Page 28 - CMK Görevlendirmeleri İçin Uygulamada Rehber El Kitabı
P. 28
CMK GÖREVLENDİRMELERİ İÇİN UYGULAMADA REHBER EL KİTABI
de kaçak denir. Bu kişiler hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 247’nci ve 248’inci maddelerinin
ikinci fıkraları uygulanmaz.” şeklinde bir ifade içermekteydi. OHAL
KHK’leri olağanüstü tedbirlerle birlikte, olağan dönemde uygulan-
ması gereken hükümlerin, istisnai durumlarda uygulanmamasına
dair hükümler içerir. Kaçaklık prosedürü uygulanmadan, kişiler
hakkında kaçaklığa ilişkin işlemlerin yapılabileceğine dair hüküm
getirilmesi, olağan dönemde CMK’nin 247 ve 248’inci maddeleri-
nin uygulanması gerektiğine işaret eder.
Adli yakalama halleri, özgürlüğü kısıtlayıcı koruma ted-
birlerinden olması sebebiyle yasada tahdidi olarak sayılmıştır.
Genişletilmesi mümkün değildir. Yasada öngörülen hallerin dı-
şında kişinin tutulması, muhakeme hukuku anlamında yakala-
ma işlemi olarak nitelendirilemeyeceğinden, etkin pişmanlıkta
yer alan “yakalanma” sonuçlarını da doğurmayacaktır. Şüpheli
veya sanık kaçak olmayıp adresi belli olan, kendisine kolaylık-
la ulaşılabilecek veya çağrıldığında gelebilecek durumda bulu-
nan kişilerden ise çağrı yapılmadan kolluk tarafından tutulması
TCK’nin 221. maddesi yönünden “yakalanma” sayılmayacaktır
(Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24.4.2017 Tarihli, 2015/3 Esas ve
2017/3 Karar sayılı kararı).
CMK m. 98/3 uyarınca “kovuşturma evresinde kaçak sanık
hakkında yakalama emri re’sen veya Cumhuriyet savcısının is-
temi üzerine hakim veya mahkeme tarafından düzenlenir. “Baş-
vurunun somutunda başvurucu kaçak sanık statüsünde olmadığı
gibi, hiç tutuklanmamış, mahkemece duruşmadan vareste tutul-
muş bir sanık statüsündedir. Dolayısıyla hüküm aşamasında baş-
vurucu hakkında yakalama kararı (yakalama emri) çıkarılması
uygulaması hukuki dayanaktan yoksundur. Öte yandan, 5271
sayılı Kanun sistematiğinde “gıyabi tutuklama” müessesesine
27

