Page 441 - 2014-2016 Çalışma Raporu
P. 441
büyümekte, hastalandıklarında uygun tedaviler görememekte, nitelikli eğitim hakların-
dan mahrum kalmakta ve her türlü riske açık hale gelmektedirler.
Mülteci yoksulluğu, beraberinde çocuk ölümleri, çocuk işçiliği, dilencilik, çocuk fuhuşu
ve ticareti de mücadele edilmesi gereken komplike sorunlar olarak artış göstermektedir.
BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin 22. maddesi'ne göre, Türkiye kendi toprakla-
rında mülteci olan tüm çocukların Sözleşme'de yer alan haklardan faydalanması için
gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. 02.09.20l5 tarihinde üç yaşındaki Alan Kur-
di'nin, Muğla llinin Bodrum Ilçesi sahiline wran cesedi, insanlığın kendisi ile yüzleş-
mesini sağlayarak tüm dünya ülkelerini mültecilik hakları konusunda yeniden düşün-
meye itmiştir. Henüz 3 yaşında iken ölen Alan Kurdi'nin ölümünden tüm dünya ülkeleri
gibi Türkiye'de sorumludur.
En temel insan hakkı olan yaşam hakkının ihlali ne yazık ki çocuklara yönelik olarak
her geçen gün artış göstermektedir. Bölgemizde Kürt sorununa paralel gelişen toplumsal
olaylarda devletin negatif yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve doğrudan kamu görev-
lilerinin fiili ile ortaya çıkan yaşam hakkı ihlallerinin yanı slra yine toplumsal olaylarda
birçok çocuk anlamını dahi bilmediği ağır suçlamalarla tutuklanmakta, karakollarda,
sokaklarda, cezaevlerinde kolluk güçleri tarafından şiddette maruz ka|arak, uzun süre
sağlıksız cezaevlerinde tutuklu kalmaktadırlar.2014 yılı Ekim ayında Kobani de yaşa-
nan İŞİO katliamını protesto amaçlı bölgemizde yapılan destek eylemlerinde ölen kişi-
lerden 6'sının çocuk olduğunu, yüzlerce çocuğunda tutuklanarak, ağır cezalarla sonuç-
lanan yargılamalara tabi kaldıklarını hatırlatmak isteriz.
0l. 0l. 2015 yılı başından bu güne kadar; devletin güvenlik güçleri tarafından, 'Silahla
vurulmak, bombayla öldürülmek, mayına basmak, zırhlı araç altında kalmak, savaş
uçaklarıyla wrulmak' gibi nedenlerle yaşamını yitiren çocuk sayısı rakamlarlate|afuz
edilmesi bizleri yaralamakla blrlikte, ne yazık ki 34'ü buldu. Beltullah AYDIN(I1),
Hasan NERSE(I7), Mehmet Hıdır TANBOĞA(I5), Muhammet AYDEMİR (l4), Or-
han ASLAN(16), Fırat ELMA(l6), Baran ÇAĞLI(7), Emin YANAŞ(I0), adem iRıp-
GÜN(l6), Mazlum TIjRAN(16), Fırat SİMPiL(l3), Cemile ÇAĞIRGA(I3), Muham-
med Tahir YARAMlŞ(henüz 35 günlük bebek iken), Sait NAYICI(16), Zeynep TAŞ-
KIN(17), Bünyamin inc(ı+;, Selman AĞAR(ıO), Tahsin URAY(l3), Elif ŞİM-
ŞEK(8), Berat GÜZEL(l2), Veysel ATILGAN(9), Helin Hasret ŞEN(l2), Azad ER-
TAŞ(l6), Diyar AKIN(l2), Mustafa AŞLIĞ(l6) yaşında iken bölgemizde yaşanılan
çatışmalı ortamda 26 Temmuz 2015 tarihinden bugüne kadar oldukça kısa bir sürede
öldürülen 25 çocuktur.
Yakın tarihimizde Uğur Kaymaz, Medeni Yıldırım ve Roboski katliamında( l7'si ço-
cuk) gördük ki, failler devlet erkince korunmuştur. Kamu görevlilerinin faili olduğu bir
çok çocuk ölümü çezasız kalmakta failleri adeta sistematik bir şekilde ödüllendirilip
beraat ettirilmektedir. 26 Temmuz 2015 Tarihinden bugüne kadar kolluk güçleri tara-
findan öldürülen 25 çocuğunda ölümü ile ilgili başlatılan soruşturma dosyalarında he-
nüz hiçbir ilerleme kaydedilmemesi bu dosyalarında üstünün örtülüp, faillerinin yargı-
lanmama ihtimalini düşündürmektedir.
Aynı hezimetle karşı karşıya kalmamak adına; bölgemiz genelinde devam etmekte olan
silahlı çatışmalarda, çocukların yaşama ve korunma haklarına ilişkin olarak, devletin
BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi'nin 38. maddesinde yeralan, çocukların yaşama
hakkını teminat altına alma, silülı çatışmalardan etkilenen çocuklara koruma ve bakım
sağlamak üzere mümkün olan her türlü önlemi de almak zorunda olduğunu hatırlatmak
isteriz. Yaşam hakkı ihlal edilen çocuklara yönelik soruşturmaların bağımsız bir biçim-
|36

