar de-
ğil. Öyle bir özellik verirseniz, bugün güçlü olan inanç zaten hakimiyetini sağlıyor ama
ben kendi adıma öyle bir şeyi düşünmüyorum, öyle bir yapının bizi ileri taşıyabileceği-
ne inanmıyorum, tam tersi her türlü aykırılığın, farklılığın içinde tartışıldığı, demokra-
tik davranıldığı bir yapının savunmayı geliştireceğine, belki de Türkiye'yi de geliştirece-
ğine inanıyorum. Burada yöneticilerin de önemli olduğuna inanıyorum; hep söylendi
"sistem böyle ama Yücel Sayman da gelse bir şey yapamaz." Bence yapar, benim ka-
naatim öyle, Örneğin Ankara'da şu anda Avukatlar EVi kuruluyor, projesi yapılıyor, Bir
toplantıda sormuştum; "Sayın Başkan, maliyeti ne kadar?" diye. 12 Milyon Dolar. Oy-
sa Türkiye'de 7O baro varsa, her birine 10O Milyon dolar verirseniz, o yüz milyondan
bir salon kursa, o salonda stajyerlerini, avukatlarını eğitime tabi tutsalar, demokratik
gelişmeyi sağlasa belki bu paranın dörtte biri ile olur. lşte merkeziyetçilik böyle, işte
ideolojik davranma böyle_ Bunu aşmak zorundayız. Hepinize saygılar sunuyorum.
Oturum Başkanı: Av. Cemal Artık, buyurun.
Av. Cemal Artık: Sabih Ataç'tan sonra konuşmak için gerçekten yürek lazım. Ama
o yürek bende var hala. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
llk önce bir anımı anlatmak istayorum, Anım, daha önce konuşan arkadaşlanma da
cevap niteliğinde olacak. Tarihleri ve isimleri unutmuş olabilirim. lsmiyIe hitap etmeye-
ceğim arkadaşlardan şimdiden özür diliyorum. 2OO1 y|llnda lstanbul Barosunun dü-
zenlemiş olduğu "Savunmanının Savunulması" diye bir forum vardı. Bizden, baro baş-
kanlanndan yazı istendi. Ben o sırada Mardin'de değildim. Bir genç arkadaşıma tele-
fon açtüm ve dedim ki benim hazırladığım şu çerçeve içinde bir yazı düzenle ve lstan-
bul Barosuna dergide yayınlanmak üzere gönder. Nitekim de öyle oldu. Yazı gittl ve
forumla ilgili dergi sonra elime geçti. Baktım ki orada "üst kuruluşumuz olan Türkiye
Barolar Birliği'' diye bir cümle geçiyor. Halbuki yıllardan beri, '1987 yılı ile 2OO1 yılı ara-
sında baro başkanlığı yaptım, 7-8 dönem baro başkanlığı yaptım. Bu tarihlerde sürek-
li üst kuruluşumuzun olmadığını savunuyorduk ve tepkilerimizi degişik dönemlerde di-
le getiriyorduk. Geri dönüşümüzde bütün arkadaşlanmla bir toplantı yaptım ve şu ka-
nıya vardık. Bizler her şeyden önce, en azından ben, üyelerimiz dahi, avukatlar dahi,
bizim bir üst kuruluşumuz var diye, o intiba içinde olduğumuzu gördük. Gerekli gö-
rüşmeleri yaptık tabii ki. Tahmin edayorum, diğer barolardaki arkadaşlarla da konuştu-
DlYARBAKIR BAROSU YAYÜNLARl
62

