Page 103 - 2018-2021 Çalışma Raporu
P. 103

rarası Ceza Mahkemesi Roma Statüsü ( m.7) ve iç hukukta da Anayasa ( m.17), TCK (
          m.94) işkenceyi açıkça yasaklamaktadır.

          İşkencenin, bireyin bedensel ve ruhsal bütünlüğünü bozarak kasti ve amaçlı bir şiddet
          uygulaması olduğu, kişinin benlik duygusunu yok ederek sindirmeyi, caydırmayı hedef-
          lediği bilinmektedir. Öte yandan, işkencenin görünür kılınması, övülmesi, cezasızlıkla
          ödüllendirilmesi dikkate alındığında onun sadece bireye yönelik bir saldırı olmadığı,
          başta işkence görenlerin yakınları olmak üzere tüm topluma verilen bir gözdağı olarak
          da kullanıldığı açıktır.
          Ne yazıktır ki, İŞKENCE gündelik hayatın içinde herkes tarafından hissedilir, yaygın
          bir pratik hale getirilmekte…
          Açıklamamızın ekinde yer alan “İşkence başlığında son döneme yönelik kısa değerlen-
          dirme” notunda yer verildiği gibi, ülkemizde son yıllarda, kişileri cezalandırmaya ve/
          veya yıldırmaya ve/veya otorite kurmaya yönelik ve/veya bir ceza muhakemesinin (iti-
          raf almak veya bilgi edinmek/“delil toplamak” amaçlı) bir aracı olarak işkence ve diğer
          kötü muamele uygulamalarının büyük artış gösterdiğine işaret eden ciddi ve geniş alana
          yansıyan tespitler ve iddialar bulunmaktadır. Resmi gözaltı merkezlerinde, resmi olma-
          yan gözaltı yerlerinde, sokakta, cezaevlerinde hemen her yerde işkence uygulamaları,
          yanı sıra toplantı ve gösterilerde güvenlik güçlerinin “işkence” düzeyine ulaşan “aşırı
          ve orantısız güç kullanarak müdahalesi” yaygınlaşmıştır. Ayrıca, toplumun farklı kesim-
          lerinde iktidarın kontrolünü ve baskısını artırmak, dehşet ve korku yaymak amacı ile
          işkencenin ve diğer kötü muamele biçimlerinin uygulandığına tanık olunmaktadır. Di-
          ğer taraftan, insan hakları ile ilgili yasalar alanında –işkencenin ve diğer kötü muamele
          biçimlerinin yasaklanmasına ilişkin düzenlemeler de dahil olmak üzere- son dönemde
          son derece yıkıcı ve uzun süreli etkileri olabilecek gelişmeler olmuştur.

          Sadece içinde bulunduğumuz aylarda Urfa Halfeti ilçesinde ve Ankara’da işkenceye
          maruz kalan insanların kendi ya da yakınlarının ve avukatlarının mahkeme tutanakla-
          rına da yansıyan anlatımları, kendi kurumlarımız dahil ilgili kurumların raporlarında
          belgelenen işkence ve diğer kötü muamele uygulamalarının gündelik hayatın içinde
          herkes tarafından ne denli hissedilir ve ne denli yaygın bir pratik hale getirildiğini orta-
          ya koymaktadır:

          18 Mayıs 2019 tarihinde Urfa’nın Halfeti ilçesine bağlı Dergili mahallesinde 51 kişinin
          gözaltına alınması ile başlayan süreç mutlak işkence yasağı ihlallerinin hangi boyutlara
          ulaştığının özel bir örneğini oluşturmaktadır. Kurumlarımızın inceleme ve gözlemleri-
          nin yanı sıra, konu ile ilgili Urfa Barosu tarafından oluşturulan heyetin cezaevinde yap-
          tığı birebir görüşme, adli raporlar, ayrıntılı anlatımlar, gözlem ve incelemelere dayalı
          olarak gözaltına alınan şahısların işkence ve diğer kötü muamele uygulamalarına maruz
          kaldıklarının doğrulandığına yer verdikleri rapor konuyu açıklıkla ortaya koymaktadır.
          Söz konusu raporda, görüşmeleri gerçekleştiren avukatların gözlemleri ile esas olarak
          uyumlu ters kelepçe, göz bağı, başa çuval geçirme, elektrik verme, kaba dayak, falaka,
          cinsel işkence, hakaret, kendisine ve yakınlarına (özellikle kız çocuklarına ve eşlere)
          yönelik tehdit uygulamaları gibi anlatımlar yer almaktadır.

                                              102
   98   99   100   101   102   103   104   105   106   107   108