Tutuklu Milletvekillerinin serbest bırakılması çağrısı

06.12.2013

 

 

 

05 Aralık 2013/Diyarbakır.

 

 

Değerli basın emekçileri;

Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı, 1215 tarihli Magna Carta’dan /İngiltere’deki Büyük Özgürlük Fermanından beri en temel insan hakkı olarak kabul edilmektedir. Kişilerin özgür olmadığı,her an tutuklanma ve uzun süre tutuklu kalma tehlikesiyle yüz yüze olduğu bir toplumda diğer özgürlüklerden ve hiç kimsenin özgürlüğünden söz edilemez.

 

Kişi özgürlüğü hakkı Anayasa’nın 19.maddesi, taraf olduğumuz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 5. maddesi ve daha bir dizi uluslar arası insan hakları belgesinde koruma altına alınmıştır.  Ne yazık ki, bu temel hakka öteden beri keyfi tutuklama kararları ve makul olmayan uzun tutuklama süreleriyle haksız ve hukuka aykırı şekilde müdahale edilmeketdir. Özellikle Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemelerinde yapılan yargılamalarda, uzun ve makul olmayan tutukluluk süreleri ağır bir insan hakları sorununa yol açmıştır. Halen başta öğrenci, gazeteci, siyasetçi,belediye başkanı ve milletvekili olmak üzere binlerce insan, çoğu beş yıl gibi uzun bir süredir  tutuklu olarak yargılanmaktadır. Uzun tutukluluk sürelerinin yol açtığı ağır mağduriyet ve insan hakları sorunu kamu vicdanını yaralamış ve toplumsal bir soruna dönüşmüştür. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yıllardır, Türkiye’deki uzun tutukluluk uygulamasını eleştiren ve bu uygulamayı insan hakları ihlali olarak tespit eden kararlarına ragmen, yargının uygulamasında bir iyileşme görülmemiştir. Makul olmayan uzun tutukluluk sorunun bir kriz haline dönüşmesi üzerine 2012 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tutuklamaya ilişkin yasal hükümlerde kısmi ve  iyileştici bir düzenleme yoluna gitmiş, adli kontrol hükümlerinin kapsamını genişletmiş, ancak yargının tutuklamaya ilişkin uygulaması değişmemiştir.

 

Anayasa Mahkemesi 04 Temmuz 2013 tarih ve 2012/100 sayılı kararıyla CMK’nın 102. Maddesinde yazılı azami tutuklama süresi olan beş (5) yılı,  aynı yasanın 250.  Maddesi ile yetkili Özel Ağır Ceza Mahkemelerinin görev alanına giren suçlar bakımından iki kat olarak düzenleyen (10 yıl) TMK 10. maddeyi Anayasa’nın 19.maddesiyle güvence altınmış kişi özgürlüğü hakkına aykırı bulmuştur. Ne yazık ki, Anayasa Mahkemesinin bu kararının  gerekçesi Resmi Gazetede yayınlandığı halde,beş yıl veya beş yıla yakın süre tutuklu olan sanıklar da tahliye edilmemektedir.

 

Nihyet Anayasa Mahkemesi İzmir Milletvekili olan  ve beş (5 ) yıla yakın bir süredir başka bir davadan tutuklu olarak yargılanan Sayın Mustafa Balbay’ın tutuklama süresine ve seçilme hakkının ihlaline ilişkin kişisel şikayetini iki gün önce karara bağlamıştır. Anayasa Mahkemesi 04.12.2013 tarih ve 2012 /1272 sayılı bu kararında; 5 yıllık bir tutuklama süresinin makul bir süre olmadığını ve bu uygulamanın Anayasanın 19. Maddesinin ihlalini oluşturduğuna hükmetmiştir. Mahkeme aynı kararında başvurucu milletvekilinin tutukluluk durumunun Anayasanın 67. Maddesinde korunan ‘SEÇİLME HAKKININ’ da ihlaline yol açtığına karar vermiştir.

 

Anayasa Mahkemesi kararları, yasama,yürütme ve yargı organlarını bağlar. Hiç bir kişi,organ veya mercii anayasa mahkemesi kararlarını göz ardı edemez. AİHM’e yapılan kişisel başvuruya paralel olarak ulusal düzeyde oluşturulan Anayasa Mahkemesine kişisel şikayet yolunun temel amaçlarından biri de, ülkede yasal düzenlemeler ile adli ve idari uygulamalar bakımından insan haklarına dayanan ortak bir standardı oluşturmaktır. Bu nedenle kararın icrası çerçevesinde başvurucunun kişisel mağduriyetinin sona erdirilmesi/diğer bir ifadeyle Mustafa Balbay’ın tahliye edilmesi gerektiği gibi, özellikle makul olmayan tutukluluk durumu bağlamında SEÇİLME HAKKININ DA İHLAL EDİLDİĞİ tespiti nedeniyle aynı durumda olan diğer tutuklu milletvekilllerinin de tutukluluk haline son verilmesi gerekmektedir. Diyarbakır Barosu olarak, Mustafa Balbay’ın yanı sıra halen tutuklu olan milletvekilleri; Sayın Selma Irmak, Sayın Faysal Sarıyıldız, Sayın İbrahim Ayhan, Sayın Gülseren Yıldırım ve Sayın Kemal Aktaş’ın tutukluluk durumlarına son verilmesi çağrısında bulunuyoruz. Tutuklu Milletvekillerinin serbest bırakılması hukukun, mahkeme kararının  ve halk iradesine saygının gereği olduğu gibi,aynı zamanda toplumsal barışa da bir katkı sunacaktır.

 

Daha önce bazı yasal değişiklik ve sözünü ettiğimiz Anayasa Mahkemesinin azami tutukluluk süresine ilişkin kararına ragmen,uygulamanın değişmemesini dikkate alarak, Hükümeti ve Parlamentoyu da göreve çağırıyoruz. Tutuklu milletvekili sorununa kesin ve köklü bir çözüm bakımından Anayasanın 83.maddesinde de değişiklik yoluna gidilmeli, özellikle “fikirsel” ve “politik” niteliği bulunan suçlar bakımından milletvekili dokunulmazlığı sınırlandırılmalı,milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması her koşulda Meclis Kararına bağlanmalıdır.

 

Saygılarımızla,

 

 

Diyarbakır Barosu YK. adına

         Av. Tahir ELÇİ

Diyarbakır Baro Başkanı