Page 105 - 2018-2021 Çalışma Raporu
P. 105
Cezasızlık Politikası sıradanlaştırılarak, kural haline getirilmeye çalışılmaktadır
Devlet ve kamu görevlilerinin söylemleri, tavırları ve yaklaşımları işkencenin ve diğer
kötü muamele şekillerinin önlenmesinde önemli unsurlardır. Ancak, yine açıklamamı-
zın ekinde yer alan kısa değerlendirme notunda yer verildiği gibi, son dönemde devlet
ve kamu görevlilerinin işkencenin ve diğer kötü muamele şekillerinin yasaklanmasına
yönelik olumsuz tavırları, yanı sıra yine son dönemde adeta cezasızlığı “güvence” altına
almaya yönelik yasal düzenlemeler ile daha ciddi bir hal almıştır. Her zaman belirtti-
ğimiz gibi, cezasızlığın arkasında yatan köklü neden işkence iddialarına yönelik bütün
iddiaların ivedilikle, eksiksiz, tarafsız, bağımsız ve etkili bir şekilde soruşturmaya konu
edilmemesidir. Failler genellikle hiç ceza almamaktadır. Siyasi iktidar aynı zamanda iş-
kenceyi “terörizm ile mücadele”, “olağanüstü hal”, “milli güvenlik” ve “kamu düzeni”
adı altında meşrulaştırma eğilimindedir.
İşkence uygulamaları derhal sonlandırılmalı ve işkenceye maruz kalanların “telafi/zara-
rın karşılanması” haklarının gerekleri yerine getirilmelidir
Öncelikle, işkence uygulamaları derhal sonlandırılmalıdır.
2 Haziran 2016 tarihinde yayınlanan BM İşkenceye Karşı Komite’nin (CAT) Türki-
ye’nin Dördüncü Periyodik Raporundaki 47 öneri kapsamında yer verilen Türkiye
Devleti tarafından “İşkencenin mutlak bir şekilde yasak olduğunun belirsizliğe mahal
vermeyecek şekilde yeniden teyit edilmesi ve işkence suçunu işleyen, bu suça iştirak
eden veya göz yumanların kanun karşısında kişisel olarak sorumlu tutulacağına, ceza
yargılamasına tabi tutulacağına ve cezalandırılacağına dair açık bir uyarı verilerekiş-
kence uygulamalarının kamuya açık bir şekilde kınanması.” tavsiyenin gerekleri yerine
getirilmelidir.
Hızlı ve etkin biçimde soruşturarak işkence iddialara açıklık kazandırmak ve her şeyden
önemlisi işkenceyi durdurmak tümüyle devletin görevidir.
Bu nedenle bugün ve geçmişte gerçekleşen tüm işkence suçlarına yönelik etkin ve taraf-
sız bir soruşturma sürecine dayalı olarak yargı önüne çıkarılmalı, her düzeydeki sorum-
lular cezalandırılmalı ve cezasızlık politikası sonlanmalıdır.
İşkence iddiaları karşısında Devlet, tüm kurumlar ve hekimler hukuki soruşturmalarını
ve tıbbi belgelemeyi İstanbul Protokolü ilkelerine göre yürütmekle yükümlüdürler. Aksi
bir tutum suçtur.
İstanbul Protokolü ilkelerine dayalı olarak, işkenceye ilişkin iddiaların hızlı, etkin, ta-
rafsız bir şekilde soruşturulması, bağımsız heyetlerce araştırılması, adli yargılama sü-
reçlerinin her aşamasının uluslararası etik ve hukuk kurallarına uygun olarak yapılması
gerekmektedir.
Yanı sıra, bugüne kadar işkenceye maruz kalan tüm insanların Türkiye’nin de altına
imza attığı uluslararası sözleşme ve belgelerde yer alan “telafi/zararın karşılanması”
haklarının gerekleri tüm boyutları ile yerine getirilmesinin sağlanması da devletin gö-
revidir. İşkence suçunun faillerinin tespit edilmesi, yakalanması, kovuşturulması ya da
104

