Tahir ELÇİ için İstanbul buluşması

30.11.2016



Tahir ELÇİ anması haftası etkinlikleri kapsamında Diyarbakır Barosu ve Hrant Dink Vakfı ile ortaklaşa hazırlanan "Tahir ELÇİ için İstanbul buluşması" anma töreni,  29.11.2016 tarihinde Bakırköy Leyla GENCER Kültür Merkezi'nde gerçekleştirildi.

 

Davetlilerin yoğun katılımı ile gerçekleştirilen anma törenine Tahir Elçi'nin eşi Türkan Elçi, avukatlar ve hak savunucuları  katılım gösterdi.  Baro Başkanımız  Av. Ahmet Özmen'in açılış konuşması yaptığı anmada Sezgin Tanrıkulu, Orhan Kemal Cengiz, Ümit Biçer ve Türkan Elçi birer konuşma yaptı. Ayrıca Tahir Elçi soruşturma dosyasının avukatlarından Mahsuni Karaman ile gazeteci Burcu Karakaş, Elçi soruşturmasının ne durumda olduğuna dair mini bir röportaj gerçekleştirdi.  Feryal Önel ile Zelal Gökçe'nin müzikleri ile katıldığı gecede Kürtçe, Türkçe ve Ermenice şarkılar söylendi, Tahir Elçi belgeselinden kısa bir bölüm izlendi.

 

Baro Başkanımız Av. Ahmet Özmen'in açılış konuşması:

 

Değerli Tahir Elçi dostları ;

 

Saygı değer insan hakları savunucuları ve misafirler ;

 

Öncelikle bu gecenin organizasyonunda Diyarbakır Barosu ile ortaklaşan ve büyük bir emek sarf eden Hrant Dink Vakfı'na ve Dink ailesine teşekkür ederiz.

 

Ebedi ve sevgili Baro Başkanımız Tahir ELÇİ, Kürt coğrafyasının kadim şehri, halkların ortak diyarı Diyarbakır’da tarihi Dört Ayaklı Minarenin yaralanmış ve adeta feryat eden ayaklarının altında; tarihi ve kültürel mekanlarda, yaşam alanlarında savaşın olmaması gerektiğini, bunun yıkım getireceğini ve barışı sağlamanın en temel görev olduğunu haykırmıştı.

 

Dost ve düşman herkesin kabul ettiği üzere, bu haykırışın sahibi; insan hakları mücadelesine adanmış safi bir ömrün mimarı; mazlumların adalet arayışının kılavuzu ve kuşkusuz barışın önderiydi. Tahir Elçi, mahkeme tutanaklarında yankılanan "kaybedilenlerin" çığlığı, hiçbir mekana ve hiçbir zamana sığmayan dirayet, zarafet ve telaştı. Fırtınanın geleceğini salık veren bir rüzgar gülüydü aslında. Nitekim toplumun bağrında derin yaralar açan yıkımın ve zulmün pusuda olduğunu ve ölenler kadar eksildiğimiz bu zamanın kapımızda beklediğini bizlere duyurmak ve bizleri uyarmak isterken öldürüldü! Bir yıl önce kameralar önünde işlenen vahşi cinayetle barış istemenin bedelini o da şirin canıyla ödeyenlerin kervanına katıldı. Tıpkı Hrant gibi...

 

