Kobani ziyaretine ilişkin izlenim ve basın açıklaması.

31.01.2015

 

 

 

 

Diyarbakır Barosu

Kobani ziyaretine ilişkin izlenim ve basın açıklaması.

31.01.2015

 

         Diyarbakır Barosu Başkanı Av. Tahir ELÇİ ve Yönetim Kurulu üyelerinden oluşan Diyarbakır Barosu heyeti, 30.01.2015 tarihinde Kobani'deki durumu yerinde görmek, hukuk ve insan hakları ile diğer konularda yapılabilecekleri tespit etmek üzere Kobaniye bir ziyaret gerçekleşmiştir.

         Bu amaçla aynı gün Suruç ilçesinde Şanlıurfa Valisi İzzettin KÜÇÜK ve İlçe Kaymakamı Abdullah ÇİFTÇİ ile görüşme yapılmış, ardından Suruç Belediye Başkanlığında HDP Şanlıurfa Milletvekili İbrahim AYHAN ile PYD Eş Başkanı Asya ABDULLAH ile de kısa bir görüşme gerçekleştirilmiştir.




         Heyetimiz Mürşitpınar Sınır Kapısından geçtikten sonra burada Kobani Kantonu Eş Başbakanı hukukçu Enver MÜSLİM ve beraberindeki bir heyet tarafından karşılanmıştır.

         Baro Başkanımız Av. Tahir ELÇİ ve Kanton Başbakanı Enver MÜSLİM şehir meydanında orada hazır bulunan basın mensuplarına birlikte bir açıklamada bulunmuş, ardından hep birlikte şehrin mahalle ve caddeleri gezilmiş ve incelemeler gerçekleştirmiştir. Kanton Başbakanı MÜSLİM DAİŞ çeteleriyle yapılan savaş ve sergilenen dirineşe ilişkin ayrıntılı bilgiler sunmuştur. Heyetimiz Kobanide Kürt savaşçıların askeri araç, silah ve sayısal üstünlüğe rağmen Daiş çetelerine karşı gögüs gögüse bir savaş ve Dünyada benzeri görülmemiş kahramanca bir direniş sergilendiğini tespit etmiştir.

         Heyetimiz şehirdeki tüm binaların yıkıldığını, şehrin tam bir harabeye dönüştüğünü, şehirde neredeyse hiç sivil insanların yaşamadığını, şehrin tüm cadde ve sokaklarında patlamamış havan mermileri ve diğer savaş artıklarının bulunduğunu, bazı caddelerde insan cesetlerinin açıkta bulunduğunu, şehirde su, elektrik ve diğer altyapı hizmetlerinin tümüyle çöktüğünü ve bu haliyle şehrin bir yaşam alanı olmaktan çıktığını izlemiştir.

         Kobani Kantonu Halk Yüksek Mahkemesi Başkanı Sayın Ferhan Hacı İsa ile yaptığımız görüşmede heyetimize şu bilgileri aktarmıştır:

