8 Mart Dünya Kadınlar Günü Basın Açıklaması..

08.03.2017

Diyarbakır Barosu Adli Yardım Hizmet Binasında yapılan açıklama değerli Baro Başkanımız Av. Tahir ELÇİ'nin eşi Sayın Türkan ELÇİ tarafından kaleme alınarak  Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Dayanışma ve Uygulama Merkezi Başkanı Av. Aslı PASİNLİ tarafından okundu. Basın metnimiz aşağıdadır.

Saygıdeğer Baro Başkanımız ve Değerli Üyeler


Biz kadınlar için önemli olan bu günde aranızda bulunamadığım için üzüntümü dile getirerek başlamak istiyorum. Bölgemizde yaşanan acımasız, adı konmamış bir savaşta toplumun tüm fertlerinin mağduriyetini anlatmakta sözcüklerin kifayetsiz kalacağının bilincindeyim. Hepinizin bildiği gibi gün yüzünü bir daha göremeyeceğimiz bir kuyunun dibindeki umutsuzluğun hâkim olduğu tarihi bir zamandan geçtik. Bu beklenmeyen hadiseler karşısında biraz daha kör, biraz daha sağır olmayı yeğledi insanlar. Şiddetin kördüğüm sarmalındaki bu vahamet karşısında Kürt’lerin gösterdiği bu refleksin gayet insani ve itidal kaynaklı olduğunu düşünmemek art niyetli olmayı gerektirir. Yıllardan beri süre gelen savaşın bize kazandırdığı bu iradi refleksi, biz Kürt’lerin ifrat ile tefrit arasındaki ölçülülükteki başarısı olarak adlandırırsak yanılmış sayılmayız. 
 

Dünyanın dört bir yanında bugün 8 Mart Dünya Kadınlar günü dolayısıyla kadınların sosyal, siyasal, ekonomik haklarından söz edilecektir. Özellikle Türkiye’de kadınlara karşı işlenen şiddet olayları dile getirilecektir. Fakat bizim yaşadığımız bölgenin sadece kadınları değil toplumun tüm fertlerinin karşılaştığı hak ihlalleri mevzubahis olduğundan toplumumuzun mağduriyetini bir arada anmanın daha doğru olacağını savunmak bizi yanlış sonuçlara götürmeyecektir. Çünkü  Kürt kadınlarının yaşadığı problemlerin vahameti beraberinde yaşadığı erkeğin hegomonik duruşundan daha başka parametreler içerir. Bölgemizdeki kadınlara dair yaşanan sorunlar ,bilhassa birtakım çarpıtmalarla medeniyetten uzak kalmışlık,geri kalmışlık ,ilkellikle ifade edilmeye çalışılmıştır.Oysa bizim şu an dünyanın dört bir yanında yaşayan her kadının yaşadığı problemlerin yanında daha derin daha içinden çıkılmaz  kördüğüm haline gelmiş toplumsal problemlerimiz söz konusudur.Hakkın,hukukun adaletin işlemeyen mekanizmaları , bizim yaşam alanlarımıza sirayet edişi daha vahim bir hal almıştır.Kocalarının ,çocuklarının katledilmesiyle kadınlarımızın omuzlarına altından kimselerin kolay kolay kalkamayacağı yükler yüklenmiş, ömrünün sonuna kadar yas havasının hakim olduğu bir dünyaya hapsedilmiştir.Zannımca,son yıllarda Suriye dışında bizim kadar mağduriyet yaşayan ,eziyet gören,savaşın ateşine  itilen başkaca bir toplum yoktur .Sokak ortasında dağ gibi devrilen,çocuklarının uzuvlarını toplayıp eteğinde taşıyan,yanmış yakılmış evlerine ağıtlar yakan kadınların sesini duymak, Kürt olmaktan öte vicdani bir mesuliyettir.Aynı zamanda yaşanan bunca acıların tekerrür etmemesi için akan kanın durmasını samimiyetle istemek de insani bir gerekliliktir.Sözde taleplerle,samimiyetsiz söylemlerin bilakis topluma zarar vereceğini ,akan kanın durması için taleplerin bir ehemmiyetinin kalmayacağının da altını çizmekte fayda görmek gerekir.

Daha yaşanılır bir dünya için ,yetim kalan çocuklarımızın hakkı için ,sokak ortasında beyaz tülbendiyle devrilen ,savaş artığı evini omuzlarında taşıyan kadınlarımızın hakkı için ,adaletin,hukukun hakim olacağı ,yaşam hakkının kutsal sayılacağı yarınları talep etmekten geri durmayacağız.

Diyarbakır barosunun kadın üyelerinin bu mühim günlerini kutlar yaşamlarında başarı ve huzur dilerim.