Page 61 - Baroların Bağımsızlığı Savunmanın Dokunulmazlığı Sempozyum
P. 61
SEMPOZYUM
Ceza Usul Kanunu, Ceza lnfaz Kanunu ve yepyeni iki dünya Teljf hak|an ve en önem-
li bir dünya daha söyleyeyim, Türkiye'nin 85 Milyar Dolar banka hortumlamalarında gi-
den paraları, kara paralar vs.2004'ün gündeminde olan yasalar bunlar. Telif haklan
yeni bir olay. Kara para, rüşvet ve yolsuzlukla mücadele yasaları yeni bir olay. Bun|arı
teker teker aldığımız zaman bize bir görev düşüyor. Gelin 6iz 20-40 barodan gelen
avukatlar olarak izleme ve müdahale görevini yapalım. Gelin her bir temel yasayı bir
bölgede tartışalım. Bu Avrupa Birliği sürecini mercek altına alalım ve hukukçu müda-
halesi yapalım. Hem Türkiye Barolar Birliğini kış uykusundan uyandıralım hem hükü-
meti uyaraIım. Bu iki görevi biz yaptığımız zaman dolu dolu bir iş yaparız ve biz kendi
aramızda bu görev bölüşümünü şu anki başkanlar olarak dahi yapsak, bir Bursa'ya, bir
lzmir'e, bir Antalya'ya, bir Gaziantep'e, bir Urfa'ya her birine görev kalsa...toplantılar
yapılsa.... Ona akademisyen katı|ımı da, hukukçu katılımı da sağlarız. 1 yıllık program
çıkarıp buradan ayrılalım. O zaman zaten bizim çağdaş anlayışımız, insan haklan, hu-
kuk ve demokrasi an|ayışımız oturmuş olacak. zaten bunlann karşısında da bır tek en-
gel var; Terör! lnsan hakları, hukuk ve demokrasinin önünde en büyük engel terördür.
Ama kimden gelirse gelsin. Dini, etnik vs. kimden gelirse gelsin diyorum. savunmanın
dokunulmazlığına da en çok dokunan ceberut devletlerdir. Bu anlayışa hazırlanalım,
baro başkan|arımız bu görev anlayışıyla 2OO4'ün programını yapsınlar.
Eylül içinde Avrupa Hukukçular Birliği benden iki toplantı istiyor. yer konusunda fi-
kir önereceğim, sizlerin uygun göreceği iki ile de iki toplantı serpme imkanımız bulu-
nuyor. Bunu da ifade etmek istiyorum. Teşekkür ediyorum.
Oturum Başkanı: Savunmadan güzel öneriler geliyor. Beni hep rahatsız eden ve
her defasında söylediğim bir hususu dile getjrmek istiyorum. Bu küçük baro-büyük ba-
ro söylemi. Biliyorum ki Hasip kaplan bu anlamda söylemedi ama bu çok dilimize yer-
leşti. Bir şey çok yerleşerek kullanıldığı zaman o bir fikir haline de gelebiliyor bir iüre
sonra. Bu nedenle konuşmalarımızda hiç olmazsa biz özen göstefsek, küçük baro-bü-
yük baro demesek, üyesi çok baro desek illaki bu konuda bir ayrım yapmak gerekiyor-
sa. Ama üye sayısı 50 olan ile üye sayısı 5OO Veya 5OoO olan baro arasında haklar ba-
kımından hiçbir fark yoktur, yetkiler bakımından hiçbir fark yoktur. hepsi tam eşittir,
O nedenle küçük baro-büyük baro diye bir aynmı kesinlikle kabul etmiyorum. Başka
bir niyetle de olsa lütfen bu şekilde ifade etmeyelim. Üyesi çok baro diyebiliriz ama lüt-
fen küçük baro-büyük baro demeyelim,
Oturum Başkanı: Sanırım Sabih Ataç 5öz istiyor. Buyrun.
Av. Sabih Ataç: Bir fıkra ile başlamak istiyorum. Bizim oralarda an|atırlar; '.adamIn
birinin eşeği kaybolmuş. Epey bir süre aramış, sabahtan akşama kadar. Akşama doğ-
ru köyden seslenmişler. Gel eşeğini bırak demişler. vallahi bu kadar aradım. bir şu vi-
di kaldı, o vadiye de gideyim öyle geleyim demiş,'. Evet biz bulduk eşeği ama uğrama-
şeyler söyleyeceğim. Ar-
dığımız bir vadi var gibi geliyor bana. o nedenle o vadiden bir
kadaşlar önce savunma yani insanın önce savunması gelişmiş, sonra avukat, sonra da
barolar. Sonuçta bizim mesleğin tarihi böyle olmuş. Dolayısıyla baro. avukat Ve savun-
DIYARBAKIR BARosU YAYINtARl
60

