Page 92 - 2018-2021 Çalışma Raporu
P. 92
rastladığımız sorunlardır. Bu dezavantajların bir kısmının eğitim ile giderilemeyeceği
de açık olmasına rağmen eğitimin şart olduğunu bir kez daha vurgulamakta yarar gör-
mekteyiz. Belgede Hâkim ve savcılık mesleklerine girişteki mülakat sınavının geniş
temsile dayalı bir heyet tarafından yapılması sağlanması öngörülmektedir. Bu önerme
önemli olmakla birlikte, bu temsiliyetin nasıl sağlanacağı daha da önemlidir. Ayrıca bu
geniş heyet tarafından yapılması öngörülen mülakat sınavının, Temmuz 2016 darbe gi-
rişiminden sonra mesleğe alınan hakim ve savcıları da mutlak suretle kapsaması gerek-
mektedir.Hâkim ve cumhuriyet savcıların vermiş oldukları kararların AYM ve AİHM
kararlarına uygunluğunun meslekte yükselme süreçleri ve denetimlerinde gözetilmesi
önemli olmakla birlikte eksiktir. Özellikle işkence, gayriinsanî veya haysiyet kırıcı mu-
amele iddiaları nedeni ile AİHM nezdinde Türkiye’nin tazminat ödemeye mahkûm ol-
ması hâllerinde sorumlu devlet görevlilerine rücu imkânı sağlayan 2002’deki düzenle-
me de geri getirilmelidir. Bu uygulama işkence ile mücadelede önemli bir mücadele
enstrümanıdır.Azami tutukluluk süresine ilişkin hükümlerin, soruşturma ve kovuşturma
aşamaları için ayrı ayrı düzenlenmesi öngörülmüş ise de bu önerme son derece karma-
şık bulunmuştur. AİHM’in de kararlarında sıkça belirttiği üzere bu konuda bir standart
belirlemek mümkün değildir. Makul süre kavramı her davanın kendi özgün koşullarına
göre değişmektedir. En adil ve kesin çözüm yargıçların insan hakları hukuku konusunda
duyarlılığı ve eğitimidir. Bu niteliklere haiz yeterli hakim bulunmadığına göre tutuklu-
luk süreleri için yasada bir sınır belirlemek elbette hiç olmamasından iyidir. Ancak bu
sürelerin uzun ve esnek tutulması, sürekli değişmesi yargı kalitesini düşürmekte bu ko-
nuda hak ihlallerine neden olmaktadır. Uygulamada bu sürenin kısa tutulmasının ha-
kimleri daha seri karar vermeye teşvik ettiği de görüldüğüne göre tutuklama süresinin
kısa tutulmalıdır.Makul sürede yargılanma hakkının ihlali konusundaki başvuruları in-
celemek ve tazmin etmek üzere etkili bir mekanizma oluşturulması öngörülmüştür. He-
def, yargılamayı seri yapmak olmalı ancak seri yargılama çeşitli nedenlerle gerçekleşti-
rilemiyorsa elbette makul tazmin olanakları ve mekanizmaları yararlı görülmektedir.
İnsan hakları alanında faaliyet gösteren uluslararası koruma mekanizmalarının gözlem
ve raporlarının dikkate alınacağı ve insan hakları alanında ulusal ve uluslararası sivil
toplum örgütleriyle iş birliği yolları geliştirileceği de öngörülmüştür. Türkiye’deki bazı
STK ve kişilerin Uluslar arası bazı insan hakları örgütleri ile ilişkileri iddianamelere
konu olduğu düşünüldüğünde, bu önermenin son derece radikal ve devrimci bir karak-
tere sahip olduğu değerlendirilmiştir. Aynı esnekliğin ülkedeki diğer STK’lara da sağ-
lanması insan hakları kültürünün yaygınlaşmasında son derece yararlı olacağını düşün-
mekteyiz. Hukuk fakültesi mezunlarının hâkim ve savcı yardımcısı, avukat ve noter
olabilmeleri için “Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı”na tâbi tutulmaları öngörülmüştür.
Hakim ve savcılık için ayrı bir sınav gibi ikili bir sistem gereksizdir. Bu sınav Ha-
kim-savcılığa geçiş sınavını da kapsamalıdır. Ayrıca hakim ve savcı yardımcısı kadrosu
ve işlevi tam olarak bilinmediğinden şimdilik bir değerlendirme yapılması uygun görül-
memektedir.Kontrolsüz açılan hukuk fakülteleri, yüksek kontenjanlar ve eğitmen kad-
rosundaki yetersizlikler nedeniyle mesleğin sorunları gün geçtikçe artmaktadır. Bu ko-
nuda Belgede kesin ve meseleyi çözen önermeler yerine, sorunu kökten çözmekten
uzak palyatif öneriler getirilmiştir. Barolar için en büyük hayal kırıklıklarından birinin
de bu olduğunu belirtmek isteriz.Belgede adliye hizmetlerinin sunulduğu kapalı alanla-
91

