İnsanca Bir Yaşam Umudunu, Soğuk Sularda Boğmayın!

28.02.2020

27.02.2020 tarihinde resmi açıklamalara göre 33 askerin İdlib’de yaşamını yitirmesi üzerine aynı gece ve 28.02.2020 tarihinde de devam etmek üzere basına “Mülteci politikamız aynıdır ama ortada bir durum var, artık mültecileri tutabilecek durumda değiliz” şeklinde haberler yansımıştır. Gün boyu TV’lerde sınır kapılarına yığılmış olan mültecilerin botlarla denize açıldığı, bunların arasında bebek, çocuk, yaşlı ve kadınların da olduğu görülmüştür. Basına yansıyan görüntülerde ve yapılan röportajlarda mülteciler; ücretsiz bir şekilde otobüslerle sınıra getirildiklerini, kimilerinin yüksek ücretlerle otobüs ve taksilerle sınıra gittiği ve bazı geri gönderme merkezlerinin boşaltıldığı haberleri basına yansımıştır. Sınırlara biriken bu yığılmaların ciddi insan hakları ihlallerine, travmalara ve geri dönüşü imkansız zararlara yol açma riski çok yüksektir.

Alan bebeğin sahile vurmuş cansız bedeninin görüntüsünü herkes anımsar, unutanlar için; Alan Kurdi, 2 Eylül 2015'te ailesi ile birlikte Muğla'nın Bodrum ilçesinden Yunanistan'ın İstanköy adasına şişme botla geçmeye çalışırken annesi ve kardeşi ile birlikte boğularak hayatını kaybeden üç yaşındaki Suriyeli Kürt çocuk. Bir daha Alan bebeklerin sahile vurmuş bedenlerini görmeyi, böyle ağır trajediler yaşanmasına zemin hazırlanmasını yahut göz yumulmasını doğru bulmuyor ve bunu kabul etmiyoruz.

Bilindiği gibi yasal olarak Türkiye sınırlarından giriş çıkışlar vize ve pasaport ile mümkündür. Basına yansıyan görüntülerin illegal çıkışlar olduğu ve yetkililerin bu duruma tepkisiz kaldıkları görülmüştür. Öte yandan bu kişilerin ulaşmak istedikleri sınırlara varmaları durumunda başlarına nelerin geleceği, geri göndermeme ilkesi uyarınca kabul edilip edilmeyecekleri, insani koşullarda tutulup tutulmayacakları da belirsizliğini korumaktadır. Yine bazı sınır ülkelerinin sınırlardaki asker sayısını arttırmaları endişelere yol açmaktadır.

 

6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanun’un 54’üncü maddesine göre, Türkiye’ye yasal giriş veya Türkiye’den yasal çıkış hükümlerini ihlal edenler ya da bu hükümleri ihlale teşebbüs edenler hakkında sınır dışı kararı alınabileceğini düzenlemektedir. Dolayısıyla bu şekilde ülkeden çıkış yapanlarıngittikleri ülkelerde kabul edilmemeleri, geri gönderilmeleri veya yeniden dönmeleri durumlarında haklarında sınır dışı ve idari gözetim kararı alınması ve yine bu sebeple geçici koruma veya uluslararası koruma kapsamından çıkarılmaları, daha önce kazanmış oldukları hakları kaybedecekleri anlamına gelmektedir.

 

Ayrıca TV’lerde canlı yayında botlarla denizi geçmeye çalışanları taşıyanların, ücretsiz bir şekilde otobüslerle bu kişileri sınırlara taşıyanlarıneylemlerinin “insan kaçakçılığı” suçunu oluşturabileceği ve buna karşı herhangi bir yasal engelleme ile karşılaşmamaları bu tarz eylem ve ihlallerin artacağı endişesini yaratmaktadır.

 

Bu nedenle yetkililere; pek çok hak ihlallerine yol açacak bu gidişata dur demeleri çağrısında bulunuyoruz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

 

DİYARBAKIR BAROSU İNSAN HAKLARI MERKEZİ

MÜLTECİ HAKLARI KOMİSYONU