          ‘‘Bizim bu dünyada kaybedilmek istenilen bir hakkımız var, ayrı bir halk olma, ayrı bir millet olma hakkımız. Kendi iradesini kendi yönetimine egemen kılma hakkımızdır. Suriye rejimi ve uluslar arası birçok oluşum bizim bu hakkımızı, irademizi yönetimimize egemen kılma hakkımızı, bizi biz olarak kabul etmelerini isteme hakkımızı kabul etmiyorlar.  Bizim bu anlayışlardan ve bu devletten bir şekilde kopmamız gerekiyor. Kimseye bağlı olarak tanınmak istemiyoruz. Kimseye bağlı olmamalıyız.  Suriye rejimi Baas rejimidir, Arap İslam rejimdir. Bu rejim bizi hiçbir şekilde biz olarak tanımıyor. Bizi biz olarak tanımayan rejim, bizi uluslar arası camiada temsil edemez.  DAİŞ (IŞİD) savaşı da bu tanınmamanın, bizi kabul etmemenin sonucu olarak ortaya çıkmış ve DAİŞ’i üzerimize saldırmışlardır. Suriye’deki olayların başlamasından sonra bizim kurduğumuz iyi kötü, kendi kendini idare eden ve yürüyen bir sistem, bir mekanizmamız vardı burada.  Ancak bizi görmezden gelen bizi yok etmek isteyen Baas İslam rejimi anlayışı DİAŞ’i üzerimize saldırdı. Bu savaş bizi görmezden gelme ve yok etme savaşıydı. Bizim istediğimiz Kürt milletinin kendi kendini yönetme iradesini egemen kılmaktır. Suriye dışındaki tüm Kürt grupları da isteklerimizin bu olduğunu dünyaya bu şekilde bildirmelidirler. Kobani Suriye muhalefetinin içinde telaki edilmemelidir. Biz Suriye içindeki muhalefetin içinde değiliz. Biz Kobani sistemini kurarken diğer tüm azınlık kesimler ve özellikle dini azınlık kesimleri buraya gelerek Kobani de huzur buldular. DAİŞ 388 tane köyümüzü işgal etti. Rakka ile birlikte 420 tane köyümüz DAİŞ’in eline geçti. Bize hayatı yaşanmaz hale getirdiler. Köylerimizi insansızlaştırmak için tümünün alt yapılarını tahrip ettiler. İçme suyu kuyularımızı bile doldurup kapattılar. Bunlar bir insanlığı yok etmek için bize saldırdılar. Bunların derdi İslam falan değildir. DİAŞ insanlarımızın başını kesmek ve öldürmekten ayrı olarak  onları ekonomik olarak da çökertme ve bittirme amacı güttü.Bize bu amaçlarla saldırdı. Bu nedenle tüm dünya Kürtleri olarak uyanık olmamız lazım. Siyasetten yok edilmek istenilen haklarımız unutulmamalıdır. Bu Baas İslam rejimi bizimle birlikte irademizi de ütopyamızı da yok etmek istiyor. Bizim geliştirmek istediğimiz barış içinde çoklu olarak birlikte yaşama şeklinde olan insanlık projemiz yok edilmek isteniliyor. Bizim bu projemiz tüm Kürtler tarafından desteklenmeli ve geliştirilmelidir. Kobani’yi yeniden imarında bize her türlü maddi destek şarttır. Ancak dünyanın bizim bu siyasi irademizi de desteklemesi gerekir. DAİŞ savaşı bizim için bir dramatik zaferdir. Bu zaferde medeni dünyanın payı küçümsenemez. Az da olsa barbarlığa karşı bir savaş olan bu insanlık projemizi destekleyen ve bizimle birlikte savaşan Türk savaşçı kardeşlerimiz de vardı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti gözlerini kapatıp, bazı şeyleri görmemezlikten gelmek suretiyle zaferimize dolaylı da olsa katkı sunmuştur. Bu iyiliği inkar edemeyiz. Kıymetini ve anlamını biliyoruz. Ancak burada yine en büyük destek Kuzeydeki Kürtlerin destekleri ve protestoları olmuştur. Türkiye’den bize gelen gıda yardımının % 80’i Kuzeydeki halkımızın desteği ve yardımları ile olmuştur. Kürtler güneyi ile Kuzeyi ile bizi tam desteklemişlerdir, bizi yalnız bırakmamışlardır. Bu zafer sadece bizim zaferimiz değildir, tüm Kürtlerin ve uygar dünyanın barbarlığa karşı elbirliği zaferidir.’’

 

         Kobani Kantonu Başkanı ve aynı zaman bir hukukçu olan Enver Müslüm ise  heyetimize şu bilgileri aktarmıştır : ‘‘DAİŞ saldırıları sonrası göç eden ve kuzeyde yaşamak zorunda bırakılan halkımız şimdi yavaş yavaş geri dönmek istiyor.  Ancak görüldüğü gibi şu an bu kentte yaşamaları ve iaşe ihtiyaçlarının giderilmesi tamamen imkansızdır. Kentin yeniden imarı yılları bulacaktır. Bu nedenle biz öncelikle sınırın bu tarafında bir kamp kurmak istiyoruz.  Geri gelenleri önce oraya yerleştirmek ve acil ihtiyaçlarını bir şekilde bu kampta gidermek istiyoruz. Bu kamp ilerleyen zamanlarda sayıca büyürse ona benzer birkaç tane daha kurulabilir. Ancak bu konuda medeni dünyanın bize yardım etmesi gerekir. Bizim kendi imkanlarımız ile bunu gerçekleştirmemiz mümkün değildir. Uluslar arası kuruluşlar ( Rêxistinê nav netewi ) bize bu konuda acilen yardımda bulunmalıdırlar. Bu yönde tüm Kürtler elinden gelen yardımı yapmalı ve bulunduğu yerden uluslar arası kuruluşlar nezdinde girişimlerde bulunmalıdır. Heyetinizin gelişi bizi çok mutlu etmiştir.’’ dedi.

