Page 96 - Diyarbakır Barosu Herkes İçin Adalet Projesi Hukukun Üstünlüğü Seminerleri
P. 96
bir konferans olduğu düşüncesindeyim. Ancak ekseriyeti itibariyle bana göre burada
okumuş insanlar, aydln insanlar, aydın iddiasında olan insanlarln bulunduğu bir
topluluk. Biz meselelere biraz aydlnca, biraz bilimsel, analitik açldan bakmak
zorundayz. sayln Ahmet Hocam işte Türkiyelilik içerisinde çok kültürlülükten falan
bahsediyor. Türkiye kavramü zaten bu çoğulcu dediğimiz, çok kültürlü, çok etnisiteli, çok
uluslu kavrama ayklrl düşmüyor. Bunun önünde bir engel oluşturmuyor. işte yakın
zamanda incelediğini söylediğiniz ispanyada durum bu mudur? Değildir. ispanya bir
etnik grubun adl değildir. Bana göre burada biraz kavramsal Ve bilimsel açıdan bir
eksiklik söz konusu. o da şudur: Kürt meselesi bir azınlık meselesi değildir Ahmet
Hocam. Kürt meselesi bir Kürdistan, ulusal ve ülküsel bir meseledir. Yani olguyu
olgusal olarak bir zemine oturtturmadan, bu açldan bilimsel açldan tanlmlamakla, ona
çözüm önerileri getirmekle çok uluslu olunmaz. Dolayls|yla Türkiye'de olabilecek en
makul ya da en olabilecek bu çok kültürlülük, bir arada yaşamlşlIk açlslndan bana göre
Federasyondur. Yani İki temel ulusa dayall, Kürt Ve Kürt ulusu ve bunun yan|nda diğer
tüm etnik dinsel ya da ideolojik farkllklarln da kendilerinİ idare edebildikleri demokratik
çoğulcu bir federasyon mode|i olabilir. Uluslarln kendi kaderini belirleme yönünden ben
Ahmet Hocaya bir soru yöneltmek istiyorum. Bu modası geçmiş insan haklarl hukuku
kavramı mıdır? Yoksa halen dünyada benimsenen Ve insan hakları hukuku baklmından
politik hakların tanlnmasl bakımından gündemde olan bir çözüm yolu mudur? Bu
hususta görüşünü alma istiyorum. Teşekkür ederim.
Sezgin Tanrıkulu: Teşekkürler, Muhsin Bey, kısa rica etsem, birkaç arkadaş daha var.
Katılımcı: Öyle kısa uyarısı yaplnca ben açıkçası böyle çok huysuzlanlyorum. Ama
haklısln bu konuda. Ben, benden önce söz alanlarln yani eski birçoğunu Kürtlerin ne
kadar meşru bir pozisyonda olduğuna dalr bir dil kullanmayl tercih etti. Asllnda ben tam
da bunun d|şlnda bazl şeyler ifade edecektim. Şimdi ben kişisel olarak etnik, dinsel,
mezhep Ve miIli kimliklerin gereksiz Ve bağımsız olduğu bir dünya tasarlamaya ihtiyaç
duyduğumuza inanlyorum. Bu çerçevede, yani bu ülkenin bugün yaşadlğl Ve
bulunduğu tablonun sebebinin de milliyetçilik olduğunun tespitinin çok önemli Ve kritik
olduğu düşünüyorum. Bu ülke 1913 y|lında Harbiye Nezaretinde kurulan Teşkilatl
Mahsusa taraflndan yönetildi Ve halen de Türkiye'de Teşkilatl Mahsusa'nın ruhu bu
ülkenin bütününe nüfuz etmiş Vaziyette. Kuşçubaşı Eşref, Bati Şakir, Topal osman,
Talat Paşa eğer bugün bir kahraman mitosu olarak hala takdim ediliyorlarsa, hakikaten
bizim ilk edebiyata Türki milliyetçiliğiyle çok ciddi biçimde uğraşmamız gereken bir
pozisyonday|z. Ama bu noktada Şunu da ifade etmek laz ım. Bizim politik kımliklerimiz
hep travmalar üzerine kurludur. Bu birazclk da hayatın olağan bir gerçekliğidir. Biz bir
travmanln eğer failiysek, genellikle bu travmay| yok sayarlz ya da bunun faili
olmadığımlzı ispatlama yoluna gideriz. Travman|n mağduru olduğumuz zaman da
bunu sürekli canll Ve diri tutmaya özen gösteririz. Şimdi Kurtler gündelik hayatta
travmanln mağduru olduklarına dair bif dili kullanmay| her zaman böyle tercih ediyorlar.
Ben şahsen bir Kürt olarak travmanln mağduru olduğumuz kadar da bu coğrafyada
yaşayan travmanın İaillerinden bir tanesiyiz. Hesaplaşma, yüzleşme, bizim en çok
98

