Çocuk Cezaevleri kapatılsın girişiminin ortak basın açıklaması

20.11.2015

Üyesi olduğumuz çocuk cezaevleri kapatılsın girişimi olarak; Trabzon Bahçecik E Tipi Kapalı Cezaevinde 13.11.2015 tarihinde intihar eden 15 yaşındaki çocuğun ölümünde sorumluluğu bulunan Adalet Bakanlığı ve Cezaevi personelleri Hakkı'nda 5 ilde eş zamanlı suç duyurusunda bulunularak,basın açıklaması yapıldı. 



BASINA VE KAMUOYUNA

Bugün 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları günü! Anlamlı olması gereken böyle bir günde, bütünüyle devlet koruması ve denetimi altındaki Trabzon cezaevinde tutuklu bir çocuğun hayatını kaybetmesinden dolayı Adalet Bakanlığı, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü ve Trabzon Cezaevi İdaresi hakkında suç duyurusunda bulunmak için buradayız. Şu an aynı dakikalarda Ankara, İstanbul, Diyarbakır, Mersin ve Van olmak üzere beş ilde birden, eş zamanlı olarak bu basın açıklamasını ve suç duyurusunu yapıyoruz. Ancak baştan belirtelim ki bizler suç duyurusunda bulunmamıza neden olan 15 yaşındaki tutuklu bir çocuğun intiharına engel olamamaktan dolayı ve bunun maalesef ilk olmamasından dolayı büyük bir utanç duyuyoruz!

Türkiye’nin uymakla yükümlü olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Türkiye’nin ulusal yasası olan Çocuk Koruma Kanunu’na göre, çocukların yaşam hakkının, çocukların korunması ve gelişmesinin ve çocukların yüksek yararının gözetilmesinin temel ilkeler olarak benimseneceği belirlenmiş ve bu ilkelerin korunacağı garanti edilmiştir. Ancak bugüne dek Türkiye’deki hapishanelerde çocuklar birçok hak ihlaline maruz kalmış, bu hak ihlallerinden ve ihmallerden dolayı hayatını kaybetmiştir. Türkiye, 10 yıl önce Erzurum Cezaevi’nde intihar eden bir çocuğun ölümünden sorumlu tutularak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde mahkum edilerek ceza almıştır. Ancak devlet 10 yıl içinde çocuk cezaevlerini şiddet, hak ihlali ve patoloji üretmeyen kurumlar haline getirememiş, 10 yıl sonra Trabzon E Tipi Cezaevi’nde 15 yaşında bir çocuğun intiharına daha neden olmuştur. Bu intiharın politik olduğunu biliyor ve devleti çocuk haklarına ve insan onuruna uygun politika üretmeye çağırıyoruz.

Çocukların hapsedildiği cezaevlerinde yeterli ve nitelikli psiko-sosyal destek verilemeyecek kadar az sayıda psikolog ve sosyal çalışmacı görev yapmakta, çocuklar ile daha çok infaz ve koruma memurlarıiletişim kurmaktadır. Psikolog ve sosyal çalışmacı sayısının azlığı karşısında, çok fazla sayıda infaz ve koruma memurunun görev yapması, çocukların gelişimini, ruh sağlıklarını, rehabilitasyonunudeğil, fiziki güvenliği esas alan bir yaklaşımı temel alan bir infaz sistemi olduğunu göstermektedir.

Son 6 yılda hak ihlallerinden ve ihmallerden dolayı cezaevlerinde 10 çocuk yaşamını yitirmiştir. Bu çocuklar birer rakam değildir.Bu çocukların her birinin birer hikayesi, hayalleri, geleceği vardı!

