Savunma Susmadı, Susmayacak!

30.06.2020

Değerli Basın Mensupları,

80 Baronun itirazına rağmen, Baroları haktan, hukuktan koparan; toplumsal kutuplaşmayı daha da derinleştiren; meslektaşlarımızı örgütsüz bırakacak olan avukatlık kanununda değişiklik öngören yasa tasarısı bugün meclise sunuldu.

Bu tasarıya karşı baro başkanlarımız tarafından başlatılan 19 Haziran Savunma Yürüyüşü, Ankara’da baro başkanlarının hukuksuz bir şekilde 27 saat boyunca ablukaya alınması, sonrasında gösterdiğimiz mücadele ve direniş sonunda barikatların kaldırılmasıyla sona ermiştir. Ankara yürüyüşü sonrasında da söylediğimiz üzere yasa tasarısı geri çekilinceye kadar demokratik protesto hakkımızı kullanacağımız defalarca kamuoyuyla paylaştık. Bu mücadelemizin bir parçası olarak bugün karşınızdayız.

Mart ayında gündeme getirilen bu değişiklik girişiminin meslektaşlarımız, barolarımız ve yurttaşlarımız açısından yaratacağı hak kayıplarını, tahribatları açıklamaya çalıştık. Burada bir kez daha açıklayacağız.

Barolar; kolluk birimlerinde, cezaevlerinde, keşif ve haciz mahallinde, adliyelerde ve hatta duruşma salonlarında şiddete uğrayan, hakarete maruz kalan, görevini yapması engellenen avukatların ilk başvuracağı kurumlardır. İşte bu değişiklik ile Baroları 1,2,3 diye numaralandırarak avukatları ayrıştırmayı, kutuplaştırmayı ve örgütsüz bırakmayı amaçlıyorlar.

Barolar yaşamın her alanında şiddete uğrayan, cinayete kurban giden kadınların ve onların yakınlarının bir telefon uzağındadır. Bu bağlantıyı koparmayı hedefliyor bu yasa değişikliği.

Barolar, istismar mağduru çocukların son sığınağıdır. Bu sığınağı yıkmayı hedefliyorlar.

Sistematik bir hal alan işkence ve kötü muameleye karşı susmamızı; mağdurlarla, dayanışmamızı bu insanlık suçu ile mücadele etmemizi engellemek istiyorlar.

Hasankeyf’e yaptıkları gibi doğal ve kültürel mirasın yok edilmesine karşı susmamızı ve görmezlikten gelmememizi istiyorlar.

Halkın oylarıyla seçilmiş belediye başkanlarının üretilmiş delillerle hapsedilip yerlerine kayyum atanmasına sessiz kalmamızı istiyorlar. Halk iradesi tanımayanlar, baroları etkisizleştirme projesini “temsilde adalet” şeklinde yutturmaya çalışıyorlar. 

Bağımsızlığını ve tarafsızlığını tümden yitirmiş yargının son ayakta kalan ve kurucu unsuru olan Baroları da etkisiz hale getirmeyi, itiraz etmeyen, boyun eğen bir toplum hedefleniyor. Böylece yurttaşın adil yargılanma hakkından mahrum bırakmayı amaçlıyorlar.  

Unutulmamalıdır ki etkisizleştirilmiş avukatlar ve barolar, tüm toplumun bireysel ve kolektif haklarından her gün daha da ödün vermesi, güçlünün ve gücü elinde bulunduranın karşısında savunmasız bırakılması anlamına gelmektedir. 

Bu bütün avukatların onur mücadelesidir. Bu yasa geçse de, bedeli ne olursa olsun bu mücadeleden bir adım geri atmayacağız. Yine meslektaşlarımızla dayanışma içinde olacağız. Yine tüm yurttaşların bireysel ve kolektif hakları için mücadele edeceğiz.  

Biz avukatlar toplumun vicdanıyız. Bunu bilmeyenler, yada şu anda işlerine gelmediği için çarpıtan yetkilere bir kez daha hatırlatıyoruz. Bizler 12 Eylül darbesine, 15 Temmuz darbe girişimine de karşı çıktık ve halk iradesine her koşulda saygı duyduk. Biz genç kadınlarımız başörtüleri nedeniyle üniversite kapılarından kovulduğu, kamu hizmetine alınmadığı zamanlarda da bu yasakçı zihniyete aynı kararlılıkla sahip çıktık. Biz her koşulda inanç ve ifade özgürlüğüne sahip çıktık. Bunu bilmeyenleri bilip de çarpıtanları Diyarbakır Barosunun tarihine baksınlar. Çünkü biz temel hak ve özgürlüklere  konjonktürel olarak değil; her zaman ve her koşulda savunulması gereken insani, hukuki ve ahlaki bir sorumluluk olarak yaklaşıyoruz.

Bu ilkelerden hareketle hak, hukuk ve adalet mücadelemizi aynı kararlılıkla sürdüreceğiz. Yandaş ve temel amaçlarından uzaklaşmış baroları asla kabul etmeyeceğiz.

Savunma susmadı, susmayacak.

Diyarbakır Barosu