03.05.2020

 

Değerli Basın Mensupları;

Bugün Dünya Kız Çocukları Günü. 11 Ekim,  Birleşmiş Milletler tarafından alınan kararla, dünya genelinde kız çocuklarının haklarının korunması ve ayrımcılığın önüne geçilmesi amacıyla 2012 yılından itibaren kutlanmaktadır.

Dünyanın neresinde olursak olalım, hukuk kurallarına, politikalara ve koyulan evrensel hedeflere rağmen kız çocuklarına ve kadınlara yönelik ayrımcılık ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği bir direnç duvarı olarak önümüzde durmaktadır. Türkiye’de geleneksel toplumsal cinsiyet rolleri nedeniyle birçok sorunla karşı karşıya kalan kız çocukları çocuk yaşta zorla evlendirilmekte, eğitiminden yoksun kalmakta, ciddi oranda artan bir biçimde cinsel istismar mağduru olmaya devam etmektedir.

TÜİK’in 2018 yılında yayınladığı verilere göre, 16-17 yaş grubunda evlenen kız çocuklarının sayısı 23 bin 906’dır. Kız çocuklarının henüz biyo-psiko-sosyal gelişimini tamamlamadan evlendirilmesi, birçok sorunu da beraberinde getirmektedir. Çocuk yaşta evlilikler, çocukların çocukluklarını yaşayamamalarına, derin fiziksel ve psikolojik hasarlara neden olmakta, erken yaşta aile, ev ve çocuk bakımı gibi sorumluluklar yüklerken, akranlarından kopma, eğitim hakkından mahrum kalma ve anne-çocuk ölümleri gibi risklere neden olmaktadır. Eğitimsizlik, erken yaşta evliliklerin hem sebebi hem de sonucudur. 2018 yılına ait verilerde, okuma yazma bilmeyen nüfus oranının yüzde 85.2’sini kadınların oluşturduğu görülmektedir. Eğitim hakkından mahrum edilmiş çocuklar, üretime katılma ve çalışma hakllarından da yoksun bırakılmaktadır. Bu durum özellikle kız çocuklarının ekonomik özgürlükleri olmadan eğitimsizlik, yoksulluk ve bağımlılık döngüsüne hapsedilmesine yol açmaktadır.

Hepinizin bildiği üzere, 15 Temmuz 2019’da Dersim’in Ovacık ilçesinde mayın patlaması sonucu 4 yaşındaki kız çocuğu Nupelda Güloğlu hayatını kaybetti.

Devletin güvenlik güçleri tarafından, ‘Silahla vurulmak, bombayla öldürülmek, mayına basmak, zırhlı araç altında kalmak, savaş uçaklarıyla vurulmak’ suretiyle yaşamını yitiren çocuk sayısının rakamlarla telaffuz edilmesi bizleri yaraladığından rakam telaffuzundan kaçındığımızı ifade etmek isteriz. Ancak Ceylan ÖNKOL’un ailesinin geçimine yardım etmek için çobanlık yaptığı esnada öldürüldüğünü hatırlatıyoruz. Ceylanın 12 yaşında başarılı bir öğrenci iken, çobanlık yapmak zorunda kalmasının sorgulanması gerekirken, yaşam hakkını ortadan kaldıran failler dahi bulunamamıştır. Ailesine reva biçilen manevi tazminat miktarı ise 28 bin 208 TL’dir.

Suriye’de  2011 yılından beri savaş nedeniyle yaşanan kitlesel göçlerde, ülkemizdeki göç yönetimi ve göçle mücadeledeki yetersizliklerden en fazla yara alan kesimin çocuklar olduğu; bu süreçte toplu kamplarda cinsel istismara uğradıkları, yaşama, sağlık, eğitim, barınma ve eğitim haklarından mahrum kaldıkları herkesçe bilinmektedir. Türkiye’nin Suriye sınırında 2 gün önce başlattığı askeri operasyonların en ağır yükünü yine kadınlar ve çocuklar yaşayacaktır. Dün Urfa’nın Ceylanpınar İlçesinde 9 aylık Muhammed Omar’ın ve 11 yaşındaki Elif Terim’in, Mardin’in Nusaybin İlçesinde ise 12 yaşındaki Emine, 15 yaşındaki Leyla Yıldız kardeşlerin ve annelerinin yaşanan çatışmalar sonucu yaşamını yitirdiğini, çok sayıda yaralı olduğunu öğrendik. Tüm devlet yetkililerine ve toplumun tüm katmanlarına seslenerek, başlatılan savaşın derhal sonlandırılmasını talep ediyor,  ‘’Çocuklar İçin Barış Hemen Şimdi’’ diyoruz.

Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi olarak kız çocuklarının uğradığı her türlü  istismarın takipçisi olduğumuzu belirtir, toplumda daha güçlü olmaları, her türlü ayrımcılık ve istismardan kurtulmaları, bütün haklardan eşit düzeyde yararlanmaları dileğiyle “11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü”nü kutlarız.

Umut, Direnç ve Mücadele ile...