TAHİR ELÇİ'NİN SESİNDEYİZ...

28.11.2017

TAHİR ELÇİ'NİN SESİNDEYİZ...

28/10/2017 Diyarbakır

 

Tahir Elçi’nin aramızdan alınışının ikinci yılında, aramızdan alındığı Dört Ayaklı Minare'nin altında, tüm sevenleri ve dostlarıyla bir aradayız. Yüreğimizdeki  acı, keder ve öfke katlanarak büyümektedir. Biliyoruz; ölüm, çoğu zaman bir cam kırığı gibi keskin ve kalanlar için sonsuz bir burukluktur. Ve yine biliyoruz ki; bu burukluğumuzun yarına kalan bir sesi vardır. Bu ses hukukun, vicdanın ve adaletin hiç kısılmayacak sesi, yani Tahir Elçi'nin sesidir. 

Bu inançla yineliyoruz; Tahir Elçi'nin sesindeyiz... 

            Tahir Elçi’nin iki yıl önce tam da buradan bütün taraflara "savaşa, operasyona ve çatışmaya karşı" yükselttiği sesin duyulmamış olması; siyasi, hukuki ve toplumsal alanda büyük tahribatlar ve kırılmalar yaratmıştır. Yaşanan bu olumsuzlukların devamında ülke demokratik kazanımlardan uzaklaşarak hiç olmadığı kadar baskıcı bir rejim sürecine girmiştir. Evrensel insan hakları hukuku, demokratik ve bireysel haklar askıya alınmış, Anayasa ile güvence altına alınan basın özgürlüğü, örgütlenme ve sendikal haklar gibi demokratik siyasal rejimlerde   vazgeçilemeyecek temel haklar sınırlandırılmıştır.

 

2015 yılının Temmuz ayı Türkiye için onarılması güç sorunlarla karşı karşıya kalınan yeni bir sürecin başlangıcı olmuş, bu sürecin devamında Tahir Elçi’nin katledildiği 28 Kasım 2015 tarihi ise Türkiye’nin demokrasiden ve barıştan alenen uzaklaştığı bir sürecin miladı olmuştur. Bu tarihten itibaren siyasal iktidarın demokratik değerlere sırtını dönmesiyle başlayan yeni süreç, başta insan hakları ihlallerinde artış, sivil yerleşim alanlarında çatışmaların yaygınlaşması,  göç ve duygusal kopuşun başlangıcı da olmuştur. Çözümün, diyalogun ve müzakerenin yerini maalesef yeniden şiddet ve güvenlikçi politikalar almıştır. Geçen iki yıllık süre zarfında ebedi başkanımızın dikkat çektiği ve engellemek için de hayatını ortaya koyduğu olaylar bütün ağırlığıyla yaşanmış ve toplumda izleri silinemeyecek derin yaralar açmıştır.

 

Türkiye’nin demokrasiden uzaklaşması aynı zamanda Kürt meselesinin de demokratik ilkeler çerçevesinde çözüm yöntemlerini zorlaştırmaktadır. Daha önce de tecrübe edildiği üzere ülkedeki derin siyasal krizlerin baş göstermesinin temel nedeni, Türkiye devletinin demokratik teamüllerden uzaklaşması olmuştur. Demokratik teamüllerden uzaklaşmanın tezahürü devletin Kürt meselesinde güvenlikçi politikalarına geri dönüşü olmuş böylelikle toplum, çatışmaların yorgunu ve mağduru olmaya itilmiştir. Tahir Elçi'nin katledilmesi tam da bu siyasal ve demokratik zeminden geri dönüşün başlangıcı olmuştur.

 

Yürürlükteki OHAL rejiminin kaldırılması, geçmişle yüzleşmek ve Tahir Elçi suikastının aydınlatılması bu minvalde yeniden normalleşme zeminini yaratarak sorunların şiddetten uzak demokratik zeminde tartışılmasını sağlayacaktır. Ne yazık ki siyasal iktidarın bu normalleşmenin başlayacağına dair bir iradeyi ortaya koymuyor olmasını üzülerek gözlemlemekteyiz.

 

Değerli basın emekçileri ve Tahir Elçi'nin değerli dostları,

 

 Suikastın üzerinden geçen iki yıla rağmen ne yazık ki soruşturma dosyasında olayın faillerinin tespit edilmesine yönelik somut hiçbir bir ilerleme kaydedilmemiştir. Tahir Elçi dosyası önemsenerek itinayla soruşturulan bir dosya olmaktan ziyade, sıradan bir soruşturma dosyası haline dönüştürülmektedir. Dönemin Başbakanı ve Adalet Bakanının  “faillerin bulunacağı” beyanı ve taahhüdüne rağmen söz verenlerin bu resmi söz ve taahhütlerine aykırı davranması tipik bir devlet refleksi örneğini oluşturmaktadır. Bu durum bizleri kaygılandırsa da bizler adaletin tecelli edeceği umudumuzu halen koruyor ve korumak zorundayız.Bu suikast aydınlatılmadığı sürece Türk Hukuk siteminin adalet terazisi "AİL" kalacaktır.

 

Her fırsatta dile getirdiğimiz üzere yeni ve karanlık sürecin başlangıcına zemin sunan Tahir Elçi suikastının tüm yönleriyle aydınlatılması  güçlü ve etkin bir kamu iradesinin ve hükümet desteğinin ortaya konması ile mümkün olacaktır. Devlet olmanın sorumluluğu gereği bu beklenti, talep ve temennimiz haklı ve meşrudur.

 

Bu ülkenin Başbakanı oldukları dönemde Dicle'nin kenarında kurdun kaptığı bir koyunun mesuliyetini üstlenenlere bir kez daha sesleniyoruz. Tahir Elçi bir baro başkanı, saygın bir hukukçu ve insan hakları savunucusuydu, Dicle'nin kıyısında değil Diyarbakır'ın merkezinde onlarca kameranın önünde adeta canlı yayında katledildi bugünün Cumhurbaşkanı olarak  mesuliyetinizin gereğini yerine getirmenizi bekliyoruz.

 

Biz Diyarbakır Barosu üyeleri olarak; ömrünü ağır insan hakları ihlalleriyle mücadeleye adayan, son nefesinde bile şiddete karşı barış ve demokrasiyi savunan ebedi başkanımızın aramızdan alınışının ikinci yılında kendisini bir kez daha saygıyla anıyor, barış, demokrasi, özgürlük ve insan hakları mücadelesini sürdürmeye devam edeceğimizi belirtmek istiyoruz.

 

 

Av. Ahmet ÖZMEN

Diyarbakır Barosu Başkanı