TMK 10. Madde Uyarınca Kurulan Mahkemelerin Kaldırılması

11.02.2014

 

 

TBMM Gündeminde Bulunan “TMK 10. Madde Uyarınca Kurulan Mahkemelerin Kaldırılması ve Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ”ne

 Dair Görüş ve Önerilerimiz.

                                                                                                                                  11.02.2014/Diyarbakır

 

İktidarda bulunan Adalet ve Kalkınma Partisi (Ak Parti) milletvekilleri tarafından 06 Şubat 2014 tarihinde “Terörle Mücadele Kanunun 10 uncu Maddesi Uyarınca Kurulan Ağır Ceza Mahkemelerinin Kaldırılmasına ve Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığına sunulmuş, Teklif bu gün itibariyle TBMM Adalet Komisyonunda ele alınmaya başlanacaktır.

Kanun Teklifinin ilişkin olduğu konulara ve özellikle kaldırılması öngörülen Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemelerinin uygulamalarına dair daha önce de çeşitli vesilelerle Diyarbakır Barosunca kamuoyuna açıklamalar yapılmıştır. Kanun Teklifinin kapsadığı konuların önemi, gerek son bir aydır hukuki-adli alana dair yaşanan olağanüstü gelişmeler ve gerek se Kürt Sorunun demokratik çözümü amacıyla yürütüldüğü belirtilen “barış ve çözüm süreci” ile ilgili gelinen aşama ve Kanun Teklifinin de bu gün itibariyle Meclis Adalet Komisyonunda görüşülecek olması karşısında, bu görüşümüzün kamuoyuna ve yetkili makamlara sunulması ihtiyacı duyulmuştur.

Kanun Teklifinin,17 Aralık 2013 tarihinde İstanbul Savcılığınca başlatılan, bazı Hükümet üyeleri, onların yakınları ve bazı üstü düzey bürokratlara sirayet ettiği belirtilen ve kamuoyunda “Rüşvet ve Yolsuzluk” soruşturması olarak bilinen soruşturma ve bu soruşturmadan sonra yaşanan tartışmalarla bağlantılı olarak ortaya çıktığını ifade etmek isteriz.

Kanun Teklifi ile 1961 Anayasasında 1971 yılında yapılan bir değişiklikle “Devlet Güvenlik Mahkemesi” adıyla hukuk sistemine giren, kurulduktan bir süre sonra Anayasaya aykırı bulunarak kaldırılan, ancak 1982 Anayasasıyla kalıcı hale gelen, sıkıyönetim mahkemelerinden sonra 1987 yılından beri çeşitli adlar altında faaliyetlerini kesintisiz olarak sürdüren olağan üstü mahkemeler ortadan kaldırılmaktadır.  Teklif ile başta yakalama, tutuklama, arama, el koyma, iletişimin tespiti ve teknik araçlarla izleme, müdafinin dosyayı incelemesi gibi temel tüm soruşturma tedbirleriyle ilgili sanık haklarını güçlendirici düzenlemeler öngörülmektedir. Bu nedenle, Hükümetin kendisine yönelik bir tertip olduğunu iddia ettiği bir soruşturma vesilesiyle de olsa bu Kanun Teklifinin gündeme gelmesi, kapsadığı konuların önemini ortadan kaldırmamaktadır.

 

 

 Diyarbakır Barosu, Kanun Teklifinin; başta özel yetkili mahkemelerin kaldırılması olmak üzere bir dizi iyileştirici ve pozitif düzenleme içermekle birlikte, düzenlemenin hukuksal, adli ve toplumsal birçok yönden yetersiz ve toplumsal beklentilere yanıt vermediği görüşündedir. Şöyle ki;

Teklifle 6352 Sayılı Kanunun Geçici 2 inci maddesi uyarınca görevlerine devam eden (Özel Yetkili Mahkemeler) ile TMK’nın 10. Maddesi uyarınca kurulan Ağır Ceza Mahkemeleri kaldırılmakla birlikte, bu mahkemelerin olağanüstü niteliğine hukuksal zemin oluşturan Terörle Mücadele Kanunun yürürlükten kaldırılması öngörülmemiştir.

Daha önce Devlet Güvenlik Mahkemelerinin, bir süredir Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemelerinin başta kişi özgürlüğü ve adil yargılama hakkı olmak üzere birçok temel hak ve özgürlüğü ihlal eden uygulamalarının temel dayanağı Terörle Mücadele Kanunudur. Bu mahkemelere olağanüstü nitelik kazandıran ve bu mahkemelere olağanüstü yetkiler veren temel hukuksal enstrüman olan Terörle Mücadele Kanunu ve bu kanunun hükümleridir. Bu nedenle adından “özel yetkili” kavramını çıkarsanız da aynı amaçları gerçekleştirmek üzere ve aynı araçları başka mahkemelere verdiğinizde o mahkemeyi gerçekte kaldırmış olmazsınız.