Bizler İnsan Hakları ve Çocuk Hakları savunucuları olarak defalarca bu adalet sisteminin çocuklara zarar verdiğine dair bilimsel verilerin olduğunun altını çizdikve Adalet Bakanlığı’nı çocukların korunmasını ve desteklenmesini temel alan bir adalet sistemi inşa etmek için birçok kez ortak çalışma yürütmeye davet ettik. Ancak olayın üzerinden bir hafta geçmesine ve basında geniş yer bulmasına rağmen bugün Adalet Bakanlığı Trabzon E Tipi Cezaevi’nde intihar ettiği ifade edilen çocuk ile ilgili hiçbir açıklamada bulunmamış, yapılan eleştirileri yanıtlamamış, çocuk cezaevleri açmak konusundaki ısrarcı ve yıkıcı iradesini sorgulama ihtiyacı duymamıştır.

Bugüne dek gerçekleşen ve bugünden sonra gerçekleşme ihtimali olan adalet sistemi içindeki çocuk hakları ihlallerinden ve çocuk ölümlerinden en başta Adalet Bakanlığı’nın sorumlu olduğunu belirterek bugün bir kez daha çocuk cezaevleri kapatılsın talebimizi daha gür bir ses ile tekrar ediyoruz.

 

ÇOCUK CEZAEVLERİ KAPATILSIN!

İnsan Hakları Deeği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Çağdaş Hukukçular Deeği, Gündem Çocuk Deeği, Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuk Dayanışma Deekleri Federasyonu (TUHAD-FED), Özgürlüğünden Yoksun Gençlerle Dayanışma Deeği (Öz-Ge Der), Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Deeği (CİSST), Sosyal Hizmet Uzmanları Deeği (SHUD), Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı, İştar Kadın Merkezi, Uluslararası Çocuk Merkezi, Çocuklar İçin Adalet Takipçileri, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), Çakıl Deeği, Toplumsal Dayanışma için Psikologlar Deeği (TODAP), Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Deeği, Özgürlükçü Hukukçular Deeği, Diyarbakır Barosu, Mersin Barosu, Sinetopya, Çocuklar Aynı Çatı Altında Deeği (ÇAÇA), Türk Tabipleri Birliği, Yeniden Sosyoloji Deeği, 7 Renk LGBT Der, Akdeniz Göç-Der, Tarlabaşı Toplum Merkezi, BES (Büro Emekçileri Sendikası), Mersin Çocuk Hakları Deeği, Başak Kültür ve Sanat Vakfı, Genç Kahramanlar Platformu, Çocuk Çalışmaları Birimi, Türk Psikologlar Deeği, Sosyal Kültürel Yaşamı Destekleme Deeği, Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı




ANKARA CUMRİYET BAŞ SAVCILIĞINA GÖNDERİLMEK ÜZERE

Gönderilmek Üzere

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVLIĞI’NA

 

MÜŞTEKİLER                     :İnsan Hakları Deeği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Çağdaş Hukukçular Deeği, Gündem Çocuk Deeği, Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuk Dayanışma Deekleri Federasyonu (TUHAD-FED), Özgürlüğünden Yoksun Gençlerle Dayanışma Deeği (Öz-Ge Der), Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Deeği (CİSST), Sosyal Hizmet Uzmanları Deeği (SHUD), Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı, İştar Kadın Merkezi, Uluslararası Çocuk Merkezi, Çocuklar İçin Adalet Takipçileri, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), Çakıl Deeği, Toplumsal Dayanışma için Psikologlar Deeği (TODAP), Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Deeği, Özgürlükçü Hukukçular Deeği, Diyarbakır Barosu, Mersin Barosu, Sinetopya, Çocuklar Aynı Çatı Altında Deeği (ÇAÇA), Türk Tabipleri Birliği, Yeniden Sosyoloji Deeği, 7 Renk LGBT Der, Akdeniz Göç-Der, Tarlabaşı Toplum Merkezi, BES (Büro Emekçileri Sendikası), Mersin Çocuk Hakları Deeği, Başak Kültür ve Sanat Vakfı, Genç Kahramanlar Platformu, Çocuk Çalışmaları Birimi, Türk Psikologlar Deeği, Sosyal Kültürel Yaşamı Destekleme Deeği, Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı  (Sayılan örgütleri temsilen dilekçe sonunda imzası bulunan kişiler)

Adres: Meşrutiyet Cad. No: 38/6  Kızılay/Ankara

*BURADAKİ ADRES ANKARA İÇİN, İHD ANKARA ŞUBE ADRESİDİR.. TEBLİGAT ADRESİ HER İLDEN UYGUN GÖRÜLECEK BİR ADRES BİLDİRİLEBİLİR..

