Page 463 - 2014-2016 Çalışma Raporu
P. 463

karşıyayız.  Biz bu hukuksuzluğun  giderilmesini  ve meslektaşımın  burada  serbest  bıra-
            kılmasını  talep ediyorum.
            Av. Ercan KANAR: Öncelikle  müdafi  meslektaşımın  beyanına  ve  şüpheli  olan meslek-
            taşlmln  beyanına  katılıyorum.  Başkanımın  toplumun  haritasını  çizen  savunmasına  katı-
            lıyorum.  Ben  kısaca baz anektodlar  sunacağım.  Ben 35 yıllık  hukukçu  ve hukuk dersi
            veren  biri olarak  bu soruşturma  beni  şaşırtmıştır.  90 lı yıllarda  25 kadar avukat meslek-
            taşımlz  göza|tına  alında  ve işkence  yapıldı fakat bugiine  kadar  baro başkanlarına  böyle
            bir uygulama  yapılmadı.  Türkiye  Cumhuriyeti  tarihinde  bu üçüncü  uygulamadr.  l920
            yılında  İstanbul  Baro  Başkanınave  12 Eylül  198O tarihinde de İstanbul  Baro  Başkanı
            Orhan  APAYDIN'a  üçünçü olarak  da Tahir ElÇİ'dir.  Öncelikle hakirnlik  ve savcılık
            kararlannın  gerçeği  yansıtması  gerekmektedir.  . Karar  da saklanıldğı  ve arandığı  halde
            bulunamadığı  gerekçeleri  bulunmaktadır.  Kararlar  hayali  yazılmamalı,  gerçeği  yansıt-
            malıdır.  . Gerek  yakalama  talebi  gerekse yakalama  kararının CMK'nun  90 ve müteakip
            kararlannı  gerekse Badapeşte  Savcılık Meslek etiği ilkelerinin  gerekse Bangalor  yargı
            etik  kurallarının  tzımamen  rafa kaldırıldığı  bir uygulama  olmuştur.  2004  yıhndan  sonra
            yürürlüğe  giren TCK'nın  ve Yargılama  kanunu  ile savcılara  yeni  bir statü  verilmiştir.  Ve
            bu statü 2006  yılında  savcl ve yargılara  dağıtılan uluslararası  belgelerle  de zenginleşti-
            rilmiştir.  Yani savcı bir iş yaparken  ve yarglç  bir karar verirken  Nur CENTEL  zehirli  ok
            kullanmayacaklardr.  Siyasi saik ile davranmayacaklardır.  Politik ve konjonktürel ko-
            şullara   göre  hareket etmeyecektir.  Farklılıklar  ve müalifler  için adilgetto  ve adli tehcir
            yaratmayacaklardır.  Yani objektif  dawanıp  uluslararası  hukuk  kurallanna  sadık kala-
            caklardır.  Bunları  uyguladıktan  sonra  propaganda  suçu  ve pro kavramı  bizdeki yargı
            kurumlannın   çok  istismar ettiği  olay  olmuştur.  Bunu AİHM  kararları  ile yüzlerce  kez
            teyit edilen ihlal tespitleri nedeniyle söylüyorum.  Çetin  ÖZEK  hocamızın  800 sayfalık
            basın suçu ile ilgili kitabında propagandayı  (hamle  ve taarfl)z  nlteliğinde  taraftar  ka-
             zanmak  maksadıyla  şiddeti  ve silahlı  mücadeleyi  teşvik eden tipi) arzınmas1 gerekir.
             Olayımızda  bu tarıımla  uyuşan  zerre kadar bir emare  yoktur.  Bir  çok   AİHM  kararların-
            da, asıl ifade özgürlüğünün  anlamı  zaten  toplumu  şok  edici ve sarslcı  beyanların  güven-
            ce altına  alınmasına  ilişkindir. Silahlı siyasi örgüt  tanımının hukuk sosyalcisi ve siyaset
            bilimi ili uyumlu  bir kavramdır.  Ayrıca objektif  olarak  bir realite tespitidir.  Terör  tanımı
            ile ilgili  başkanımın  beyanlanna  katılıyorum  çünkü  bu kavram  kör ve bulanık  bir kav-
            ramdrr.  Bilimsel  bir geçerliliği  yoktur.  Mesela  en son yaşanan kolombia  devlet  başkanı
             ile FARC liderinin  tokalaşması  ve anlaşmaları  ile birlikte  FARC artık terör örgiitü ol-
            maktan  çıkarılmıştır.  Ve siyasi  bir örgüt  olarak  değerlendirilmiştir.  Hükümetlerde  görüş
             değiştirebilir,  mahkemelerde  yanhş  kararlar  verebilir.  Öeğin 9. Ceza  Dairesinin  sayısız
            yanhş kararları  vardır. Bu soruşturmanın  sadece ifade özgürlüğiine  yönelik bir tehdit
             soruşturTnası  olduğunu düşünmüyoruz.  Aynı zamanda  savunma  görevine sa\unmanın
             örgütüne  yönelik  bir tehdittir.  Aynca  sizde kabul  edersiniz  ki avukatlar  yargı faaliyetin-
             de halklann  hak arama özgürlüğünün  temsilcisidir.  Bu tür soruşturmalar  aynı zamanda
            hak isteyen halklaıın  hak arama  özgürlüğüne  de bif tehdittir.  İçinde  bulunduğumuz
             siireç  barışa  en  çok  ihtiyaç  duyduğumuz  bir siiıreçtir.  Bu tür hukuki  dayanığı  olmayan
             süreçler  toplumsal  gergintiğin  ve savaş ortamtnln  daha da derinleşmesine  hizmet eder.
            Dolayısıyla  hukuk  ayıbmdan yargı pratiğini  kurtarmamız  gerekir.   Çok  eski bir baro
            başkanının  tabiri ipe hukuk cinayeti  işlememeliyiz.  Bu tiir soruşturmalar  halklmın  dost-
             luğuna  da hizmet  etmez.  Son olarak tamamen  ön yargısal  olarak yakalama  karannda
            tutuklamaya  yönelik  bir yönlendirme  olduğunu  düşünüyoruz.  Tutuklamanın  ön koşulları
             hukuk  dilinde ölçülülük,  görünüşte  haklılık,  gecikmede tehlike  halinin üçününde  bir
             arada olması gerekir.  Oysa olayımızabaktığımızda  görünüşte  büyük bir haksızlık  var-
             dır. Dünya  bile  bu soruşturmaya  şaşırmıştır.  Büyük  barolann  ve uluslararası  yargı  kuru-
                                             ||4
   458   459   460   461   462   463   464   465   466   467   468