Page 181 - 2014-2016 Çalışma Raporu
P. 181
26-27.|2.20]ü5
Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezinin de, dahil olduğu Türkiye'nin çeşitli
illerinden gelen 88 Sivil Toplum Kuruluşu Bölgemizde yaşanan Çocuk ve insan Hak|an
ihlalleriyle ilgili olarak Sur İlçesinde gözlem ve tespitlerde bulunmak ve çocuklar için
gıda vb yardım da bulunmak üzere Sur İlçesine girmek istemiştir. Ancak kolluk kuvvet-
leri tarafından Sur İtçesine girişe izin verilmemiştir. Aynı gün yapılan toplantı sonrastn-
da2 hafta içerisinde yapılması planan etkinlik programımız ve 88 katılımcı sivil toplum
kuruluşunun eş zamanlı olarak yapmış otduğu oılak basın açıklaması metni aşağıdadır.
Ortak AçıkJama: Çocuklar İçin Hemen Şimdi Barış
Biz Çocuk ve insan hakları örgütleri, sendikalar, meslek örgütleri, akademisyenler, sa_
natçılar, milletvekilleri, gazeteciler, kadın ve LGBTİ örgütleri, öğrenciler, sivil inisiya-
tifler, siyasi parti ve oluşumlar olarak ülkemizde 7 Haziran'dan bugüne devam eden
çatışma ortamtnln acilen son bulmasını istiyoruz.
Türkiye'de 7 Hazıran seçimlerinin ardından başlayan, 22 Temmuz Suruç ve l0 Ekim
Ankara katliamlarıyla yükselen şiddet ortamının etkileri, toplumun tüm kesimleri üze-
rinde derinleşerek devam etmektedir. l6 Ağustos tarihinden günümüze; yaklaşık l mil-
yon 300 bin kişinin yaşadığı 7 ilde-L7 ilçede gerçekleşen sokağa çıkma yasaklarının,
bölgede devam eden çatışma halinin ve buna bağlı olarak başta çocuklar olmak üzere
gerçekleşen öIüm]erin d urmasını talep ediyoruz.
Çocuk ve gençler bir üIkeyi oluşturan toplumun üzerinde en özenle durulması, gözetit-
mesi, eğitilmesi, şiddetten, ihmal ve istismardan korunması gereken kesimidir. Ülkele-
rin çağdaşlık düzeyleri çocuk ve gençlere verilen değerte koşuttur. Türkiye BM Çocuk
Hakları Sözleşmesi'ni l990 yılında imzalayarak her bir çocuğun hak ve özgürlüklerini
her koşulda koruma ve yerine getirme yükümlülüğünü kabul etmiştir. Ancak, ne yazık
ki bugün ülkemizde çocuk ve gençlere çok hoyrat davranan, onlara yönelik sevgisiz
eYlem ve söylemlerle, çocuk ve gençleri ve onların ailelerini örseleyen bir devlet yöne-
timi biçimi egemendir. Yalnızca örselenmek değil, çocuk ve genç|er bugün-
kü Yönetimin şiddet içeren yaklaşımlarıyla yaşamlarını, bedensel ve ruhsal bütünlükte-
rini yitirmektedirler.
22 Temmuz Suruç katliamından itibaren bugüne kadar yaşanan çatışmalarda ve sokağa
Çıkma yasaklarında; hastaneye gidemeyen, annesinin kaında henüz doğma fırsatı bula-
mayan ve kolluk kuwetlerinin doğrudan hedefi olan en az 44 çocuk yaşamını kaybet-
miŞtir. Şu anda bölgeye bakıldığında da; eğitimin durdurulduğu, öğretmenlerin hizmet
iÇi eğitim gerekçesiyle şehir dışına gönderildiği, okulların ve hastane]erin karargAh
olarak kullanıldığı, hastanelerin bombalandığı, okul yurtlarının yakıldığı, temel ihtiyacı
iÇin bile sokağa çıkan sivillerin hedef alındığı, bölge halkının göçe zorlandığı, halkın
sağlık hizmetlerine ulaşımının engellendiği görülmektedir. Tüm bunlar yaşananların bir
operasyon değil, savaş olduğunun açık kanıtıdır ve sözleşmede yer alan hak ve özgür-
lüklerin aÇık ihlalidir. Bölgeye yapılan askeri sevkiyatın devam etmesi savaş ortamının
büyüyerek devam edeceği konusunda endişelerimizi arttırmaktadır.
Bölgede çocuklar, eğer şans eseri yaşamlarını kaybetmiyorsa bile, hiçbir yasal dayanağı
olmayan sokağa çıkma yasaklarında yakınlarını kaybetmekte, eğitim, sağlık, güventi bir
ortamda büyüme, barınma ve gelişim haklarına erişememekte ve şiddetin doğrudan
tanığı olmakta ve böylece çocuklar ihmal ve istismar edilmektedir.
435

