Page 20 - Diyarbakır Barosu Herkes İçin Adalet Projesi Hukukun Üstünlüğü Seminerleri
P. 20

böyle  atIlabilir. Rehabilitasyona  zemin hazırlayabilecek,  soğukkanll  olmamlzl
        sağlayabilecek  atmosferi  ancak böyle  kazanabiliriz.  Bu yüzden  geçmişi,  gerekçelerin
        birikimİ  ne olursa  olsun,  bugün ben aynı  şeyi  tekrarlamak  zorundaylm.  silahll
        eylemlerin  durmasl  lazlm.  Bu olmadan  rehabilitasyon  dönemine  geçmek  mümkün
        değıldir. Hatta haddimi aşarak  Kürtler adına bir felsefe  değiŞikliğine  ihtiyaç  olduğunu
        ortaya  sürüyorum.  Bir mücadele  felseİesi  değişikliğine.  Bu bizim  Kürt kültürünün  de,
        Türk kültürünün de yatkln  olmadlğl  bir  şeydir  ama  "Pasif mukavemet"  diye,  "Sivil
        itaatsizlik"  diye bir mücadele  biçimi  Vardlr.  Yani  bağrlna  taş basarak,  zaman zaman
        İedakarllklara  katlanarak,  ölümleri  göze alarak,  ezilmeyi  göze  alarak,  sablr,  sağduyu  Ve
        soğukkanllllk  -  "üç  s formülü" diyorum  ben buna,  : Sabır, Soğukkanllllk,  Sağduyu.  Kürt
        hareketinden  bence  şu  sıralarda beklenen  budur.  Bu  çok  büyük  bir özveridiı  kabul,
        ama bunu  yapmaktan  başka  çare  yoktur.  Çünkü  her iki kesimdeki  bu toplumsaI
        psikoloJiyi  öyle bugünden  yarlna  değiştiremezsiniz.  Ne yaparsanlz  yapln, bu tortular,
         paranoya  kolay kolay  çözülmez.   Bu ortadan  kalkmadığı  sürece de herhangi  bir
         meseleyi soğukkanll  olarak  tartlşma  olanağlnl  bulamazslnlz.  Yani  ne yazlk  ki yürümesi
         mümkün  olan, adlm atmamlza  olanak Verebilecek  tek formülün  bu olduğunu
         düşünüyorum  Ve bunu beIki  de Türk kesiminden  daha  çok  sizlerle  paylaşmak  istiyorum,
         Gerçekten  de bu sorunun  başka türlü  çözümünü  ben düşünemiyorum.  Yani  geçmişteki
         örneklerle  başka  bir  çözüm   konunda  ümit Verici  bir ipucu ortaya  çlkaramadlm.  Bu
         yüzden tekrar  ediyorum.  sağduyu soğukkanllllk  Ve sablr.

            sezgin Tanrlkulu:  teşekkür  ediyorum  ben Sayın Hocamlza.  Salon da büyük  bir
         soğukkanhlık,  sablr Ve sağduyuyla  dinledi  hocamlz|n dediklerini. Ben ikinci  sözü
         Hocamıza  bırakıyorum.  Buyurun Hocam.

            Mehmet  Altan:  Teşekkür  ediyorum.  Milliyetçilik  olmasa  büyük  kavga olur  mu
         acaba? Ya siyasette  "öte git, koltuğa  ben oturacağlm"  yerine  insana  önem verilse  ne
         olur? Yani AB  çerçevesi   olmasa,  daha önceki Türkiye  olsa ne olurdu?  Bugün itibariyle
         ben iki tane  temel  unsurun  Var olacağlnü  görüyorum.  Birincisi  siyasette  kendine  yer
         arama, ikincisi  ben önemliyim  yerine olaya milliyetçilik  açısından  yaklaşma.  Şimdi
         bunun  en hazin  dönemini,  değişimi  algllayanlar  Ve algllamayanlar  açlslndaki  tabloyu
         Pakistan'daki  depremde  yaşadık. Benim bütün  gençliğim  Keşmir'de,  Pakistan ile
         Hindistan  nasll döVüşüyor,  onu  izlemekle  geçti.  ikisi de Keşmir  toprağü  kimin  olacak
         diye birbirleriyle  dövüşüp  durdular. Ama Keşmir'de  insanların  deprem  olduğu  vakit
         ölmesini  engelleyecek  hiçbir  çareye  başVurmadllar.  Hani  deprem  bugün Amerika'da
         olduğu Vakit Japonya'da  olduğu Vakit  kimseyi  öldürmüyor,  Keşmir'de  olduğu Vakit 40
         bin kişiyi  öldürüyor, 50 bin kişiyi  öldürüyor.  Şimdi  "ben önemliyim,  yönetilen  olarak,
         insan olarak  önemliyim.  Benim yaşam  kalitem  önemli,  benim  temel hak ve
         özgürlükIerim  önemli"  mi diyorsun,  "yok, ben olaylara  bena temsil  edenlerin  hak Ve
         hukuku açlsından,  milliyetçilik  açls|ndan"  ml baklyorum  diyorsun?  Bu  çok  önemli  bir
         ayrlm.  Yani AVrupa  Birtiği süreci  milliyetçilik  ile anlaşllabilecek  bir  şey  değil. Bu
         yönetilen i|e yöneten  araslnda  anlaşllabilecek  bir  şey.  Yunanistan  81'de girdi,  bir
         Türkiye  cumhuriyeti  Vatandaşlndan  Yunan  Vatandaşl  ortalama  10 yll daha fazla


         22
   15   16   17   18   19   20   21   22   23   24   25