ŞÜPHELİLER                      : 1. Adalet Bakanı

2. Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürü

SUÇ                                       :  İşkence veKötü Muamele, Ölüme Sebebiyet Verme, Hakkın Kullanımını Engelleme, Görevi Kötüye Kullanma

SUÇ TARİHİ             :13.11.2015 (öğrenebildiğimiz kadarı ile)

KONU                                    : Şüpheliler hakkında kamu davasının açılması ve cezalandırmanın sağlanması talebine ilişkindir.  

 

 

 

 

 

 

AÇIKLAMALAR

1-              13.11.2015 tarihinde 15 yaşındaki Emirhan Nas, tutuklu olarak kaldığı Trabzon E Tipi Kapalı Ceza ve İnfaz Kurumu’nda yaşamını yitirmiştir. İntihar ettiği iddia edilen Emirhan Nas, tutuklandığı 1,5 aydan beri, Trabzon’da çocuklara özgü bir kurum olmaması nedeniyle, yetişkin cezaevinde tutulmuştur.

 

2-              Emirhan hakkında, tamamı 2015 yılına ait olmak üzere peş peşe ceza davaları açılmış ve bu durum nedeniyle ruhsal sağlığı oldukça bozulmuştur. Öyle ki, 2015 yılı Nisan ayında, yargılandığı bir dosya kapsamında sosyal çalışma görevlisi tarafından hazırlanan sosyal inceleme raporunda “çocuğun kendisine ve çevresine zarar verme ihtimali bulunduğu bu nedenle ilaç tedavisine başlaması için hakkında sağlık tedbirine hükmedilmesi gerektiği” bilgisi tarafımıza iletilmiştir. Ancak bu tedbir nasıl uygulandı veya uygulanıp uygulanmadığı yönünde ciddi kaygılarımız oluşmuştur.

 

3-              Ailenin aktarımına ve bize göre, alınan bu karar gerektiği gibi uygulanmamış, çocuğun ihtiyaç duyduğu diğer koruyucu ve destekleyici tedbir kararları alınmamış, aksine Emirhan hakkında tutuklama kararı verilmiştir.  Emirhan’ın ruhsal sorunları da, kapalı olarak tutulduğu kurumda, katlanarak devam etmiştir. Anne Semra Omak’ın beyanlarına göre, kurum yetkilileri tarafından çocuğun dayısı aranarak herhangi bir psikolojik sorunu olup olmadığı sorulmuştur. Bu görüşmede, ilgililere sorunlar aktarılmış ve ailenin kendi imkânları çevresinde çocuğu tedaviye götürdükleri bildirilmiştir.

 

4-               Emirhan’ın annesi Semra Omak, çocuğunun özel ruhsal durumu ve oğlunun isteği nedeniyle daha sık cezaevi ziyareti yapmaya çalışmıştır. Annenin beyanlarına göre,  görevliler tarafından bu talebi engellenmiş, birkaç defa gittiği cezaevinden görüş yapamadan geri dönmüştür. Bayram nedeniyle açık görüş yapmak üzere cezaevine gittiğinde dahi içeri alınmamış ve çocuğuna aldığı pantolonu bile ulaştıramamıştır. İçinde bulunduğu cezaevi koşullarına adapte olamadığını defalarca aktaran Emirhan Nas’ın, annesini görme isteği, engellemeler nedeniyle sağlanmamıştır.

 

5-              Emirhan görüş yapabildiği zaman ki annesinin beyanına göre sadece 1 kere yaptırılmış  annesine; cezaevinde kendisine tuvalet temizlettirildiğini, çamaşır-bulaşık yıkattırıldığını, yemeklerin az verilmesi nedeniyle aç kaldığını, günde 3 paket sigara içerken birdenbire sigarasız bırakılınca çok zorlandığını  aktarmıştır.

