Page 93 - 2018-2021 Çalışma Raporu
P. 93
rın hızla genişletildiğinden övgü ile bahsedilmektedir. Ancak bu hizmet alanlarının ya-
pısal sorunları pas geçilmiştir. Örneğin Diyarbakır’da halihazırda beş (5) ayrı binada
adli hizmet verilmekte, istinaf mahkemesinin de hizmete girmesiyle birlikte bu sayı altı
(6) olacaktır. Gün içinde farklı mahkemelerde (ceza, icra, hukuk ve idare) duruşması
olan bir avukatın müvekkiline etkin bir hukuksal hizmet vermesi beklenemez. Dolay-
sıyla adliye binalarının bir an önce şehirlerin nüfusuna göre bir veya birkaç yerde yeni-
den kompleks olarak inşa edilmelidir. Cezaevi kompleksleri içindeki duruşma solanları
da derhal kapatılmalıdır. Hukuki güvenliğin artırılması için bazı iş ve işlemlerin avukat
aracılığıyla yapılması öngörülmüştür. Bir yandan arabuluculuk ve uzlaşma gibi faaliyet
alanı sürekli genişletilirken, öte yandan yeni faaliyet alanları yaratma konusundaki giri-
şimleri samimi bulmamaktayız.Avukatların artık açlık sınırında olduğu bir ülkede staj-
yerlerin ücretli ve sigortalı bir şekilde staj yapacaklarını önermek gerçekçi bir yaklaşım
değildir.Çerçevesi belli olmasa da Avukatların hususi damgalı pasaport verilmesi gecik-
miş bir taltif olarak değerlendirilmiştir.Adli yardım hizmeti için avukatlara ödenen üc-
retlerin artırılması ve adli yardım hizmeti nedeniyle tahakkuk ettirilen vergilere ilişkin
yeni bir düzenlemeler avukatlık hizmetinin etkin bir şekilde yürütülmesi için yaralı ola-
caktır.Yabancılara yönelik hazırlanan şüpheli, sanık ve mağdur hakları formunun yay-
gın dillerde (İngilizce, Arapça, Almanca, Fransızca, Rusça gibi) ilgililere verilmesi
önemli bir gelişmedir. Bu ülkenin yurttaşları olan Kürtlere de, talepleri halinde bu for-
mun Kürtçe örneğinin verilmesi de sağlanmalıdır.Cezasızlıkla mücadele konusunda
herhangi bir vurgu yapılmamıştır. Cezasızlık algısı, ceza infaz sistemi ve mevzuattaki
yaptırımlardan ziyade belli suç tiplerinde (özellikle kamu görevlilerinin suçlandığı) kol-
luk, savcılık ve mahkemelerin toleranslı yaklaşımı sonucu şüpheli ya da sanıkların ceza
bağışıklığından yararlanmasıdır. İşkence, cezasızlık ile ödüllendirilen tipik bir suç tipi-
dir. Dolaysıyla cezasızlık kısmen yasal düzenlemelerdeki eksikliklerden kaynaklan-
makla birlikte daha çok uygulayıcıların toleranslı ve çifte standartlı yaklaşımlarından
kaynaklanmaktadır.
Kapalı devre sisteme sahip olan sulh ceza mahkemelerinin sistem içerisinde tutulması
kritik öneme sahiptir. Nitekim gerek Avrupa Komisyonu, gerekse de Venedik Komis-
yonu bu mahkeme sisteminin ikincil bir denetime izin vermediği ve yanı sıra bir dizi
sakıncalar barındırdığı için kaldırılması yönünde görüş bildirmesine rağmen halen bu
sistemin korunması Avrupa Hukukuna uyum konusunda önemli bir test konusudur. Bu
mahkemeler derhal kapatılmalı, ikincil bir yargısal denetimine açık mekanizma kurul-
malıdır.Hasta tutuklu ve hükümlülere vurgu yapılması önemli olmakla birlikte, bu ko-
nudaki mağduriyetleri giderici önlemler konusunda bir tespite yer verilmemiş olması
eksikliktir. Nitekim son yıllarda onlarca tutuklu veya hükümlü hastalık ve eksik tedavi
nedeniyle yaşamını yitirmiştir. Dolaysıyla bu meseleye ilişkin mekanizmanın daha sa-
deleştirilmesi ve hızlandırılması elzemdir.Hükümlü ve tutukluların nakil işlemlerinde
ailevi nedenler gibi hassasiyetlerin gözetilmesi temel mahpus hakları açısından son de-
rece önemlidir. Nitekim ailelerinden binlerce kilometre ötedeki cezaevlerine nakledilen
mahpuslar bulunmaktadır ve bu mahpuslar aile bireyleriyle hak ettikleri haftalık ya da
aylık görüşmeleri bile yapamamaktadırlar.Sonuç olarak; belgeyi ilk incelememizde yu-
karıda belirtilen hususlar dikkatimiz çekmiştir. Hiç kuşkusuz bu bir çerçeve metindir.
İçeriği önemli ölçüde TBMM tarafından çıkarılacak yasalar ile belirlenecektir. Dolay-
92

