Page 44 - 2018-2021 Çalışma Raporu
P. 44

bunu yaygın ve sistematik bir hale dönüştürmektedir. Tek sesliliğin ve tek tipleştirmenin
            tezahürü  olarak  karşımıza  çıkan  iktidar  politikaları,  toplumsal  hayatımızda  yarattığı
            onarılması güç yıkımlarla kendini çok net bir şekilde göstermektedir. “Terörle Mücade-
            le ve Güvenlikçi Politikalar” adı altında propagandatif bir şekilde vücut bulan siyasal
            iktidar politikaları nedeniyle, özellikle bölgemizde devam eden silahlı çatışma ortamın-
            da, sadece son 3,5 yılda binlerce insanın hayatını yitirişine tanıklık ediyoruz. Barışı inşa
            etmek ve insan ölümlerine yol açmamak için çaba göstermek zordur. Buna karşın savaş-
            ların ne kadar kolay yaşandığını ve büyük kayıplara yol açtığını da son altı yılda dene-
            yimleyerek gördük. Özellikle 2013-2015 yılları arasında ‘çözüm süreci’ adıyla başlatı-
            lan sürecin, toplumsal yaşamımızda yarattığı pozitif etkileri yakından hissederken, 2015
            yılının ikinci yarısından itibaren çatışmalı ortama dönülmesi ile barış umudunun nasıl
            yerle bir edildiğine şahitlik ettik. 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen askeri darbe
            teşebbüsünün  bastırılmasının  ardından  ilan  edilen  ve  üç  aylık  periyotlarla  uzatılan
            OHAL, 2 yıl aradan sonra yani 19 Temmuz 2018 tarihinde kaldırıldı. Ancak bu 2 yıl
            içinde ülkenin zaten kötü olan anayasal rejimi tamamen bir OHAL rejimine dönüştürül-
            müş ve OHAL resmiyette kalmış olmasına rağmen 7145 sayılı kanunla OHAL uygula-
            maları 3 yıl uzatılmıştır. Hukuk güvenliğinden yoksun ve toplumsal yaşamımızda mu-
            halif kesimlere karşı otoriter bir baskı aracına dönüşen OHAL rejiminde neler olduğunu
            şöyle bir hatırlarsak; yayınlanan Kanun Hükmünde Kararnamelerle yüz otuz bini aşkın
            kamu personeli ve akademisyen ihraç edildi. 160 basın-yayın organı süresiz olarak ka-
            patılarak mal varlıklarına el konuldu. Onlarca gazeteci tutuklandı, yine onlarcası hak-
            kında soruşturma ve davalar açıldı, bu davalarda sırf mesleklerini yaptıkları için gaze-
            tecilere  hapis  cezaları  verildi.  İfade  ve  örgütlenme  hürriyeti,  Valilikler  ve
            Kaymakamlıklarca alınan yasaklama kararlarıyla bir bütün olarak baskı altına alındı.
            İnsan hakları, hukuk, çocuk, kadın, yoksullukla mücadele odaklı hak savunuculuğu fa-
            aliyetleri yürüten yüzlerce dernek ve vakıf, haklarında hiç soruşturma bulunmaksızın
            ‘Terör örgütleri ile ilişkili oldukları’ gibi çok soyut gerekçelerle kapatıldı. 95’i DBP’li
            belediyeler olmak üzere 102 belediyeye kayyum atandı, DBP’li belediye eş başkanları
            kayyum atamaları sonrası haksızca tutuklandı. Ülkenin ikinci muhalefet partisi olan
            HDP’nin  Eş  Genel  Başkanları  da  dâhil  olmak  üzere  onbeş  milletvekili  tutuklandı.
            HDP’li kimi vekillerin vekilliği düşürülürken, kimi vekillere çeşitli hapis cezaları veril-
            di. Türkiye’de yargının siyasal iktidar tarafından muhalifler üzerinde bir baskı aracı
            olarak kullanılması ve yargılamalar yapılırken uluslararası standartlardan uzaklaşılmış
            olduğu tüm kamuoyunun malumudur. Özellikle AİHM ve AYM’nin vermiş olduğu ihlal
            kararları sonrasında siyasilerin yapmış oldukları açıklamalar ile mahkemelerin bağım-
            sız karar verme yetkisi tamamen ortadan kaldırılmıştır. Yakın tarihte AİHM’in, HDP’nin
            önceki eş genel başkanı Selahattin DEMİRTAŞ hakkında vermiş olduğu ihlal kararı
            akabinde Cumhurbaşkanı’nın kararı eleştiren açıklamaları sonrasında yerel mahkeme
            ihlal  kararına  uymamış,  sayın  Demirtaş’ın  tutukluluğunun  devamına  karar  verilerek
            Anayasanın 90. maddesi açık bir şekilde ihlal etmiştir. Anayasa ve İnsan Hakları Avrupa
            Sözleşmesi ile güvence altına alınmış olan demokrasinin vazgeçilmezi serbest seçimler
            ve seçmen iradesi adeta hiçe sayılmıştır. Siyasal iktidar tarafından ‘Kimseye bir zararı
            yok’ söylemiyle savunulan OHAL’in meydana getirdiği hak ihlalleriyle yarattığı bu tab-
            lonun demokratik, hukuki ve insan haklarına dayalı yönetim biçiminde bir değeri ve


                                                 43
   39   40   41   42   43   44   45   46   47   48   49