            Görüşmelerin bir kısmına katılan ve  bize dozdar Ali (savcı Ali bey) olarak kendisini tanıtan kişi de:  ‘‘Fazla bir şey söylememe gerek yok. Her şey gözlerinizin önündedir. Sizin buradan götürebileceğiniz bir tek kare fotoğraf dahi bizim nasıl bir güce ve barbarlığa karşı savaştığımızı göstermektedir. Bu nedenle gelişinizi çok önemsiyor ve değer veriyoruz.’’ dedi.

            Böylece arkamızda tamamen yıkılmış, yaşanmaz hale gelmiş, ama barbarlığa karşı insanlık onurunu korumuş ve yeniden küllerinin içinden dirilmek için maddi ve manevi her türlü desteğe ihtiyacı olan bir kenti bıraktık. 

            Heyetimiz Kobani DAİŞ ( İŞİD) saldırıları nedeniyle kenti tümüyle terk eden Şanlıurfa ve diğer çevre illerde yaşayan sivil halkın, Kobani'nin DAİŞ ( İŞİD) çetelerinden temizlendikten sonra  geri dönmek için girişimlerde bulunulmaya başlanmış ancak Kanton Başbakanın da yukarda ifade ettiği gibi hali hazırda yerleşime uygun bina bulunmadığından veya çok az bulunduğundan şehrin yakınında acilen geçici bir kampın oluşturulması gerekmektedir. Bu şekilde Kobani merkezine yakın kampa yerleşecek sivil halkın Kobani şehri ve evlerinin inşasına katılım imkanı daha kolay olacaktır.

            Kobaniye geri dönmek isteyen sivillerin yaşamı için en büyük tehlikelerden biride başta mayın, patlamamış havan mermileri ve diğer savaş artıklarının yol açacağı risklerdir. Bunun için Uluslararası kurumların ve özellikle kara mayını ve savaş artıklarını temizleme konusunda uzman olan kurumların acil desteğine ihtiyaç bulunmaktadır. Diğer yandan komşu ülke Türkiye'de halen AFAD tarafından henüz tamamlanan 35.000 kişilik modern bir kamp oluşturulmuş, şimdilik geri dönmek istemeyen veya dönme imkanları bulunmayan Rojavalı veya diğer Suriyeliler için çok önemli bir imkan sunmakla birlikte, geri dönüş için esas yardım ve katkının sınırın öte tarafından Kobani yakınlarında oluşturulması istenen kampın yapımına sunulması önem arz etmektedir.

            Öte yandan Kobani halkıyla dayanışma ve Kobaninin yeniden inşaası için Kürt toplumu ve bölgedeki kişi ve kurumlara tarihi ve önemli bir sorumluluk beklemektedir. Her kurumun Kobanideki bir kurum binasının, her iş adamının Kobanideki bir evin inşasına veya imkanları olan her ailenin Kobanili bir ailenin evinin yeniden oluşturulmasına katkı sunması veya bunu tümüyle üstlenmesi sorunun çözümüne kalıcı ve önemli katkı sunacaktır.

            Bu amaçla Diyarbakır Barosu olarak Kobani Adliyesinin ve Barosunun yeniden İnşası için üyelerimiz arasında bir destek kampanyası başlatılacaktır. Diyarbakır Barosu Bölgedeki tüm kurum ve imkanı olan kişilere bu yönde Kobani halkına katkı sunmaya davet etmektedir.

            Diyarbakır Barosu olarak Kobani ve Rojava / Suriye'nin diğer bölgelerinde DAİŞ ( İŞİD) tarafından işlenen insanlığa karşı suçların soruşturulması ve Uluslararası Ceza Mahkemesi ( UCM ) tarafından başlatılan soruşturmaya katkı sunmak ve müdahil olmak amacıyla Rojava'da İnsanlığa karşı işlenen suçların delilerini toplamak için çalışma başlatacak, bu amaçla Kobaniye ziyaret ve incelemeler devam edecektir.

 

                                                         Kamuoyuna saygı ile sunulur.           

                                                   Diyarbakır Barosu Yönetim Kurulu adına

                                                       Av. Tahir ELÇİ / Baro Başkanı

 

Not: Baro Başkanımız Av. Tahir ELÇİ, Yönetim Kurulu üyelerimiz ile birlikte 31.01.2015 tarihinde Baro Adli Yarım Merkezinde bazı Kürt Kanallarında canlı olarak yayınlanan KOBANİ izlenimleri ve değerlendirmelerini ayrıntılı ve sözlü olarak basına tümüyle KÜRTÇE sunmuştur.