Uygulamamızı İndirin

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için uygulamamızı indirebilirsiniz.

Hemen İndir
Baro Başkanımız Av. Tahir Elçi 10. Yıl Anması Gerçekleştirildi

28.11.2025

Baro Başkanımız Av. Tahir Elçi, 10'uncu yıldönümünde Dört Ayaklı Minare önünde anıldı.

"Hakikatle yüzleşmeden barış, cezasızlıkla mücadele edilmeden adalet mümkün değildir. Tahir Elçi cinayetinin failleri bulunmadığı, bu cinayetin tüm yönleriyle açığa çıkarılmadığı bir ülkede gerçek bir barış sürecinden söz etmek mümkün değildir."

Anma Programı kapsamında "Adliye Önünden Dört Ayaklı Minareye Yürüyüşün" ardından basın açıklaması gerçekleştirildi.

Basın açıklamasına Merhum Baro Başkanımızın eşi Türkan Elçi, kardeşleri Mehmet Elçi, Ömer Elçi ile Elçi Ailesi üyeleri, TBB Başkanı Av. R. Erinç Sağkan, TBB Yönetim Kurulu Üyeleri, Baro Başkanları ve Baroların Delegeleri, DEM Parti İl Eş Başkanları, DEM Parti Milletvekili Ayşegül Doğan, Sinan Çiftyürek, Diyarbakır CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Barolara mensup Yönetim Kurulu üyeleri, milletvekilleri, siyasi parti ve kentimizde bulunan STK temsilcileri katıldı.

Dört Ayaklı Minare önünde yapılan açıklamada söz alan, Baro Başkanımız Av. Abdulkadir Güleç, Türkan Elçi, TBB Başkanı Av. R. Erinç Sağkan ve Mehmet Elçi konuşma yaptı.

Baro Başkanımız Av. Abdulkadir Güleç'in konuşması şu şekilde:

Değerli Basın Emekçileri, Tahir Elçi’nin Kıymetli Dostları;

Bugün burada, bu kadim şehrin tarihini taşıyan surların gölgesinde, sevgili Başkanımız Tahir Elçi’nin aramızdan koparılışının onuncu yıl dönümünde bir kez daha saygı ve büyük bir özlemle anmak için bir araya geldik.

Bu topraklar; insan haklarına, barışa ve adalete ömrünü adamış bir hukuk insanını bir siyasi suikast sonucunda kaybetti. Bütün toplumun gözleri önünde, kameralar kayıttayken işlenen bu cinayet, aradan yıllar geçmesine rağmen hâlâ aydınlatılmadı. Soruşturma süreci hakikati ortaya çıkarmaktan uzak bir şekilde yürütüldü; yargılama, adalet beklentisini karşılamadı; faillerin bulunması için gerekli siyasi ve hukuki irade ortaya konulmadı.

Bugün dosya Anayasa Mahkemesi’nde.

Ancak hepimiz biliyoruz ki bu mesele yalnızca bir dosyanın kaderi değildir. Bu mesele; Türkiye’nin adaletle yüzleşme cesaretinin, cezasızlıkla mücadelede samimiyetinin, hakikati kabul edip etmeyeceğinin bir sınavıdır. Tahir Elçi, yalnızca bir hukukçu değildi; bu ülkenin en kararlı insan hakları savunucularından, cezasızlıkla mücadele eden en güçlü seslerinden biriydi. O, işkence mağdurlarının, faili meçhullerin, yerinden edilenlerin, dilinden ve kimliğinden dolayı ötekileştirilen milyonların avukatıydı.

Yaşamı boyunca şu ilkeyi hiç terk etmedi:

“Hakikat ortaya çıkmadan adalet tecelli etmez; adalet olmadan barış olmaz.”

Bu nedenle cezasızlıkla mücadele, Tahir Elçi’nin bütün meslek hayatının omurgasını oluşturdu.Devletin yetkisini aşarak işlenen suçların açığa çıkarılması, faillerin yargılanması, bağımsız ve tarafsız bir yargının inşası için büyük bir emek verdi. Ne yazık ki bugün kendi cinayeti de aynı cezasızlık düzeninin karanlığı içinde bırakılmış durumdadır. Bu gerçek, ülkemizdeki cezasızlık kültürünün ne kadar derinleştiğinin acı çok açık bir göstergesidir.

Tahir Elçi’nin 50 yıllık ömrü, bu ülkenin barış içinde yaşamasına adanmış bir ömürdür.Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl yollarla çözülmesi gerektiğini, şiddetin sona ermesinin hem Kürt halkının hem de tüm Türkiye toplumunun ortak yararı olduğunu her fırsatta dile getirdi.

“Bu topraklarda çatışma istemiyoruz; barış istiyoruz.” sözleri hâlâ hafızalarımızdadır ve yolumuzu aydınlatmaya devam etmektedir.

Onu aramızdan alan kurşunlar, yalnızca bir hukuk insanını değil, bu ülkenin barış umudunu hedef aldı.Tıpkı yıllar önce Hrant Dink’in katledilişinde olduğu gibi, hakikatin peşinde koşanlar aynı karanlığın hedefi oldu.

Bugün Buradan Bir Kez Daha İlan Ediyoruz:

Hakikatle yüzleşmeden barış, cezasızlıkla mücadele edilmeden adalet mümkün değildir.Tahir Elçi cinayetinin failleri bulunmadığı, bu cinayetin tüm yönleriyle açığa çıkarılmadığı bir ülkede gerçek bir barış sürecinden söz etmek mümkün değildir.

Bu nedenle Diyarbakır Barosu olarak bir kez daha çağrıda bulunuyoruz:

Tahir Elçi cinayetinin failleri etkili bir soruşturmayla ortaya çıkarılmalıdır.

Cezasızlık politikasına son verilmeli, kamu görevlilerinin karıştığı tüm suçlar bağımsız bir adalet mekanizmasıyla soruşturulmalıdır.

Yargı, siyasi müdahalelerden arındırılmalı; hukuk devletinin temel ilkeleri yeniden inşa edilmelidir.

Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl çözümü için cesur bir toplumsal ve siyasal irade ortaya konulmalıdır.

Sevgili Başkanım, Sevgili Tahir Elçi !

Senin insan hakları mücadelen, cezasızlıkla mücadelen, barıştaki ısrarın; seninle omuz omuza yürümüş arkadaşlarında, meslektaşlarında, öğrencilerinde yaşamaya devam ediyor.

Bizler, senin arzuladığın; hukukun üstün olduğu, yargının bağımsız ve tarafsız olduğu, hiç kimsenin kimliği, dili, kültürü nedeniyle ayrımcılığa uğramadığı, herkesin eşit yurttaşlık hakkıyla özgür bir yaşam sürebildiği bir ülkeyi kurma mücadelesini sürdürmeye kararlıyız. Bu halkın hakikat arayışını hiçbir güç durduramayacak. Bu topraklarda adaleti ve barışı yeniden inşa edeceğiz.

Bugün seni, bıraktığın büyük mirasın önünde saygıyla eğilerek anıyoruz.

Diyarbakır Barosu adına ve şahsım adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.