TMK 10 maddesi uyarınca kurulan özel yetkili mahkemeler kaldırıldıktan sonra, TMK’nunu tümüyle yürürlükten kaldırmak ceza hukuku tekniği ve ceza kanunun bütünselliği bakımından gerekli olduğu gibi, böyle bir düzenleme Kürt Sorununun demokratik çözümü bakımından da süreci geliştirici ve güçlendirici bir unsur olacaktır. Tam bir yıl önce başlatılan “barış ve çözüm süreci” çerçevesinde bu güne kadar bir tek silahlı çatışmanın yaşanmamış olmasını da dikkate alan Parlamento, bu Teklifle birlikte TMK’yı tümüyle yürürlükten kaldırma fırsatını değerlendirmelidir.

Diyarbakır Barosu; DGM’lerden başlamak üzere olağanüstü yargılamalar sonunda verilmiş ve infaz edilmemiş tüm mahkûmiyet hükümleriyle ilgili yeniden yargılama yapılmasını, haklarındaki mahkûmiyet hükmü infaz edilmiş kişilere ise sembolik de olsa bir tazminat verilmesini öngören bir düzenleme de önermektedir.

Ancak hâlihazırdaki Kanun Teklifi ile ve yerel seçimler öncesi böyle bir düzenleme olanaklı olmazsa da, aşağıda dört (4) madde halinde sunulan öncellikli ve acil önerilerimiz /değişiklikler mutlaka Meclis gündemindeki Kanun Teklifiyle birlikte düzenlenmelidir.

 

1-TMK’nın “terörün tanımı” başlıklı 1 inci maddesi değiştirilmeli, suçlar arasında eşitsizlik ve adaletsizliğe yol açarak cezaları ½ oranında artıran bu yasanın 5. Maddesi mutlaka yürüklükten kaldırılmalıdır.

2-5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin Uygulanmasına Dair Kanunda suçlar arasında infaz eşitsizliğini öngören “Koşullu Salıverilme” başlıklı 107. Maddesinde eşitsizliği giderici bir düzenlemeye gidilmelidir.

3-Türk Ceza Kanunun (TCK)  “örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyenler örgüt üyesi gibi cezalandırılır.” biçimindeki 220/6 maddesi yürürlükten kaldırılmalı, TCK’nın 314/2 maddesinde düzenlenen “silahlı örgüt üyeliği” tanımına açıklık getirilmelidir.

Silahlı örgüt üyeliğinin tanımı; belirli, öngörülebilir ve yargıca ceza hukukunun ilkelerine de aykırı şekilde geniş takdir yetkisi tanımayacak bir şekilde yeniden düzenlenmelidir.  

4-Yaşam hakkının mutlak ve sınırlamaz niteliği ilebu hakkın her türlü kamusal yarardan üstün ve önceliği gözetilerek, gerek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 100. Maddesi ve gerekse 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin Uygulanması Hakkında Kanunun 16. Maddesinde değişiklik yoluna gidilmelidir. Buna göre;

a)      CMK’nın 100. Maddesinin son fıkrasında tutuklama kararı verilemeyecek nedenler arasına, “tutukluluğun infazı koşulları sanığın hayatı için tehlike oluşturuyorsa….” ibaresi de eklenmelidir.

b)      İnfaz Kanunun 16. Maddesinin 2. Fıkrasında mevcut “…Ancak bu durumda bile hapis cezasının infazı, mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa mahkûmun cezasının infazı iyileşinceye kadar geri bırakılır.” düzenlemedeki “kesin” ibaresi kaldırılmalıdır.

c)      Keza aynı maddenin 6.paragrafındaki mevcut “Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik  nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen mahkûmun cezasının infazı üçüncü fıkrada belirlenen usule göre iyileşinceye kadar geri bırakılabilir.” biçimindeki düzenlemeden “….ve toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen..” ibaresi kaldırılmalıdır.

 

TBMM gündeminde bulunan ve bu gün saat: 15.30’da Adalet Komisyonunda görüşülmeye başlanacak olan Kanun Teklifi ile birlikte yapılmasını önerdiğimiz düzenleme ve değişiklikleri kamuoyunun ve yetkililerin dikkatine sunuyoruz.

                   Saygılarımızla,

             Diyarbakır Barosu adına

           Av. Tahir ELÇİ /Baro Başkanı