 

6-              “Bir çocuğun özgürlüğünden yoksun bırakılmasının son çare olması” ilkesinin ihlaliyle birlikte; annesini görme hakkı dahi elinden alınarak, psikolojik destekten yoksun bırakılarak zincirleme surette devam eden ihmaller ile bir çocuğun ölümüne sebebiyet verilmiştir. Zira yetkililer tarafından yaşam hakkını korumaya yönelik yeterli şekilde önleyici-koruyucu tedbirlerin alınmadığı da görülmektedir.

 

7-              Şikayet konusu suçlar nedeniyle, Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler (BM) Çocuk Hakları Sözleşmesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, (AİHS) ve BM Havana Kuralları da ihlal edilmiştir. Zira ilgili uluslararası sözleşmeler gereği yaşam hakkının korunmasına dair pozitif yükümlülükler yerine getirilmemiştir. Yine çocuk ceza yargılamalarına ilişkin evrensel ilkeler de (gerekli koruyucu destekleyici tedbirlerin alınması, çocuk tutukluluğunun istisnai hallerde olması, hapishanelere dair asgari standartlar, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 37. Maddesi vb.)  ihlal edilmiştir.

 

8-              Nitekim çok benzer bir şekilde Erzurum cezaevinde tutuklu halde bulunurken ölen 16 yaşındaki Bilal Coşelav’ın ölümüyle ilgili olarak İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi, 09.10.2012 tarih ve 1413/07 başvuru numaralı kararı ile sözleşmenin ihlal edildiğine karar vermiştir. Sözleşmenin 2. maddesi, Devlete, kasıtlı ve hukuka aykırı öldürmeden sakınmanın yan sıra kendi yetki alanında bulunan kişilerin yaşamlarının korunmasına ilişkin uygun tedbirleri alma pozitif yükümlülüğü de getirmektedir. Anılan karar ile, tutuklu kişilerin savunmasız bir durumda bulunduğu ve yetkililerin bu kişileri koruma görevinin bulunduğu vurgulanmıştır.

 

9-               Bununla birlikteher ne kadar ölümün intihar sonucunda gerçekleştiği belirtilse de, çocuğun yakınları tarafından ölüm vakıasına dair makul şüpheler de bulunmaktadır. Mevcut şüphenin de etkili bir soruşturma yürütülerek ilgili ceza soruşturmasında giderilmesi gerekmektedir.

 

10-           Tüm bu nedenlerle, şüpheliler hakkında gerekli kovuşturmanın yapılarak cezalandırılmaları için Savcılığınıza müracaat zorunluluğu doğmuştur. 

 

SONUÇ VE TALEP             :  Yukarıda izah olunan hukuki sebep ve deliller neticesinde; şüpheliler hakkında gerekli kovuşturmanın yapılarak cezalandırılması için kamu davası açılmasına karar verilmesini talep ederiz. 20.11.2015

Saygılarımızla.

 

 

TRABZON CUMHURİYET BAŞ SAVCILIĞINA GÖNDERİLMEK ÜZERE

Gönderilmek Üzere

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVLIĞI’NA

 

