Page 66 - 2018-2021 Çalışma Raporu
P. 66
oteldeki bir odada 2 saat boyunca işkence yapılmıştır. Aynı zamanda ters kelepçe takıl-
mış ve gözleri bağlı vaziyette kendisine zorla tutanak imzalatılmıştır. Mağdur meslek-
taşımızın işkenceden kaynaklı olarak yüzünde ve gözünde morluklar, kaşında açılma ve
burnunda kırık bulunmaktadır. Yapılan fiziki işkence akabinde zorla imzalatılan tutana-
ğa da dayanılarak mevcutlu olarak sorguya getirilmiş ve ifadeyi alan savcı tarafından
tutuklama istemiyle sulh ceza hakimliğine sevk edilmiştir. Sulh ceza hakimliği tarafın-
dan meslektaşımız adli kontrol tedbiri (ev hapsi) uygulanarak serbest bırakılmıştır. Şid-
det dilinin böylesine yaygınlaştığı bugünlerde, işkence vakay-ı adliyeden sayılmaktadır.
Nitekim böylesine aleni olarak gerçekleştirilen işkence sonrasında işkence mağdurunun
bir de yargısal süreçte savcılık ve hakimlikçe mağdur edilmesi kabul edilemezdir. Her
zaman işkence vakalarının karşısında olan Diyarbakır Barosu olarak Avukat Hakları
Merkezi aracılığıyla sürecin takipçisi olacağımızı ve işkence vakasını böylesine nor-
malleştiren yargı personelleri ile de hukuk camiasının ortak fertleri olmayı zul kabul
ettiğimizi belirtmek isteriz. Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
Diyarbakır Barosu Başkanlığı
________o0o________
• Kılıçdaroğlu’na Yapılan Saldırıyı Kınıyoruz...
Türkiye son zamanlarda gittikçe yükselen bir linç ve adaletsizlik kültürü ile karşı kar-
şıya. Politik bir argüman olarak kullanılan ayrıştırıcı, düşmanlaştırıcı, kutuplaştırıcı
nefret söylemi; maalesef olağan bir siyasal tercihe ve söyleme dönüşmüş durumda.
Diyarbakır Barosu olarak her zaman dile getirdiğimiz üzere politik aktörlerin, kanaat
önderlerinin kurduğu dil, kullandığı cümleler ve kavramların toplumdaki kaşılığı doğ-
rudan şiddet eylemlerine dönüşmektedir. Politik çıkarlar uğruna söylenen her kelime ve
cümle, toplumun farklı kesimlerini birbirinden daha uzaklaştırmakta, hatta düşmanlaş-
tırmaktadır. Özelikle seçim döneminde siyasetçilerin nefret suçuna varan söylemleri,
toplumun farklı politik, etnik ve inançsal kesimlerini birbirine karşı bilemekte, düş-
manca tavır almalarına sebep olmaktadır. İki gün önce Gebze Cezaevi önünde mahpus
çocuklarının hayatından endişe duyan annelere karşı, yine Diyarbakır’da ve Mardin ili
Kızıltepe ilçesinde barışçıl bir protesto eylemi yapmak isteyen insanlara karşı güvenlik
güçlerinin takındığı hukuk dışı ve insanlık onuru ile
bağdaşmayan tavrı, bugün ana muhalefet partisi genel
başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik fiziksel
saldırı ile zirveye ulaşmıştır. Türkiye toplumunun mu-
halif kesimine yönelen bu hukuk dışı saldırılara karşı,
adli ve idari makamların hoşgörüsü, iktidarın adeta bu
tür saldırıları haklı gösteren ve meşru gören söylem-
leri, bu tür saldırılara zemin hazırlamakta ve teşvik et-
mektedir. Bu kapsamda önceden planlandığı yönünde
güçlü emareleri olan Sayın Kılıçdaroğlu’na yönelik
gerçekleştirildiğini düşündüğümüz saldırıyı, Türkiye
65