Tahir ELÇİ,1990'lı yıllarda yaşanan ve ağır bedeller ödenen sürecin tanığı olarak; bir aydın, hukukçu ve insan hakları savunucusu sorumluluğuyla her fırsatta ve her süreçte toplumsal barışın tesisi için çaba sarf etmiş, herkesi toplumsal sorunların özellikle de Kürt sorunun çözümüne katkı sunmaya davet etmiştir.  Aldığı son nefese kadar da bunu yapmaya devam etmiştir. Sahip olduğu tecrübe ve öngörüleriyle yaşamını yitirdiği gün bile bütün tarafları, bu yakıcı savaşın sivil yerleşim alanlarında yaratacağı muhtemel tahribatlar konusunda uyarmıştır. Maalesef bu uyarılar muhataplarınca dikkate alınmamış, kent merkezlerine taşınan çatışmalarla birlikte yaşanan ölümler ve yıkımlar toplumsal sorunları daha da derinleştirmiştir. Yaşananlar, var olan sorunların derinleşmesinin yanı sıra, yeni sorun alanları yaratmış ve sorun alanlarından beslenen gelişmeler ülke demokrasisine ağır bir darbe indirmiştir.

 

Kendisinin bir yıl önce haykırarak işaret ettiği ve engellemek için de hayatını ortaya koyduğu talihsiz olaylar bütün ağırlığıyla yaşandı. Toplumu kasıp kavurdu. Hepimizde kaybolmayacak derin izler bıraktı. Kent merkezleri yaşanılmayacak hale geldi, binlerce insan yaşamını yitirdi, yüz binlerce insan yerlerinden edildi, tarihi ve kültürel mirasımız adeta yok edildi. Sokağa çıkma yasağı adı altında olağanüstü rejimlere özgü uygulamalarla temel hak ve özgürlükler askıya alındı. Büyük mücadelelerle az da olsa elde edilmiş demokratik kazanımlar hukuksuz uygulamalarla ortadan kaldırıldı. Halkların demokratik toplum özlemi, yıkılan kentlerin enkazı altında kaldı. Barış umudu, bir avuç suda boğduruldu. Barışçıl bir çözümün, esaslı diyaloğun ve müzakerenin yerini maalesef yeniden kapsamlı şiddet ve çatışma politikaları aldı.

 

Barışı savunan insanlara yaşatılan baskı ve zulme karşı susanlar, vicdan ve barışın, gelecek nesiller için varoluş gerekçesi olduğunu unutmamalıdırlar. Dünyanın devranı döndükçe biliyoruz ki zalimler, hakkettikleri cezayı alıp tarihin çöplüğüne bir gün gideceklerdir. Ancak barışın Elçi’si, dünya halklarının kalbinde mümtaz yerini almış bir değer olarak hiç unutulmayacaktır.  Tıpkı Hrant gibi...

 

Başkanımız Tahir ELÇİ’nin hepimize bıraktığı miras, her ne olursa olsun barışı talep etmek, mazlumları savunmak ve korumaktır. Şu kısacık yaşamında yarattığı değerlerin, inanç ve kararlılık işi olduğunu kuşkusuz ondan öğrendik.

 

Başta Diyarbakır Barosu, dostları ve arkadaşları olarak bugün buradan bir kez daha belirtmek isteriz ki ömrünü faili meçhul cinayetlerin aydınlatılmasına ve cezasızlıkla mücadeleye adamış olan Tahir Elçi’nin soruşturma dosyasının faili meçhul dosyalar kervanına katılmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Aradan geçen bir yıllık sürede soruşturma dosyasında faillerin ve arkalarındaki karanlık odakların tespitine yönelik bir mesafe kat edilmemiş ise de dosyanın yılmaz takipçisi olacağımızdan kimse kuşku duymamalıdır. Tahir ELÇİ'nin aydınlattığı faili meçhul cinayetlerin gereği olarak toplumun, her bireyin ve her hukukçunun  kendisine bu anlamda borçlu olduğunu belirtmek  isteriz.

 

Ebedi Başkanımızın kahredici yokluğunun birinci yılında kendisini sevgi ve minnetle anıyor, bu vesileyle bir kez daha bize bıraktığı mirasa sahip çıkacağımızın sözünü verip barış, demokrasi, özgürlük ve insan hakları mücadelesini sürdürmeye devam edeceğimizi belirtmek isteriz.

 

 

 

 

Diyarbakır Barosu Başkanı

Av. Ahmet ÖZMEN