Kılıçdaroğlu'na Yapılan Saldırıyı Kınıyoruz...

22.04.2019

Türkiye son zamanlarda gittikçe yükselen bir linç ve adaletsizlik kültürü ile karşı karşıya.  Politik bir argüman olarak kullanılan ayrıştırıcı, düşmanlaştırıcı,  kutuplaştırıcı nefret söylemi; maalesef olağan bir siyasal tercihe ve söyleme dönüşmüş durumda. Diyarbakır Barosu olarak her zaman dile getirdiğimiz üzere politik aktörlerin, kanaat önderlerinin kurduğu dil,kullandığı cümleler ve kavramların toplumdaki kaşılığı doğrudan şiddet eylemlerine dönüşmektedir. Politik çıkarlar uğruna söylenen her kelime ve cümle, toplumun farklı kesimlerini birbirinden daha uzaklaştırmakta, hatta düşmanlaştırmaktadır. Özelikle seçim döneminde siyasetçilerin nefret suçuna varan söylemleri, toplumun farklı politik, etnik ve inançsal kesimlerini birbirine karşı bilemekte, düşmanca tavır almalarına sebep olmaktadır.

İki gün önce Gebze Cezaevi önünde mahpus çocuklarının hayatından endişe duyan annelere karşı, yine Diyarbakır’da ve Mardin ili Kızıltepe ilçesinde barışçıl bir protesto eylemi yapmak isteyen insanlara karşı güvenlik güçlerinin takındığı hukuk dışı ve insanlık onuru ile bağdaşmayan tavrı, bugün ana muhalefet partisi genel başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik fiziksel saldırı ile zirveye ulaşmıştır.

Türkiye toplumunun muhalif kesimine yönelen bu hukuk dışı saldırılara karşı, adli ve idari makamların hoşgörüsü, iktidarın adeta bu tür saldırıları haklı gösteren ve meşru gören söylemleri, bu tür saldırılara zemin hazırlamakta ve teşvik etmektedir.

Bu kapsamda önceden planlandığı yönünde güçlü emareleri olan Sayın Kılıçdaroğlu’na yönelik gerçekleştirildiğini düşündüğümüz  saldırıyı, Türkiye halklarının bir arada yaşama fikrine karşı bir saldırı olarak değerlendiriyoruz. Bu saldırı bize, halen hafızlarımızda derin izler bırakan ve toplum olarak yüzleşemediğimiz Maraş, Çorum, Sivas olaylarını hatırlatmaktadır. Bu saldırının azmettirenlerini, planlayanlarını ve uygulayanlarını bir bütün olarak ortaya çıkarmadığımız ve hesaplaşmadığımız sürece güvenli bir gelecek kurmamız da maalesef oldukça zor görünmektedir.

 Sonuç olarak “devlet bekası” söylemi üzerine inşa edilen; demokrasiyi, insan haklarını ve temel hak ve özgürlükleri yok sayan bu paradigma; Türkiye halkları için barış, huzur ve refah getirmediği gibi bundan sonra da getirmeyeceği aşikardır. Ülkemizin ihtiyaç duyduğu daha fazla demokrasi, daha fazla hukuk ve bunlarla bağlantılı olarak daha fazla refahtır.

Bu vesileyle başta iktidar partisi olmak üzere tüm aktörlere sesleniyoruz; bu ülkeyi demokrasi ve ekonomik olarak yoksullaştıracak söylemlerden ve politikalardan vazgeçin. Toplumu ayrıştıran söylemleri ve politikaları derhal terk edin.

Son olarak,  CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na geçmiş olsun dileklerimizi sunuyoruz. Bu olayın arkasındaki güçler ile birlikte bütün yönleriyle ortaya çıkarılması için gerekli soruşturmanın yapılmasını talep ediyoruz. Diyarbakır Barosu olarak, her zaman ve her koşulda hukukun üstünlüğü, temel hak ve özgürlüklerin korunması  ve savunulması,  bütün farklı kimlik ve inançlara mensup kişilerin eşit haklardan faydalandırılması, toplumsal huzurun ve  nihai barışın  sağlanması yolunda  mücadele etmeye devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.                                                                              ,

DİYARBAKIR BAROSU BAŞKANLIĞI ADINA

Av. Cihan AYDIN