Page 84 - 2018-2021 Çalışma Raporu
P. 84
ği’nden veya Birleşmiş Milletler’den alınacak hibe veya fonlar kullanılmak suretiyle
yapılması gayet mümkündür. Diyarbakırın Akademisyenleri,Mimarları,Mühendisleri,-
Gazetecileri,Avukatları,Doktorları,Kadınları,İşçileri,Çocukları pek çok farklı alanlarda
uzmanlıkları olan veya olmayan kent sorunları konusunda hassasiyet gösteren bütün
kişi ve çevrelere bu vesileyle çağrıda bulunuyoruz gelin gönüllülük esaslarına dayalı,
kentimizi takip eden objektif ve bilimsel yaklaşımlarıyla çalışan her zaman insan, çevre,
tarih önceliği ve bilinciyle hareket eden Diyarbakır Kent İzleme Platformu’nu oluştura-
lım. Bu çerçevede; konuyla ilgili tüm merkezi ve yerel yönetici, yetkili ve ilgilileri bir
an önce tarihi Diyarbakır Surları’nın bakım, onarım ve restorasyon işlemlerinin yap-
maya, mevcut duruma göz yummamaya davet ediyoruz. Aksi halde konunun takipçisi
olacağımızı Basına ve Kamuoyuna duyururuz. Saygılarımızla. 10.05.2019
Diyarbakır Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu
________o0o________
• Avukatlar; dün Diyarbakır’da, Koşuyolu Parkında, beyaz tülbentlilerin
yanında yer aldıkları, yaşam hakkından yana taraf oldukları için
şiddete uğradılar.
Açlık grevi ve ölüm orucundaki mahpuslar her geçen gün, her geçen saat ölüme bi-
raz daha yaklaşıyorlar. Dışarının sessizliği; önce ölüm orucunda olanları, sonra açlık
grevinde olanları; peşi sıra vicdanlarımızı ve insanlığımızı öldürecek.3000 kişi açlık
grevinde, Leyla Güven 6 ayı aşkın bir süredir açlık grevinde ve 15 mahpus, 60 gün-
lük açlık grevinin ardından 11 gündür ölüm orucunda. Yaşamalarına da, ölmelerine de
ramak var. Her şey bir kanun maddesi uygulansın, tecrit ve izolasyon kaldırılsın diye.
Avukatlar yaşamın, adaletin ve özgürlüğün savunucularıdır. Yaşatmak için, adalet için
ölüyorlar, dayak yiyorlar, tazyikli su ve gazlı saldırılara uğruyorlar. Dün Diyarbakır’da,
Koşuyolu Parkında açlık grevinde ve ölüm orucunda olan çocukları için oturma eylemi
yapan “beyaz tülbentlilerin” yanında yer alan avukatlar da bir kez daha gaza ve tazyikli
suya maruz kaldılar.Diyarbakır’da, yıllardır itirazı olanlara sokaklar kapalı. Bu yasa-
ğa karşı çıkıp sokağa çıkanlar gaza, tazyikli suya ve polis şiddetine maruz kalmakta;
gözaltı, tutuklama hatta terörizm ile suçlanmaktadır. Yaşına başına bakılmaksızın 60-
70 yaşındaki kadınlar yerlerde sürüklenmekte, kolları arkalarından kıvrılıp gözaltına
alınmaktadır. Artık yeni bir sistemimiz var; “deli gömleği giydirilmiş bir demokrasi”.
Demokrasi sözcüğünün etimolojik kökeni, “demos” (halk) ve “kratos” (egemenlik) ke-
limelerinin birleşmesinden oluşmaktadır. Bizimkisi içinde “demos” yani halk olmayan,
sadece “kratos” olan eksik, kör-topal, kendinden menkul bir rejim. İçinde demos yok,
hak-hukuk yok, adalet yok, ifade özgürlüğü yok, basın özgürlüğü yok, adil yargılanma
hakkı yok, toplanma gösteri yapma hakkı yok. Yani kısacası olumsuzluğa dair yok yok.
Artık tamamen yerli ve milli, her şeyiyle bizim icadımız olan yeni bir (demo)krasimiz
var. İstanbul’da “bir düğün için böyle yapılır mı” diyen avukatı öldüresiye dövüp son-
ra ev hapsine mahkum eden; İstanbul’da, Kocaeli’de ve son olarak dün Diyarbakır’da
siyah cüppeleriyle yaşam hakkına sahip çıkmak amacıyla beyaz tülbentlilerin yanında
83