MÜŞTEKİLER                     :İnsan Hakları Deeği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Çağdaş Hukukçular Deeği, Gündem Çocuk Deeği, Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuk Dayanışma Deekleri Federasyonu (TUHAD-FED), Özgürlüğünden Yoksun Gençlerle Dayanışma Deeği (Öz-Ge Der), Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Deeği (CİSST), Sosyal Hizmet Uzmanları Deeği (SHUD), Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı, İştar Kadın Merkezi, Uluslararası Çocuk Merkezi, Çocuklar İçin Adalet Takipçileri, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), Çakıl Deeği, Toplumsal Dayanışma için Psikologlar Deeği (TODAP), Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Deeği, Özgürlükçü Hukukçular Deeği, Diyarbakır Barosu, Mersin Barosu, Sinetopya, Çocuklar Aynı Çatı Altında Deeği (ÇAÇA), Türk Tabipleri Birliği, Yeniden Sosyoloji Deeği, 7 Renk LGBT Der, Akdeniz Göç-Der, Tarlabaşı Toplum Merkezi, BES (Büro Emekçileri Sendikası), Mersin Çocuk Hakları Deeği, Başak Kültür ve Sanat Vakfı, Genç Kahramanlar Platformu, Çocuk Çalışmaları Birimi, Türk Psikologlar Deeği, Sosyal Kültürel Yaşamı Destekleme Deeği, Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı  (Sayılan örgütleri temsilen dilekçe sonunda imzası bulunan kişiler)

Adres: Meşrutiyet Cad. No: 38/6  Kızılay/Ankara

*BURADAKİ ADRES ANKARA İÇİN, İHD ANKARA ŞUBE ADRESİDİR.. TEBLİGAT ADRESİ HER İLDEN UYGUN GÖRÜLECEK BİR ADRES BİLDİRİLEBİLİR..

ŞÜPHELİLER                      : 1. Trabzon E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürü, infaz koruma memurları ve personelleri

2. Çocukla ilgili yükümlülüklerini ihlal ettiği tespit edilen tüm kişi ve kurumlar

SUÇ                                       :  İşkence veKötü Muamele, Ölüme Sebebiyet Verme, Hakkın Kullanımını Engelleme, Görevi Kötüye Kullanma

SUÇ TARİHİ             :13.11.2015 (öğrenebildiğimiz kadarı ile)

KONU                                    : Şüpheliler hakkında kamu davasının açılması ve cezalandırmanın sağlanması talebine ilişkindir.  

 

 

 

 

 

 

AÇIKLAMALAR

1-              13.11.2015 tarihinde 15 yaşındaki Emirhan Nas, tutuklu olarak kaldığı Trabzon E Tipi Kapalı Ceza ve İnfaz Kurumu’nda yaşamını yitirmiştir. İntihar ettiği iddia edilen Emirhan Nas, tutuklandığı 1,5 aydan beri, Trabzon’da çocuklara özgü bir kurum olmaması nedeniyle, yetişkin cezaevinde tutulmuştur.

 

2-              Emirhan hakkında, tamamı 2015 yılına ait olmak üzere peş peşe ceza davaları açılmış ve bu durum nedeniyle ruhsal sağlığı oldukça bozulmuştur. Öyle ki, 2015 yılı Nisan ayında, yargılandığı bir dosya kapsamında sosyal çalışma görevlisi tarafından hazırlanan sosyal inceleme raporunda “çocuğun kendisine ve çevresine zarar verme ihtimali bulunduğu bu nedenle ilaç tedavisine başlaması için hakkında sağlık tedbirine hükmedilmesi gerektiği” bilgisi tarafımıza iletilmiştir. Ancak bu tedbir nasıl uygulandı veya uygulanıp uygulanmadığı yönünde ciddi kaygılarımız oluşmuştur.

 

3-              Ailenin aktarımına ve bize göre, alınan bu karar gerektiği gibi uygulanmamış, çocuğun ihtiyaç duyduğu diğer koruyucu ve destekleyici tedbir kararları alınmamış, aksine Emirhan hakkında tutuklama kararı verilmiştir.  Emirhan’ın ruhsal sorunları da, kapalı olarak tutulduğu kurumda, katlanarak devam etmiştir. Anne Semra Omak’ın beyanlarına göre, kurum yetkilileri tarafından çocuğun dayısı aranarak herhangi bir psikolojik sorunu olup olmadığı sorulmuştur. Bu görüşmede, ilgililere sorunlar aktarılmış ve ailenin kendi imkânları çevresinde çocuğu tedaviye götürdükleri bildirilmiştir.

