Page 106 - 2018-2021 Çalışma Raporu
P. 106

mahkûm edilmesinden bağımsız olarak işkence ye maruz kalan her bir insanın “telafi/
            zararın karşılanması” hakkı “etkili bir hukuk yolu” ve “onarım” kavramlarını kapsa-
            maktadır. Kapsamlı bir onarım kavramı, hakların yeniden kazanımı, maddi tazminat,
            rehabilitasyon, tatmin ve ihlallerin bir daha tekrarlanmama garantilerini içermektedir.
            İşkence ve diğer kötü muamele uygulamalarının önünü açan, cezasızlık zırhını kuv-
            vetlendiren tüm düzenlemeler, başta OHAL’i fiilen devam ettiren 7145 sayılı yasa ve
            yine OHAL döneminde çıkartılan KHK’ler ile usuli güvenceleri ortadan kaldıran yasal
            düzenlemeler olmak üzere, iptal edilip, işkence mutlak yasağını güvence altına almaya
            yönelik düzenlemeler bir an önce gerçekleştirilmelidir.

            İşkencenin önlenmesinde önemli bir araç olarak BM İşkenceye Karşı Sözleşmeye Ek
            İhtiyari Protokol (OPCAT) uyarınca oluşturulması gereken bağımsız ve tarafsız ulusal
            önleme mekanizması işlevini üstlendiği ifade edilen Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik
            Kurumu’nun kaldırılmasını, OPCAT ve BM İşkenceyi Önleme Alt Komitesi (SPT) öne-
            rileri ışığında amaca yönelik etkin bir Ulusal Önleme Mekanizması oluşturulmasına
            yönelik ilgili tüm tarafların katılımı ile bir hazırlık süreci planlanmalı, alıkonma yerleri
            tüm sivil ve demokratik kitle örgütlerinin denetimine açılmalıdır.
            Devlet yetkililerinin, siyasal iktidarın basın yoluyla kullandığı aşağılayıcı, kışkırtıcı,
            işkenceyi ve işkenceciyi öven şiddet dilinin sonlandırılmalıdır.

            İşkence mutlak yasağının sağlanması tümüyle devletin bir görevi olmakla birlikte, bu
            konuda toplum olarak bizlerin de sorumluluğunu hatırlatmak isteriz.

            Bu kapsamda insan hakları kurumları bugün ve bugüne kadar işkenceye maruz kalan
            tüm insanlardan toplum adına aynı zamanda en azından bir özür dileme ortamlarıdır.
            Yanı sıra bir kez daha hatırlatmak isteriz ki, Urfa’dan, Ankara’dan, Türkiye’den yükse-
            len işkence iddiaları karşısında bizler hiçbir şekilde sessiz kalmayacağız. Dünyada da
            özel bir yeri olan tüm birikimimize ve varlık sebebimize dayalı olarak işkenceye maruz
            kalanların tespit ve belgelenmesi, rehabilitasyon dahil onarım ve hukuki süreçlerinde
            etkin görevimizi kararlılıkla sürdüreceğimizi bir kez daha yineliyoruz.

            Sonuç olarak; şiddetin her türünün sistematikleştiği ve sıradanlaştığı, uzun yıllardır sor-
            gulanan hukukun üstünlüğü kavramının, kökleştirilen OHAL zihniyeti ve kalıcılaştırı-
            lan OHAL sürecindeki gelişmelerle önemli ölçüde işlemez hale geldiği, kâğıt üstündeki
            kadarı ile bile mevcut olmayan anayasal ilkelerin, yasal kural ve güvencelerin işlevle-
            rini önemli ölçüde yitirdiği, siyasi iktidarı eleştiren ve karşı çıkan her kesimin “haklara
            sahip olma hakkı” yani bir anlamda vatandaşlık hakkından mahrum bırakıldığı, sorumlu
            kamu görevlilerinin her türlü cezasızlık güvencesinden yararlanır hale geldiği bir or-
            tamda işkence gündelik hayatın içinde herkes tarafından hissedilir, yaygın bir pratik
            hale getirilmiştir.

            Tam da bu nedenlerle, biz insan hakları savunucuları yansıtmaya çalıştığımız bu gerçek-
            liğin değişmesine ve işkencesiz bir geleceğe olan umudumuzu, azmimizi yitirmeden;
            insanlığa yönelen tüm baskı, işkence ve her türden şiddeti açığa çıkarmaya, belgele-
            meye ve paylaşmaya devam edecek, insanlığa karşı bir suç olan işkencenin önlenmesi
                                                 105
   101   102   103   104   105   106   107   108   109   110   111