Page 178 - 2014-2016 Çalışma Raporu
P. 178

getirecek  ama Türk  kimliği  dışında farklı kültür ve kim]iklere  de resmi ve sosyal  ya-
            şamda   özgürlük  tanıyan,  statü tanıyan  bir anayasa  olmah.  Yine anadilde  eğitim  hakklnı
            temel bir insan  hakkı olarak  bir kamusal hizmet olarak yurttaşların ihtiyacına  binaen
            kabul  eden ve bunu anayasal  garantiye  bağlamatı. Üçüncüsü;  Türkiye'nin  idari gelenek-
            lerine  uygun  biçimde  ama bu katı merkeziyetçi  yapıdan  uzaklaşan,  daha  çok  ademi
            merkeziyetçi,  yetkilerin   çevreye   yayıldığ, bölgesel yönetimlerin  daha  çok  güçlendiril-
            diği ve o bölgesel  yönetimlerin içinde özgürlüklerin  anayasal  güvenceye  alındığı,  ifade,
             örgütlenme  özgürlüğünün  herkes için % l00 garanti  altında  olduğu  yeni bir idari yapı-
             lanmayı  düzenleyecek  bir anayasaya  evet  diyeceğimiz  bir anayasadır. Diyarbakır  baro-
             sunun  daha  önce  bölge barolarıyla  görüşülerek  hazırlamış  olduğu bir anayasa  taslağı
             vardır.  Ve bu taslagı  güncelleyerek,  geliştirerek  bu sürece  katkı sunmaya, siyasi  partile-
             rimize  yardımcı olmaya  hazır  olduğumuzu  ifade  etmek isteriz.
             ,,BAŞKANLIK   SİSTEMİ  BİR TABU DEĞİLDİR."
             Başkanlık  konusu sorunu  çözer  mi?
             Yönetim  sistemleri,  ülkeden  ülkeye,  tarihsel  koşullara, sosyal,  ekonomik, kültürel, hu-
             kuki arka ptana  bağlı olarak değişiklik  gösteren  sistem[erdir.  Amerika'da  farklı bir sis-
             tem var, Avrupa'da  farklı bir sistem  var,  bizde  de farklı bir sistem  var. Bizim  sistemimiz
             daha  çok  Fransa yani  daha  çok  jakoben  merkeziyetçi,  aslında  farklılıkları bir yerde
             yadsıyan  ama bireysel özgürlükleri  öne  çıkaran   bir sistemdir.  Başkantık  sistemi  benim
             için bir tabu değildir.  Elbette  ki Türkiye'deki  parlamenter  sistemin  hali hazrda bir re-
             forma  ihtiyacı  olduğu  ve bu sistemin  ülkeyi  çok  iyi bir ere götürmediği  de ortada.  Ama
             başkanlık  sistemine  gidilecekse bile, bu bir  şahsiyetin   ye da bir  partinin  arzuladığı  bi-
             çimde  ve daha  çok  kendilerini  güç ve kudret  sahibi  yapacak,  ülkede tek yetkili kılacak,
             adeta,  tabiri  caizse  bir tür padişah  gibi kudretle  tanzim  edilecek bir  şeyse,  bunu  kabul
             etmek mümkün  değil.  Türkiye  toplumu  böyle bir  şeyi  kabul  etmzzzaten.  Nitekim  araş-
             tırmalar  AK Parti  tabanının  bile böyle  bir başkanlık  sistemine  kolay kolay  evet demeye-
             ceğini  gösteriyor.  Toplumun  bütün  kesimlerinin katılımıyla,  bütün siyasi  aktörlerin
             bileşeniyle,  gerçek  anlamda  bir kuwetler ayrılığının  varlığıyla,  yasamanın  yürütmeden
             tamamen  ayrıldığı bir yöntem  tartışılabilinir.  Gerçekten  güçlü bağımsız  ve gerçek  bir
             yasama fonksiyonunu  yerine  getirecek  bir siyasi partiler rejimi  ve bir parlamento  yapı-
             sını garanti  altına alacaksa,  yani Cumhurbaşkanının  karşısında  parlamento  gerçek  bir
             güç ise, aynı  Amerika'daki  gibi, Amerika'daki  kongre  gibi. İki. geçekten  tam bağımsız
             bir yargı, Amerika'daki  yüksek  mahkeme  gibi.  Hem Cumhurbaşkanının  hem idarenin
             her türlü  hukuk  dışı tasarrufuna  karşı  tam bağımsız  ve tarafsızlık içerisinde  bir yargı
             oluşturabilecekse.  Yine yerel  yönetim, eyalet sistemi gibi,  bölgesel yönetim, özerklik
             gibi yani  bu katı  merkeziyetçi  yaplya son veren ve dolayısıyla  güçlü  bir Cumhurbaşka-
             nının karşısında  yerel yönetimlerin  de bir güç  olduğu,  denge  ve kontrol sisteminin  tam
             olarak  sağlandığı  bir sistem  olabilecekse ve bunun  her türlü  anayasal  yasal alt yapısı
             oluşturulacaksa  ve toplum bunun  daha iyi bir yönetim sistemi  olduğuna  ikna olacaksa
             bu pekala tartışılabilir,  konuşulabilir.
             ,,SEÇMENDEN   HDP,YE SARI KART  "

             HDP'nin  oy düşüşünü  neye bağhyorsunuz?
             HDP'nin  arkasında  hala da rnıJazzam  bir halk desteği olduğu  bir gerçek. Ben bu sürecl
             bir tür sarı kart gibi ifade  ettim. Sarı kart, oyuncuya  daha dikkatli  oynaması  için yapıl-
             mış bir ihtardır.  Seçmenin  HDP'ye bu anlamda bir mesaj  verdiğini  düşünüyorum.  Ben-
             ce bu seçimin  en önemli sonuçlarından  bir tanesi  HDP'nin   o/o|3'ten  o%11'e  inmesi  ya da
             80 sandalyeden  59 sandalyeye  inmesi değil, Sürekli  baş aşağı  giderek  irtifa  kaybeden
                                              432
   173   174   175   176   177   178   179   180   181   182   183