Page 182 - 2014-2016 Çalışma Raporu
P. 182
Travmatik yaşantılar içerisinde en ağır izler bırakan yaşantıların, insan eliyle yaratılan
travmalar olduğu bilinmektedir. Şu anda devam eden ve günden güne yükselen şiddet
ortamının çocuklar üzerinde kısa ve uzun vadeli etkileri bulunmaktadır. Bu savaş orta-
mınln, şiddete doğrudan maruz kalan çocuklar üzerinde etkisi olduğu gibi, o ortamda
bulunmayan ancak dolaylı yollardan maruz kalan veya olanlara tanıklık eden çocuklar
üzerinde ve tüm toplum üzerinde de travmatik etkileri olduğu bilinmektedir. Ayrıca
savaşlar bittikten sonra bile savaşın etkileri kuşaktan kuşağa aktarılabilmekte, uzun
yıllar boyunca devam edebilmektedir. Savaş ortamına doğrudan ya da dolaylı maruz
kalan çocuklar kaygı, üzüntü, öfke, güven kaybı, çaresizlik, umutsuzluk, yabancılaşma
ve daha birçok baş edilmesi zor duyguları hissedebilmekte; bu durum çocukların fizyo-
lojik, psikolojik, sosyal ve toplumsal gelişimini etkileyebilmektedir. Tüm bu bilimsel
gerçeklere rağmen çocukların korunması için herhangi bir önlem alınmamakta, devletin
yükümlülüklerini yerine getirmemesi sonucunda ortaya çıkan hak ihlalleri ağırlaşarak
ve artarak devam etmekedir. Sadece son 2 günde, Cize ve Silopi'den az 4'ü çocuk
olmak üzere 15 kişinin hayatını kaybetmesi, durumun ağrılığını açıkça gözler önüne
sermektedir. Bu durum insan hakları ve çocuk hakları açısından kabul edilemezdir.
Yaşanılanların uluslararası kamuoyunda da yeterince yer almaması, ifade ve basın öz-
gürlüğüne yönelik engellemeler sonucunda basının bu süreçte herkesi doğru bilgiye
ulaştırma yükümlülüğünü yerine getirememesi bizleri ayrıca üzmekte ve endişemizi
arttırmaktadır.
Ülke yönetimini elinde tutmakta olan güçlerin ana özelliği, halkını, insanını sevmek
ve bu sevgi ve özeni teme'l alarak, o ülke halkına hiçbir ayrım göstermeksizin insancıl,
çağdaş nitelikli bir yaşam biçimi sağlamak olmalıdır. Çocuk
ve gençlere şiddet uygulayan, onlartn yaşamlarını yitirmelerine neden olan ve olan-
lardan hiç pişmanlık payı çıkarmayan katı, sert, atlmasız, insanca tutum ve söylemlerin
lzagrrıda kalmayı özellikle yeğleyen bir devlet yönetiminin varlığı o ülke çocukları ve
gençleri için çocuk ihmali ve istismarı açısından önemli bir risk etmenidir.
Son dönemde ülkemizde, devlet eliyle çocuk ihmal ve istismarı öekleri giderek at1-
maktadır. Çocuk ve gençlerini acımaslzca örseleyen, baskılayan, gelişimlerini aksatan
ya da engelleyen, kıyıma uğratan ve onların yaşam hakkını ellerinden alan bugünkü
devlet yönetimine " dur" denilmesi gerekir.
Çocuklarımızı merakın ve oyunun geliştirici evreninden alarak umutsuzluğa ondan da
öte ölüme tutsak kılan; coşkunun ve yaşamln kapısını onlara kapayan;
Çocuk ve gençlerimizi ayrımcılık zemininde çarpıştırmayı hedefl eyen;
Çocuk ve gençlerimizi sorgulamalara çeken ancak, onlann özgürce dünyayı, çewele-
rinde olup bitenleri sorgulamalannaizinvermeyen tüm yaklaşımları kınıyoruz.
Türkiye 90'lı yıllarda savaş ortamlnın bedelini çok ağr ödemiştir ve hala ödemeye
devam etmektedir. Bizler aşağıda imzası bulunan kişi ve kurumlar olarak bu savaşln ve
çatlşmanln sadece bölgede yaşayanların değil, hepimiz üzerinde yıkıcı ve onarılması
güç etkisi olduğunu biliyoruz, yaşıyoruz ve hissediyoruz. Bu yüzden de acilen yapıla-
ması gerekenleri bir kez düa tekrar ediyoruz:
Sokağa çıkma yasaklarlnın kaldırılmasını,
Devletin tarafi olduğu BM Çocuk Hakları Sözleşmesi başta olmak üzere, insan hakları
yükümlülüklerini yerine getirerek yaşam alanlarındaki şiddet ve baskıdan vazgeçmesini,
Tüm tarafların çocukların yüksek yararlnı gözetecek tutumlar geliştirmesini,
436

