Page 95 - 2018-2021 Çalışma Raporu
P. 95

luşlarına ve meslek örgütlerine daha çok iş düşmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Anaya-
          sası’nın 17. ve 56. Maddeleri; herkese maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme
          hakkı yanında, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını da tanımış, ayrıca her
          yurttaşa ve devlete çevreyi koruma ödevini de yüklemiştir. Türkiye’nin taraf olduğu ve
          Anayasanın 90.maddesine göre üst hukuk normu niteliğinde olan Avrupa İnsan Hakları
          Sözleşmesinin 2. Maddesi, yaşam hakkını mutlak ve vazgeçilmez temel insan hakları-
          nın başında saymaktadır. Yaşam hakkı, diğer temel hak ve özgürlüklere sahip olmanın
          ön koşulu olup bu da çevre hakkının sağlanması ile mümkündür. Bu anlamda çevre
          hakkı ile yaşam hakkı anlamlı bir bütünlük oluşturur. Toplum yararını yok sayan yatı-
          rımlar, tarihi, kültürel ve doğal varlıklarımızın insan eliyle yok edilmesi, sürdürülebilir
          yaşamı tehdit etmektedir. Dünyada ve özellikle ülkemizde, temiz su kaynakları kirlen-
          mekte, verimli tarım toprakları ve orman varlıklarımız azalmaktadır. Tüm canlıların
          içinde yaşadığı çevre ve iklim krizi, önümüzdeki süreçte daha da yoğun hissedilecek ve
          eko-sistem üzerinde büyük bir baskı yaratacaktır. Çevre ve kentleşme politikalarımızı
          yeniden gözden geçirmeli, ekolojik, yenilenebilir ve verimli enerjiyi öne alan bir anla-
          yışla, toprağımızı, havamızı ve suyumuzu daha iyi korumalıyız. Yoksa içine girdiğimiz
          küresel iklim krizinden başarıyla çıkacağımız söylenemez. Bu nedenlerle, daha önce İz-
          mir ve Antalya’da çevre ve kent hukuku çalıştaylarında bir araya gelmiş Barolar, Dünya
          Çevre Günü’nde anılan tehlikelere dikkat çekmeyi bir görev bilmektedir. Kamuoyuna
          saygıyla duyurulur.

           Adana Barosu, Ankara Barosu, Antalya Barosu, Aydın Barosu, Artvin Barosu,
          Burdur Barosu, Bursa Barosu, Denizli Barosu, Diyarbakır Barosu, Düzce Barosu,
             Hatay Barosu, İzmir Barosu, Muğla Barosu, Mersin Barosu, Ordu Barosu,
             Kırklareli Barosu, Kocaeli Barosu, Sakarya Barosu, Siirt Barosu, Trabzon
                             Barosu, Tunceli Barosu, Yalova Barosu,

                                  ________o0o________


          • BIRAKIN DİCLE ÖZGÜR AKSIN


          Hasankeyf ve Dicle Vadisi, Türkiye’nin tarih, kültür ve doğal zenginlikleri açısından
          önemli bölgelerinden biridir. Dicle Vadisi ve Hasankeyf’in içinde bulunduğu Mezopo-
          tamya tarih boyunca önemli bir coğrafya olarak önemini korumuş ve çok sayıda mede-
          niyete ev sahipliği yapmış, bu medeniyetlerin her birinden farklı özellikleri kimliğinde
          bütünleştiren bir bölge olmuştur. Mezopotamya’da yaşayan bütün medeniyetler bölge-
          nin kültürel zenginliğini geliştirmiş ve korumuştur.

          Onlarca kültürün emeğiyle inşa edilen ve dünyada eşi benzeri az olan bu yerleşim yeri,
          Dicle Nehri kıyısı, küçük vadileri ve bitişik kayaları üzerinde oluşturulmuştur. Son yıl-
          larda yapılan kazılar, Hasankeyf’te henüz açığa çıkarılmamış büyük bir kültürel mira-
          sın olduğunu gösteriyor. Bu niteliklere sahip 12 bin yıllık Antik kent Hasankeyf’i, 199
          köyü ve üstün biyoçeşitliliğe sahip Dicle Vadisi’ni sular altında bırakacak olan Ilısu
          Barajı Projesinde 9 yıl inşaat sonucu malesef sona yaklaşıldı. Sınıraşan sulardan olan
          Dicle Nehri üzerinde yapılan Ilısu Barajının Türkiye, Irak ve Suriye’de yaşayan insanlar
                                              94
   90   91   92   93   94   95   96   97   98   99   100