 

4-               Emirhan’ın annesi Semra Omak, çocuğunun özel ruhsal durumu ve oğlunun isteği nedeniyle daha sık cezaevi ziyareti yapmaya çalışmıştır. Annenin beyanlarına göre,  görevliler tarafından bu talebi engellenmiş, birkaç defa gittiği cezaevinden görüş yapamadan geri dönmüştür. Bayram nedeniyle açık görüş yapmak üzere cezaevine gittiğinde dahi içeri alınmamış ve çocuğuna aldığı pantolonu bile ulaştıramamıştır. İçinde bulunduğu cezaevi koşullarına adapte olamadığını defalarca aktaran Emirhan Nas’ın, annesini görme isteği, engellemeler nedeniyle sağlanmamıştır.

 

5-              Emirhan görüş yapabildiği zaman ki annesinin beyanına göre sadece 1 kere yaptırılmış  annesine; cezaevinde kendisine tuvalet temizlettirildiğini, çamaşır-bulaşık yıkattırıldığını, yemeklerin az verilmesi nedeniyle aç kaldığını, günde 3 paket sigara içerken birdenbire sigarasız bırakılınca çok zorlandığını  aktarmıştır.

 

6-              “Bir çocuğun özgürlüğünden yoksun bırakılmasının son çare olması” ilkesinin ihlaliyle birlikte; annesini görme hakkı dahi elinden alınarak, psikolojik destekten yoksun bırakılarak zincirleme surette devam eden ihmaller ile bir çocuğun ölümüne sebebiyet verilmiştir. Zira yetkililer tarafından yaşam hakkını korumaya yönelik yeterli şekilde önleyici-koruyucu tedbirlerin alınmadığı da görülmektedir.

 

7-              Şikayet konusu suçlar nedeniyle, Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler (BM) Çocuk Hakları Sözleşmesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, (AİHS) ve BM Havana Kuralları da ihlal edilmiştir. Zira ilgili uluslararası sözleşmeler gereği yaşam hakkının korunmasına dair pozitif yükümlülükler yerine getirilmemiştir. Yine çocuk ceza yargılamalarına ilişkin evrensel ilkeler de (gerekli koruyucu destekleyici tedbirlerin alınması, çocuk tutukluluğunun istisnai hallerde olması, hapishanelere dair asgari standartlar, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 37. Maddesi vb.)  ihlal edilmiştir.

 

8-              Nitekim çok benzer bir şekilde Erzurum cezaevinde tutuklu halde bulunurken ölen 16 yaşındaki Bilal Coşelav’ın ölümüyle ilgili olarak İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi, 09.10.2012 tarih ve 1413/07 başvuru numaralı kararı ile sözleşmenin ihlal edildiğine karar vermiştir. Sözleşmenin 2. maddesi, Devlete, kasıtlı ve hukuka aykırı öldürmeden sakınmanın yan sıra kendi yetki alanında bulunan kişilerin yaşamlarının korunmasına ilişkin uygun tedbirleri alma pozitif yükümlülüğü de getirmektedir. Anılan karar ile, tutuklu kişilerin savunmasız bir durumda bulunduğu ve yetkililerin bu kişileri koruma görevinin bulunduğu vurgulanmıştır.

 

9-               Bununla birlikteher ne kadar ölümün intihar sonucunda gerçekleştiği belirtilse de, çocuğun yakınları tarafından ölüm vakıasına dair makul şüpheler de bulunmaktadır. Mevcut şüphenin de etkili bir soruşturma yürütülerek ilgili ceza soruşturmasında giderilmesi gerekmektedir.

 

10-           Tüm bu nedenlerle, şüpheliler hakkında gerekli kovuşturmanın yapılarak cezalandırılmaları için Savcılığınıza müracaat zorunluluğu doğmuştur. 

 

SONUÇ VE TALEP             :  Yukarıda izah olunan hukuki sebep ve deliller neticesinde; şüpheliler hakkında gerekli kovuşturmanın yapılarak cezalandırılması için kamu davası açılmasına karar verilmesini talep ederiz. 20.11.2015

Saygılarımızla.