SİVİL SİYASETE YÖNELİK OPERASYONLAR KABUL EDİLEMEZ...

27.10.2016

SİVİL SİYASETE YÖNELİK OPERASYONLAR KABUL EDİLEMEZ...

Basına ve Kamuoyuna

25.10.2016 tarihinde Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanları sayın Gültan KIŞANAK ve sayın Av. Fırat ANLI, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturmalar kapsamında gözaltına alınmıştır.

Yürütülen soruşturmalar kapsamında Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanları Gültan KIŞANAK ve Fırat ANLI'nın konut, araç ve makam odaları ile Büyükşehir Belediyesi hizmet binasının tamamına ilişkin arama ve el koyma kararı verilmiştir. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Hizmet Binasında  arama ve el koyma işlemi birden fazla kolluk görevlisi tarafından, birden fazla birimde eş zamanlı olarak yapılmış, buna karşın arama ve el koyma işlemlerinde sadece üç avukatın bulunmasına izin verilmiştir. Bu nedenle belediye hizmet binasında arama ve el koyma işlemleri esnasında avukatlar sadece Eş Başkanlardan Av. Fırat ANLI'nın makam odasında yapılan işlemelere katılabilmiştir. Büyükşehir Belediyesi ana yerleşkesinde yapılan arama ve el koyma işlemlerine avukatların katılma olanakları sağlanmaksızın gerçekleştirilmiştir. Belirtmek isteriz ki, yürütülen soruşturmalarda yapılan adli işlemler, Ceza Muhakemesi Kanununda düzenlenen hükümlere aykırı şekilde  gerçekleştirilmiştir. OHAL ile birlikte  çıkarılan Kanun Hükmünde Karaamelerin adli süreçlere ilişkin getirdiği uygulamalar; temel hak ve özgürlükleri kısıtlamakta/ortadan  kaldırmakta ve keyfi uygulamalara da zemin oluşturmaktadır.

Halkın büyük bir umut ve destekle sahiplendiği çözüm süreci, 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra rafa kaldırılmış, çatışmalı süreç yeniden başlamıştır. Çatışmalı süreçle birlikte, başta yaşam hakkı olmak üzere birçok temel hak ve özgürlük ihlal edilmiş/ortadan kaldırılmış; 15 Temmuz darbe girişiminden sonra ilan edilen OHAL ile birlikte temel hak ve özgürlükler ile demokrasi çıtası daha da düşürülmüştür. Kürt Meselesinin nihai çözümü için barışçıl yol ve yöntemlerden vazgeçilmiş, Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana var olan geleneksel bakış açısı ile yani güvenlikçi politikalarla Kürt Meselesine yaklaşılmaya başlanmıştır. Bu geleneksel bakış açısı çerçevesinde halkın ve sivil toplumun tüm itirazlarına rağmen DBP'ye bağlı  birçok belediyeye kayyum atanmış, onlarca belediye başkanı ve meclis üyesi gözaltına alınmış veya tutuklanmıştır. Aynı şekilde HDP Diyarbakır İl Eş Başkanlarının da aralarında bulunduğu birçok siyasetçi gözaltına alınmıştır.

Tüm bu uygulamalar Kürt sorununun çözümü için vazgeçilmez olan  demokratik siyaset alanını daraltmakta ve sivil siyaseti işlevsiz bırakmaktadır. Diyarbakır Barosu olarak, sivil siyaset kanallarının kapatılmasının ve Kürt Meselesinin şiddet sarmalına itilmesinin sorunları daha da büyütüp toplumsal ayrışma ve kutuplaşmaya sebebiyet vereceğini bir kez daha dile getirmek isteriz. Sorunların siyasal zeminde çözümünden uzaklaştırılıp adli ve kolluk birimlerine havale edilmesini doğru bulmamaktayız. Geçmişte uygulanmış benzer metotların çözümden ziyade sorunu derinleştirdiği bilinen bir gerçektir. Özellikle Kürt siyasetçilerin Parlamentoda gözaltına alınarak tutuklanmalarının yarattığı sonuçlar acı bir şekilde tecrübe  edilmişken bugün aynı yol ve yöntemlere başvurulması yanlışta ısrardır.

Ayrıca ve önemle belirtmek isteriz ki, Temmuz 2015'ten bu yana  önemli toplumsal olayların yaşandığı günlerde sadece bölgemizde  sistematik olarak inteet bağlantıları kesilmekte ve iletişim kanalları kapatılmaktadır. Son olarak Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanlarının gözaltına alınmasından sonra başlayan ve halen devam etmekte olan inteet bağlantısı kesintileri halkın haber alma hakkı, iletişim özgürlüğü, ifade özgürlüğü gibi temel hak ve özgürlüklerini tamamen ortadan kaldırmaktadır. Öte yandan inteet kesintileri bir çok kamusal hizmetin aksamasına sebebiyet vermekte ve vatandaşları da  mağdur etmektedir.

Demokrasinin olmazsa olmazı olan seçimlerle göreve gelmiş halk iradesini temsil eden yerel yöneticilere yönelik operasyonların ve yerel yönetimlere kayyum atamalarının kabul edilemez olduğunu, demokratik kazanımlara ve halkın iradesine müdahale niteliğinde olduğunu belirtmek isteriz. Başta Kürt meselesi olmak üzere, toplumun tüm sorunlarının demokratik zeminde, diyalog ve müzakere ile çözüleceğine inanmaktayız. Sorunlara, siyasal kanallar dışında çözüm arayışlarının sorunları büyüteceğini ve toplumda derin ayrışmalara sebebiyet vereceğini ısrarla belirtmek isteriz. 27.10.2016

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

                                                                                                                                   Diyarbakır Barosu Başkanlığı