Page 45 - 2018-2021 Çalışma Raporu
P. 45

karşılığı yoktur. OHAL döneminde yürürlükte olan pek çok uygulamanın, OHAL’in
          kaldırılışından itibaren hala fiili olarak devam ediyor olması da, OHAL mantığını bir
          devlet rejimi olarak sürdürme niyetinin ve ısrarının açık bir göstergesidir. Değerli Basın
          Mensupları, Türkiye’de 2018 yılında da yaşam hakkı ve işkence yasağı başta olmak
          üzere kategorik başlıklar altında sıralayabileceğimiz, sistematik ve yaygın insan hakları
          ihlalleri meydana gelmeye devam etmiştir. Toplanma ve gösteri hakkına yönelik müda-
          haleler, haksız gözaltı ve tutuklamalar, askeri operasyonlar nedeniyle meydana gelen
          ihlaller, düşünce ve ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, konut dokunulmazlığı, kadına ve
          çocuklara yönelik şiddet, ekonomik ve sosyal haklardaki kayıplar mevcut durumda artış
          göstererek devam eden hak ihlalleridir. Gözaltında veya gözaltı yerleri dışında, işkence
          ve kötü muamele vakalarında artış meydana geldiği görülmektedir. Yurttaşların fiziki ve
          psikolojik işkenceye maruz kalması asla kabul edilemez. Yine, yasadığı yollarla yurttaş-
          ların kendilerini polis olarak tanıtan kişilerce alıkonulması, tehdit ve ajanlık dayatmala-
          rına maruz kalması kabul edilemez. Anayasa’ya ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslarara-
          sı sözleşmelere göre, işkencenin mutlak olarak yasaklandığını buradan bir kez daha
          hatırlatmak istiyoruz! Bu insanlık dışı yöntemlere derhal son verilmeli, bu yöntemlere
          başvuranlar görevlerinden alınmalı ve yargı karşısına çıkarılarak cezalandırılmalıdır.
          İşkencenin yaygın ve sistematik hak ihlalleri ile gündeme geldiği bir başka konu ise,
          cezaevleridir. OHAL ilanı ve uygulama süreciyle paralellik gösteren hapishane ihlalleri,
          sürgünler, sağlık hakkı, işkence ve kötü muamele, disiplin soruşturmaları, tecrit etme,
          haberleşme, iletişim, aile görüşü haklarının kısıtlanması gibi konularda açığa çıkmıştır.
          Hapishanelerdeki  mahpusların  mektup  aracılığıyla  ve  gerekse  de  yakınlarının  insan
          hakları örgütlerine bizzat yaptıkları başvurularda, mahpusların sevkler sırasında çıplak
          arama ve fiziki işkence, tek kişilik hücrelerde tecrit etme, kelepçeli tedavi, hastane ve
          revire çıkarılmama gibi yaşanan mağduriyetleri ifade etmişlerdir. Hapishanelerle ilgili
          bir diğer önemli konu ise, İmralı Yüksek Güvenlikli F Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan
          PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecrit uygulamalarıdır. Hükümlü mahpus statü-
          sünde bulunan Öcalan’ın 27 Temmuz 2011’den bu yana avukatlarıyla, yine kendisinin
          ve aynı hapishanede bulunan 3 siyasi mahpusun aileleriyle 104 haftadır görüştürülme-
          mesi insan hakları ihlalidir ve bu durum 10 Aralık 2018 tarihi itibariyle halen devam
          etmektedir. Abdullah  Öcalan’ın  2013-2015  yıllarından  kendisine  sunulan  imkânlarla
          Kürt Sorunun demokratik çözümüne ve çatışmasızlık ortamının oluşumuna ne denli
          katkı sağladığı tecrübe edilmiştir. Bu nedenle uygulanan tecrit politikasının, aynı za-
          manda coğrafyamızda devam eden çatışmalı sürecin sona erdirilmesine hiçbir katkı sağ-
          lamadığı, aksine çatışmaları derinleştiren bir duruma yol açtığı görülmelidir. Abdullah
          Öcalan’a yönelik sürdürülen tecrit uygulamalarını protesto etmek amacıyla Diyarbakır
          E Tipi Kapalı Cezaevinde bulunan DTK Eşbaşkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla
          Güven süresiz ve dönüşümsüz açlık grevine girmiş, 10 Aralık itibariyle 33. güne girmiş
          bulunmaktadır. Kuşkusuz insan hakları, hukuk ve hak örgütleri olarak, yaşam hakkını
          ve vücut bütünlüğünü tehdit eden ve risk altına alan her türlü eylemi ilkesel açıdan doğ-
          ru bulmuyor ve bir hak arama mücadelesi yöntemi olarak kabul etmiyoruz. Ancak ha-
          pishanelerde kişiye özgü uygulamaların, insan hakları anlayışı ve insancıl hukukla bağ-
          daşmayan bir durum olduğunu, tecrit ve izolasyonun ulusal ve uluslararası sözleşmelere
          aykırı olduğunu belirterek Sayın Güven’in yaşam hakkına yönelik ciddi riskler başla-


                                               44
   40   41   42   43   44   45   46   47   48   49   50